10 Lira

Bir Anadolu köyü, her köy gibi toprak kurak, yağmura aç. Yağmur yoksa, ineğinden danasına, tavuğundan kazına insanlar dahil herkes aç. Kente yol uzak. Hastalık gelir, gelirse ya kendi gider, ya da imamın muskası ve duası işe yararsa ne ala, değilse ecel onu alır götürür. Her köyde olduğu gibi toprak, kaya, gökyüzü, bulutlar aynı manzara sanki yazgının çizdiği açık ceza evi gibi bir yaşam alanı .

Köyde bir çocuk Mehmet, Ali, Veli bilmem adına ne demeli, aslında ne farkeder ki.. Öteki çocuklar gibi oda yalınayak büyüyordu. Arada bir gidilen kentten, alınan leblebiden payına ne düşerse onunla idare ederdi. İş için ise, aşılası dağlar, dağlar taşlar akşama yağsın aşlar, yaşamın değişmez rutinleriydi. Tek tür yemeğin yanında eğer inekleri yani ayran varsa, kuru boğaza iyi gelirdi. Soğan onlara tarlanın bir hediyesiydi.

Osman, Ali, Veli adını bilmem ne demeli, köyde ilkokulu, kente gelin gitmiş bir akrabasının yanında ortaokulu bitirdi. Artık ayakkabıları vardı.

O tarihte ortaokula bitirenleri sınavla Astsubaylığa alıyorlardı. Aile bunu bir kurtuluş gibi gördü. Sınava gönderilmeye karar verildi. Herkes biriktirdiği metal paralarını ona verdi. Bu çiçeği burnunda genç, sınav için büyük kente gönderildi. Bir iki gün neyse, acıkınca ekmek yenilir geçer, su çeşmeden içilir, gece bir parkta da yatılır da, çocuğun dönüş parası yoktu. Trene kaçak binmeyi göze alamıyor, çünkü bir sorun yaşamaktan korkuyordu.

İstasyonda şaşkın şaşkın dolaşırken, önüne sanki gökten bir mucize düşmüş gibiydi. Yer de bir 10 lira duruyordu. Adımını attı, paranın üstüne bastı öylece durdu. Adeta birinin malını çalmış gibi, çekingen gözlerle etrafına baktı, ortalık tenhalaşınca eğildi 10 lirayı aldı. Doğru bilet gişesine yollandı, bilet artık cebindeydi. Köyüne, esaretten kurtulmuş bir kahraman gibi indi. Çünkü sınavı kazandığına emindi.

Aradan 5 yıl geçti, kente bir uzman doktor atandı. Ufak şehirde doktor durumu gereği hemen bir çevre edindi. Bir süre sonra, dostları arasına giren bir kadın yeni mezun bu Astsubayı doktorun 18 yaşındaki kız kardeşiyle evlendirme çabalarına girdi ve olumlu sonuç alındı.

Aradan 5 yıl daha geçti, doktor İstanbul’a atandı. Sözünü ettiğimiz kadında yeni kurduğu hayatı gereği, İstanbul’a taşınmıştı. Doktorun ailesi ile dostluklarını geliştirdi. Eşi de bu dostluğun içindeydi. Aradan bir süre daha geçti. Kadının kocasının ilk eşinden bir oğlu, doktorun kız kardeşininde bir kızı vardı. Bu çöp çatanımız bu kızla oğlanın evlendirilmesinde rol oynadı ve başardı.

Kız hukuku bitirdi. Her şey yerli yerine oturmuştu. Avukat olan kadın mesleki alanda basamakları adeta uçarcasına aşıyordu. Halen Türkiye’de adı duyulmuş en güçlü avukatlardan biri. Ünü ülke sınırlarını aşmış yurtdışında da hukuk büroları kurdu. O günden bu yana bu iki jenerasyonu aile içine bir kurt düşmedi. Bir masal dünyasında yaşıyor gibiler. Zaten şu 10 lira da bir masal gibi değil mi yani?...

10 lira deyip geçmeyelim, yeri geldiğinde şansın ve aklın yardımıyla kullanmasını bilenlere mucizeler yaratır.


Sevgilerimle

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena