Kızlık Zarı, Erdemi Ne kadar Korur?

Bu soruya hemen yanıt verelim: Hiçbir zaman ve hiçbir şekilde koruyamadığı gibi bu amaca yönelik eylemlerde, kimi olumsuzluklara, çarpıklıklara, erdemi daha da zedeleyecek durumlara sebep olur. Şöyle ki, bu tür kuşku tedirginlik ve de korku yaşayan kızlar organlarından ürkerler, kızlık zarım bozulursa diye dokunamazlar, yaşamın her bölümünde tedirgin olurlar. Örneğin 26 yaşına gelmiş bir kız “hocam temizlik, (taharetlenme) için bile ben organıma hiç dokunmadım” demişti. Bu kızların kafasında, kızlık zarı her an bozulacak ya da patlayacak bir bomba gibi karabasana dönüşmektedir.

Ruhsal yapılarından, örneklere gelince: “Rüyamda orgazm oldum bozulmuş mudur?”, “Kabız kalmışdım, büyük abdestimde kan gördüm bozulmuş mudur?”,”Şiddetli hapşurdum”, “Sevgilimle telefonda konuşurken içim geçti”, “ Bacaklarımın arasına yastık aldım?”, “İçeri girmeden kendi kendimi tatmin ettim?” gibi daha nice akıl dışı tedirginlikler onların hayatlarını karartıp kendilerine güven duygularını sarsmaktadır.

Kimileride bu kuşkulardan evlenmeye cesaret edemiyor. Çünkü kendilerine, sağlam yapılarına bile güvenemiyorlar. Bu kuşkular onları cinsel kimliklerinden soğutuyor, evlendiklerinde cinselliklerini yakalayamıyorlar.

Bu saydıklarım ve saymadıklarım dahil, kızlık zarında ayrıntılı bilgilere sahip olan kızlarımızın oranı da ne yazık ki %10’u geçmiyor.

Kızlık zarı üzerine yaratılan korku mitlerine gelince: “O kadar çok kanamış ki, kan tavana sıçramış”, “Bir başkasında ise duvara sıçramış”, “Birinde çarşaf çarşaf, birinde bardak bardak kanamış” aslında gelen kan bir damlayla bir kaç çay kaşığı kadardır.

Kızlık zarıyla ilgili acılara gelince: “O kadar çok acımış ki kadın çarşafları yırtmış”, “Bir başkasında tavan dönmüş dönmüş sanki üzerine yıkılmış” birine göre: “Eğer o gece acıdan ölmezsem, hayatın boyunca hiçbir acından ölmezmişsin”, “Biri hançerlenmiş gibi olmuş”, “Birileri acıdan kendini kaybetmiş”...

İşin aslı: Sevecen, yöntemi bile, olaya sıcak yaklaşan iki kişinin ilişkilerinde, acı değil zevk vardır. Organın amacı burnumuzun kokuya, gözümüzün ışığa programlanması gibi zevke programlıdır. Çünkü bu işlemden çocuk doğacak, soylar devam edecektir.

Bunca fırtına, anafor ve kaosun içinde, ve de bilgisizlikler yanında erkeklerimizin de koyratlığını düşünürsek, kızlarımız cinsel kimliklerini yakalayıp mutlu olabiliyorlarsa bunu da doğanın o müthiş gücünde aramak, onları kutlamak gerekir.
 

Sevgilerimle

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
0212 293 33 10-11

 

Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena