Kadın Orgazmına Yardımcı Etkenler

Cinsel birleşmelerde ya da aşk oyunlarında cinsel coşkuyu sağlamak için, kişilerin kafalarında bazı hayallerin canlanması olağandır. Genellikle mastürbasyon sırasında ve cinsel birleşmelerde kimi kişiler, hayal güçlerini kullanarak düşüncelerinde birtakım sahneler canlandırırlar. Bu imgeler genellikle cinsel coşkuyu arttıracak niteliktedir.

Kinsey'e göre, kadınlar daha çok önceden geçirdikleri denemeleri düşünme, eski anılarını canlandırma eğilimindedirler. Erkekler ise yaşamlarında yapmadıkları ve düşünceleri dışında yapamayacakları şeyleri düşlerler. Genellikle kadınların cinsel hayalleri erkeklere göre daha azdır.

Bununla birlikte kimi kadınların yalnızca hayal güçlerini kullanarak orgazma eriştikleri de bir gerçektir. Bu konuda kesin bilgiler elde etmek güçtür. Zira, kadınların cinsel hayal ve fantezileri ayıp, ya da suç sayıldığından, kesin sonuçlar elde edemiyoruz. Birçok normal kadınların hiç denemedikleri, hatta görmedikleri sahneleri kafalarında canlandırdıkları da söylenmektedir. Tümüyle normal kadınlar arasında bile, akraba aşkı (kardeş, ana-baba, evlât gibi çok yakın akraba ile cinsel ilişki kurmak), fahişelik, ırza geçme, homoseksüellik gösterme, mazohizm ve sadizm vb. gibi sahneleri düşündükleri açıklanmıştır. Bu gibi sahnelerde, kimi kadın baş rolü oynamakta, kimi kadın yalnızca seyirci kalmaktadır.

Bu tür hayal ve fanteziler kaygı yaratmamalı ve olağan karşılanmalıdır. Bu fantezileri sapıklık olarak kabul etmek doğru değildir. Zira, kişilerin çoğu kez hayallerinde kurdukları ve yaşattıkları sahneleri gerçekleştirmeye yanaşmadıklarını da söylemek yerinde olur. Aslında bu tür fantezi hayaller, kişilerin üzerindeki birtakım baskıları hafifletmek, hatta yok etmek, onların günlük yaşamlarını normal olarak sürdürmelerini sağlamak yönünden çok yararlı bile olabilir.

Bu hayaller kişilerin cinsel coşkularını arttırıyor, orgazm olmalarında yardımcı oluyor.ve böylelikle rahatlama ve mutluluklarına yol açıyorsa, kimsenin beyninin içindeki düşüncelere karışmaya hakkımız olmadığını bilmemiz gerekir.

Cinsel birleşmelerin yalnız fiziksel yönden değil, duygularla da karşılıklı uyumla doyuma ulaşması gerekir. Son derece basit ve önemsiz olaylar, cinsel doyumun ve evliliğin en önemli yönünü bozabilir. Bir zamanlar kendisini çok seven karısının, durup dururken soğuk davranması karşısında koca, ev işleri ve çocuk yetiştirme yükü altında yorulan eşinin duygularını anlamalıdır. Bunun gibi zor ve güç koşullarda çalışan erkeklerin de evliliğin ilk yıllarında olduğu kadar ateşli bir sevgili olamayacağı akla yakındır.

Cinsel bıkkınlık, eşlerin sevişmeyi her keresinde aynı okşamalar dizisin yinelemek, aynı yerde aynı pozisyonda sevişmek gibi şeyler, zevk ve eprisini yitirebilir. Böyle durumlarda eşlerin sevişmelerine değişiklik katmaları uygundur.

Tüm bunların yanında, cinsel yaşamın en önemli yanlarından biri, eşlerin birbirlerine alışmaları, birbirlerini öğrenmeleridir. Bunun için de aralarındaki sorunları açık konuşmaları son derece yararlıdır. Çoğu kez düşüncede yaratılan ideal sevişmeler, filmlerdeki kusursuz aşk sahnelerinde görülür. Bu gibi sahnelerde, kadının bedenindeki eksiklikler ya da erkeğin beklenmedik bir anda karnının guruldaması gibi şeyler olmaz. Gerçek yaşamda sevişenler ise herkes gibi insanlardır.

Cinsel birleşmelerde her davranış, erkekten beklenilmemelidir.
Erkeğin cinsel uyarım bölgeleri de, kadın tarafından gerektiğinde okşanmalıdır. Kadın bunu, onur kırıcı bir durum olarak nitelendirmemelidir.

Cinsel birleşmelerde ilk günler ağrı varsa penis, krem ya da en rahatı tükürükle kayganlaştırılabilir. Birçok çiftler çırılçıplak sevişmeyi isterler. Bazı erkekler, eşlerini gecelik içerisinde görmeyi dilerler. Tüm bu gibi özellikleri, eşler bulmak zorundadırlar. Normal, klasik biçimlerin biraz dışına çıkmak, anormal ya da sapıklık olamaz. Böyle düşünmek bile cinsel doyumu engeller.

Cinsel birleşmenin son bölümünde kadın canlı bir biçimde hareket etmeli ve kendi boşalmasını da kolaylaştırmalıdır. Bu karşılıklı işbirliği ile, her iki yanın da birbirlerinden bekledikleri yardıma gereksinimleri vardır. Bir çiftin yatak odasının yalnızlığı içinde, sevişirken birbirlerine yapabilecekleri hiçbir şeyin sapıklık, edepsiz, adi, iğrenç olamayacağı bilinmelidir. Ne var ki, eşler bunları severek, isteyerek, yüksünmeden yapsın. Çoğu kez kadınlar, utangaçlık ya da namus duyguları ile, cinsel birleşmeye çağrıda ilk adımı atmaktan, kendi duygularını artırabilecek yeni teknikler ortaya koymaktan çekinirler. Kadın hangi sevişme tekniğinin kendisine tad verdiğini bilerek, bunu eşinden isteyebilir.

Batı kaynaklı kitaplarda şöyle bölümler görülmektedir: «Sevişme sırasında önemli organlardan biri de dildir. Dilinizin hareket yeteneğini ve dayanıklılığını arttırmak için, şöyle egzersizler yapabilirsiniz, örneğin; bir külah dondurma alınız. Dilinizin ucu ile dondurmanın üstüne halkalar, desenler yapınız. Dondurmayı, külahı dudaklarınıza değecek kadar ağzınıza sokun, sonra yavaşça dışarı çekiniz. Dondurma erimeye ve kabından aşağı akmaya başlarsa, düşen her damlacığı dilinizle yakalamaya çalışınız.»

Cinsel doyumlarda ve cinsel tadın artmasında başka alıştırmalar da vardır. Genellikle cinsel organı geniş ya da gevşek kadınların kocalarının, bu konuda sık sık yakındıklarına tanık olmaktayız. Oysa cinsel birleşmede orgazm sırasında, vaginanın çevresindeki ve kalça içindeki kaslar kasılarak daralmayı sağlarlar. Bu ise bazı kalça, bacak jimnastikleri ve alışkanlıkla öğrenilebilir. Bunun için cinsel organ kalça ve karın kaslarını geliştirmek gerek. Bu kasları gerip gevşetmek, sık sık sırayı değiştire değiştire, dakikalarca her keresinde süreyi uzatarak hareketler yapılabilir.

Cinsel birleşme sırasında kadın, kendini erkeğinin yönetimine bırakabilecek durumda olmalı, ama arada onun tempo ve stilini etkileyebilmelidir.
Akla gelebilecek her türlü aşk oyununda, kadının erkeğe uymamdan, erkekler çoğu kez hoşlanırlar. Ama neyin ne zaman yapılacağını da, iki yan iyi bilmelidir. Yani kadın, erkeği mutlu bir eş yaparsa, o da daha iyi bir sevgili olur. Böylece hem cinsel mutluluk ve doyum artar, hem de erkeği başka kadınlara iten etkenlerden bir bölümü ortadan kalkmış olur.

Kadının iç çamaşırları, giysinin altında uyarıcı görünüm ruhsal yönden oldukça etkilidir.

Kişilerin gördüğü eğitim ve yetiştirdiği kültürel çevre, yaşadıkları toplumun koşullarına karşı tavırlarını etkiler. Eşlerin uyumunda bu etkenler önemli olmaktadır. Sözgelimi, evliliğin ilk yıllarında eşler çevrenin koşullarına uymakta zorluk çekerler. (Kira sorunu, kadının da çalışma zorunluğu, konut darlığı vb.). Eşler birbirlerinin alışkılarına, geldikleri çevrelerin koşullarına, ayrıca bedensel duygusal ve cinsel ayrılıklarına da uymak zorundadırlar.- Bu durumda eşler birbirleri için yalnızca birer birey değildir. Hem kendi yetiştikleri aile ve toplumun, hem de yeni girdikleri aile ve toplumun üyesi olmak zorundadırlar. İşte bu etkenler göz önüne alınmaz, ya da yeni girilen çevrenin koşullarına başkaldırmak istenirse, eşler arasında çeşitli konularda anlaşmazlıklar ve uyuşmazlıklar ortaya çıkar.

Eşler arasındaki kişisel ayrılıklar ve yaratılış özellikleri de çözümlenmesi güç sorunlara yol açabilir, örneğin: Cinsel birleşme konusunda eşlerden biri ya da her ikisinin gösterdiği dengesizlikler, cinsel yaratılıştaki ortaya çıkan fizyolojik yapı ayrılıkları, genel dayanıklık, direnme güçlerinin birbirini tutmayışı, heyecansal yapı, dünya görüşü, akıl ve ruh birliği vb. Bunlar gerçek cinsel uyumun sağlanması için, önemli öğelerdir. Tüm bu ve benzer ayrılıklara da uyumun sağlanması için, evliliğin üzerinden süre geçmesi gerekir. Bu süre kısa olabilir ya da yılları bulabilir.

Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena