2011’DE MUTLU YILLAR



Her yılbaşına bir ay kala, gazeteler dergiler, televizyonlarda ve tüm iletişim organlarında, epidemik bir salgın başlar. Bunun adı YILDIZ FALIDIR. Onlara göre herkesin bir burcu vardır. Ayda bir gün içinde burç değişir. Örneğin 15 Martta doğan kişi falanca burçta olur da, 16 Martta doğmuşsa, hemen yazgısı, kimliği, duyguları değişiverir gibi. Şu an nerede oldukları bile belli olmayan, milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki taş kül ve ateş yığını yıldızlar, ne yaratıcı haşa Allahı tanırlar, ne ana babadan gelen kimliği, ne eğitimi ve kişinin çabalarını, toplumun yapısını ne de tarihini tanırlar. Kabaca 12 guruba ayrılır tüm insanlar. Böcek türleri gibi. Bu yıldız falı sahtekarlığı, insanların hoşuna gittiği için avutucu bir masal gibidir. Ancak yaratığı sonuçlar tehlikelidir

Bu yıldızların ara açılarını ölçmeye Nasa’nın bile gücü yetmezken, iki çıkarcının ortaya attıkları safsatalarla kişilerin kimlikleri belirlenir. Aslında bu, insan kavramını ve soyunu aşağılamaktır.

Çünkü kişi pasifize edilir, bu duruma takılıp kadere bağlanır. Kader de değişmeyeceğine göre Allah adına, Allahtan geldiğine inanılan bu kavram, bizim inancımıza, aile ve toplum değerlerimize de ters düşer. Kimliğimiz yıldız falcılarının, yani adı üstünde falcılarının iki dudakları arasına bırakılır.

Yani, inancımıza göre asla kabul edilmeyen, bileme felsefeye, soyumuza, ailemize ve olması gereken çabamıza uymayan bul fal sistemi Babilden ve eski Mısırdan kalma safsatalardır. O günlerin ilkel yorumlarıyla, günümüzdeki insanların geleceğiyle, kaderiyle oynanır.

Sonra ne olur? Neredeyse her dakika açı değiştiren o yıldızlar, o ölü taş kül yığınlarından beklentisi olanlar, kendi güç ve girişimlerine de güvenlerini yitirirler.

İşin daha da kötüsü, bir zamanlar iş verenler, iş için başvuranları, burçlarına göre işe alıyorlardı. Bir yanda, yetersiz biri, patronun burç seçimine uygun diye işe alınır, kendisi ve ülke için umut olan yetenekli biri işe alınmaz. Bu durumda aşklarda, evliliklerde de öncelikle aranan bir belirleyici etken oluyor. Böylece parlak ve mutlu bir şans, taş yığınlarının yarattığı doğumdaki kör talihe! bağlanıveriyor.

Bir zamanlar yazdığım gazeteye, bu konuda günde çuvallar dolusu mektuplar gelirdi. Bir gün içlerinden rasgele 1000 tane aldım, üzerinde bir çalışma yapmıştım. Bu konuda aşağıda o mektuplardan örnek ve yorumlar okuyacaksınız.
 


Yıldız Falı Safsatası

Sağlıkla ilgili somut öneriler bir yana, yıldız falı gibi tümüyle soyut olan konuları, somut olaylara uydurur ve bundan kesin sonuçlar çıkarır, bunu okuyucuya yansıtırsanız, sonuç mutlu içerikler de taşısa, genelin yanlışları, özelleri ve kişileri zor durumlara düşürür.

Bu konuyu biraz daha açıklığa kavuşturalım:

Burçlar ve yıldızlarla ilgili bir kitap, 5. baskısı yapılmış, İngilizceden çeviri. Kitap okuma alışkısı henüz yerleşmemiş ülkemizde, 5. bası'sı yapıldığına göre, alıcısı var ve çok demektir.

Kitaptan ilkin bir iki pasaj okuyalım: «Halatınıza yeni bir yön vermek istiyorsanız, yeni şartlar yıldızı Pluton size yol gösterebilir. Dikkati çekmek, ün yapmak, herkesten ayrı bir yolda ilerlemek istiyorsanız, değişiklikler yıldızı Uranüs'e başvurmanızı söyleyeceğiz. Edebiyatta başarı ise, zeka, hareket yıldızı Merküri'nin elindedir. Onunla hoş geçinmeye bakın.»

Kişilerin yazgı felsefesine tutsaklığını, beklentisini bilen yazarlar, ünlü falcılar, yayın organları, öylesine etkinlik kazanmışlardır ki, gizemsel doğa üstü metafizik güçlere inanç, söylentilerin abartılmasıyla da olağan üstü ilgi görmektedirler, Örneğin: Her yılbaşı ünlü falcıların, o yıl olacaklar hakkında görüşleri, gazetelerde yayınlanır. İnsanın evrensel zaaflarına doyum arayan ve bu zaaflarına umut ve teselli vermeyi amaçlayan gazetelerin fal köşelerine gelen mektup sayısı, olağanüstü çokluktadır. Toplumun her kesiminden gelen bu mektuplardan bir bölümünü aşağıda sunuyorum. Bu mektupları sunmadan önce bir yayın organında böyle bir mektuba verilen yanıtı görelim:

Zaten yıldızlarınıza bakınca vicdanı ses vermeyen biri olduğunuz anlaşılıyor. Terazi burcunda doğmuşsunuz. Sevgi yıldızı da Terazide. Ay da Akrepte. Gerek Güneş gerek Ay ağır yıldızlarla sert açılar yapıyorlar. Bu yüzden zevklerine düşkün, başkalarını hiç düşünmeyen, bencil bir insan olmuşsunuz. Mertlikle yakından ilgisi bulunan Mars da ters durumda zaten. Sevdiğiniz erkek Boğa burcundan. Ay Terazide ve Sevgi yıldızı da İkizlerde. Onun Güneş ve Ayı da sert etki alıyor. Hem kendisi epey havai ve çift kısmetli. Bir süre sonra sizi bırakacak ve genç bir kızla evlenecektir. Bu ilişkisinin ömürlü olmayacağını bilmeniz gerekir. O erkek şimdilik sizinle gönül eğlendirmektedir. Oturup düşünmeli ve kararınızı vermelisiniz. Hem kendinizi değil çocuğunuzla eşinizi düşünseniz daha iyi edersiniz. Başarılar dilerim.

Bu yanıtta falcının kişiyi, yıldızlar adına, katı biçimde suçladığını görüyoruz. Oysa, kişinin yazgısını yıldızların belirlediğine falcı da inanıyorsa, bu suçlama tümden yersiz ve de hattini aşmaktır.

Yukarıda örnekte görüldüğü gibi, bir kişiyi aşağılık kompleksine sürükleyici bu tür suçlamalar sakıncalıdır. Bir yandan bu suçlamayla kişinin ruhsal yapısı altüst edilirken, öte yandan falcı da, başkalarının yaşam ve yazgıları üzerindeki yetkisini aşıyor. Mektup sahibi bir çelişkisini dile getirerek, içinden çıkamadığı sorununa çözüm aramaktadır. Buna tek bir kişi yani kendi karar veriyorsa başka, tüm yaşamına egemen sandığı, yazgısını belirleyen yıldızlar adına söyleniyorsa başkadır. Yıldızlar böyle yazmış ve çizmişse geleceğini! buna inanan kişi, çaresiz bir boyun eğişten başka ne yapabilir?
 


Yukarıda sözünü ettiğim gazeteye gelen mektuplardan örnekler:


• Biz bir ay önce görücü usulü evlenen iki çiftiz. Eşim subay, ben öğretmenim. Şimdilik anlaşıyoruz ama, geleceğimiz hakkında bilgi rica ediyorum.

• 2 Eylül … Cuma günü öğle namazı okunurken doğmuşum, bekar kızım. Lütfen hastalıklarım olacak mı, evliliğim, çocuklarım, eşim bu konuları çok merak ediyorum. Aydınlatırsanız minnettar kalırım.


• Ben üniversitede okuyan gene bir kızım. Zarif ve güzel giyinen, zeki, esprili ve iddialı bir insanım. Etrafımda çok fazla hayranım olduğu halde hiçbirini beğenmiyorum. Lütfen istediğim gibi bir insanla karşılaşıp, yuva kurup kuramayacağımı bana bildirir misiniz?

• Yılında saat onaltıda doğmuşum. Yıllarca büyük bir hayranlık ve ilgi çemberi içindeydim, fakat ailem tutucu olduğu için hep reddetti. Haset kişiler ise bazı girişimleri önlediler, evlenemedim. Çevrem de yok. Bir tanesi bu engelleri aşıp evlenebilecek miyim? Evlenebileceğim kişi nerede karşıma çıkacak? Ne zaman evlenebileceğim? Çocuğum olacak mı? Lütfen cevap yazın.


• Doğumlu genç bir kızım. Yüksek tahsilli, çok iyi maddi olanaklara sahibim. İki kez nişanlanıp ayrıldım. Biri Aslan diğeri Akrep buramdaydı. Şimdi … doğumlu doktor biri ile arkadaşım. Fakat çelişkiler içindeyim. Acaba burçlarımız uyuşuyor mu? Onunla mutlu olabilir miyim? Onun bir genç kızdan bekledikleri neler olabilir? Beni bu konularda aydınlatabilirseniz çok sevinirim.

• 7 Kasım … yılında sabah saat 6 sıralarında doğan kız kardeşimin çok şanssız olduğuna inanmaya başladık. Kiminle arkadaşlık etse, sonu çok üzüntülü bitiyor. Benim sizden ricam, acaba mutlu olması için nasıl birisiyle beraber olması lazım? Acaba evlenecek mi, ne zaman?


• Ben tıp fakültesi öğrencisiyim. tarihinde doğdum. Aynı okuldan … doğumlu bir kişiyi beğeniyorum. Onunda bana ilgisi olduğunu sanıyorum, fakat geçenlerde bir başka kızla gördüm. Çok üzüldüm ne yapmam gerek, acaba burçlarımız uyuşuyor mu?

• Ben üniversite öğrencisi bir kızım. Doğum tarihim … Pek çirkin sayılmam. Ama şimdiye kadar hiç arkadaşım olmadı. Akrabalarım evde kaldın diye benimle dalga geçiyorlar. Evlenebilecek miyim? Ne zaman ve kiminle evleneceğimi merak ediyorum. Bana cevap verirseniz çok memnun olacağım.


• Tahsilli ve çevremde dikkati çeken bir tip olmama rağmen, istediğimi bir türlü elde edemiyorum. Nasıl bir hayatın beklediğini, evleneceğim erkeğin hangi burçtan olacağına, nerede karşılaşabileceğimizi, hangi meslekten olacağını, bunun hangi yılda gerçekleşeceğini yazmanızı rica ediyorum.

• Ben 23.11. … saat 11'de doğan, sözlü bir kızım. Sözlüm ise 24.2. …. saat 1 - 2 arası doğmuş. Benim sizden öğrenmek istediğim bizim yıldızlarımız arasında uyum var mı? Evlenirsek mutlu olur muyuz? Eğer uyum yoksa ben hangi burçtaki erkeklerle anlaşabilir, mutlu olabilirim? Sözlüm hangi burçtaki bayanlarla anlaşabilir, mutlu olabilir?

• ….. İstanbul'da doğmuşum. Gelecekteki hayatımda uzun seyahatler. Biraz serüven olacak mı acaba? Bir iş bulup çalışabilecek miyim? Yabancı ülkelere gidecek miyim? En çok merak ettiğim, evliliğim görücü usulü mü, yoksa tanışarak mı olacak? Biraz paraya önem verdiğimi göz önünde tutarsak, zengin bir hayat var mı geleceğimde?

• Evliyim 1 oğlum var. ….. Çarşamba günü doğdum. Eşim ise …'de doğmuş. 7 yıllık evliyiz. Eşimle aramızda zaman zaman tartışmalar çıkıyor. Sudan bahanelerle anlaşamıyoruz ama, yine de evliliğimiz sürüyor işte. Aslında anlaşarak bir yıl arkadaşlıktan sonra evlendik. Şimdi sizden ricam, bizim burçlarımızı inceler misiniz? Ya da başka birileri ile evlensek daha mı mutlu olurduk? Bundan sonra ne yapmamızı önerirsiniz? Vereceğiniz cevabı şimdiden büyük bir merakla beklemekteyim.

• … yılında Newyork'ta doğdum. İki yıldır, … İstanbul doğumlu bir gençle arkadaşlık ediyorum. Bu güne kadar evlenmekten bahsetmedi. Üniversiteyi bitirmesine bir yıl var. Arada bir üst öğrenim için, bir başka ülkeye gitmekten söz ediyor. Bugün bu genç benimle evlenmek isteyecek mi? Beklemem doğru olur mu? Eğer evlenirsek mutlu olabilir miyim?


• 17 yaşında bir kızım. Benden 4 yaş büyük bir oğlanı sevdim, o da beni seviyor. Bir yıl arkadaşlığımız devam etti, sonra ailesini istemeye gönderiyordu, ben annem ve babamın vermeyeceğini bilerek, izin vermedim. Oğlan bu acı olaya dayanamadı, hastalandı. Sonra beni kaçırdı, babamlar buldu ve davacı oldular. Babamın tehdidi üzerine ben oğlanı istemedim. Şimdi unutamıyorum. Oğlan beni bir yıl bekledi ama sonra evlendi. Onu unutmam için, başka birini sevmem mi gerekiyor? Bu konuda sana yardım etmeniz için size yalvarıyorum. Görüyorsunuz yazamıyorum aklımda hep o var.

• ….. doğumlu bir kızım. Bir çocuğu seviyorum. Gelip istediler fakat ailem askerliğini yapmadığı için vermedi. Daha askere gitmesine bir yıl var. İki yıl da askerlik, üç yıl. Kendisini beklememi istiyor. Acaba beklersem, sonunda mutlu olabilir miyiz?


• Köyde oturan annemin amcasının oğlunu seviyorum. Birbiri¬mizi çok seviyoruz. Ama bazı engeller var. Ben öğretmen lisesinde okuyorum. Okumayı çok seviyorum. Sevdiğim genç, benim okuyup bir meslek sahibi olunca onu istemeyeceğimden korkuyor. Oysa benim kalbimde böyle düşüncelere yer yoktur ama, o benim okumamı istemiyor. Çok kararsız bir durumdayım. Okusam sevdiğim genci kaybedeceğim, okumasam bu kadar emeklerim boşa gidecek. Onu çok seviyorum. Eğer benimle evleneceği kesinde, okuldan çıkacağım. Sizden istediğim beni bu konuda aydınlatmanız.

• … doğumlu orta son sınıf öğrencisiyim. Yine okulumuzda bulunan 14 yaşlarında bir kız öğrenciyi sevmekteyim. Ailem erkeklerle dolaşan kızların, yani bir erkeği seven kızın, kötü olduğuna inanıyor. Bazen sevdiğim kızın benden başka kişilerle de konuştuğunu söylüyorlar. Fakat biz birbirimize güveniyoruz. Ailem ise, daha küçük olduğumuzu söylüyor ve bu lafı sık sık tekrarlıyorlar. Bu lafları duyunca aileme karşı yakınlığım azalıyor. Birbirimizden ayrılmak istemediğimiz için, size başvurdum. Bu konuda bizi aydınlatmanızı istiyorum.

• Her ikimiz de üniversitede okuduğumuz için, önümüzde daha uzun yıllar olduğunu söyleyen ailem, nişanımızı iki üç yıl sonraya attı. Bu arada sevdiğimi sandığım bu gençten bir hayli soğudum. Oysa ilgilendiğim başka kimse yok. O İstanbul'da, ben ise Bursa'dayım. Aramızdaki bu soğukluğa sebep olan şey, ayda bir iki kez görüşüyor olmamız ve ortak olan yönlerimizin az olması. Onun beni sevdiğinden eminim ama ben kendimden emin değilim.

• …. tarihinde doğmuşum. Yüksek okul mezunuyum ve resmi bir dairede çalışıyorum. Şimdiye kadar son yıllarda 13 Ağustos … doğumlu birinde aradığım herşeyi bulduğumu sanıyordum. Önceleri birlikte çıkıyorduk. Son zamanlarda pek sık görüşemiyoruz. Ama onu unutamıyorum, benimle ilgili düşüncelerini lütfen söyler misiniz?


• Şu anda nikahlanmak üzereyim. Her nedense içimde mutsuz olma korkusu var. Uzak illerde olduğumuz için nişanlımla birbirimize tanıma imkanımız çok az. Nişanlımla anlaşma derecem nedir, başka hangi burçtaki erkeklerle mutlu olabilirim?

• 9.4…. doğumluyum. Dört ay önce hoşuma giden biriyle ta¬nıştım. Henüz aramızda bir aşk lafı geçmedi. Ama öyle anlar oluyor ki, onun beni kıskandığını hissediyorum. O beni sevmeden, onu sevdiğimi hissettirmemeye çalışıyorum. Ayrıca düşmanlarımız çok, bana gelip o sana göre değil, yaramaz diyorlar. Sonunda size başvurmaya karar verdim. Umarım bana yardımcı olursunuz. Bahsettiğim kişi ile ortak yanlarımız ikimizin babası da hoca, ikimiz de ailenin en küçükleriyiz.


• Ben 15 yaşında genç bir kızım. Sevdiğim erkek 45 yaşında. Sevdiğim erkek babamın çok yakın arkadaşı. Birbirimizi çok seviyoruz. Kendisi çok olgun bir İnsan. Benimle evlenmek istediğini söyledi. Bir gün de bana sahip oldu. Şimdi fırsat buldukça sık sık beraber oluyoruz. Okulumun bitmesini bekliyoruz. Ama şu anda bunalım içindeyim. Acaba ileride mutlu olabilir miyim? Lütfen yardım edin.

• 15 Nisan … yılında Perşembeyi Cumaya bağlayan gece yarısı 24'te doğmuşum. Üniversite mezunu, lise öğretmeni bayanım. Anla¬şarak evlenme yerine, görücü usulüyle evlenmeyi yeğledim. Ancak bugüne kadar evlenemedim. Üstelik çevremde çok beğenilen ve takdir edilen bir insanım. Ricam üzerimdeki yıldızların etkisini bulmanızdır. Geleceğim ne merkezdedir?


• Ben 3.3….'de doğmuşum. Sevdiğim genç … doğumlu, ilkokul mezunuyum, o ise liseye devam ediyor. Gerçi bol bol kültürümü artırmak için kitap, gazete okumaktayım. Ama bu konu kafama takılıyor. Acaba onunla mutlu olabilir miyim?

• Ben 21 Nisan … sabah saat 8.30 ile 9.00 arası doğmuşum. Halen resmi bir dairede, memur olarak görev yapmaktayım. Cana yakın ve güzel olduğumu söylerler ama, bu yaşa kadar isteyenlerin içinde bir kişiyi bile gönülden sevip istemedim ve halen bekarım. Şu anda yine iki isteyenim var. Her ikisi de mükemmel gibi görünüyorlarsa da, ben yine kararsızım, bir türlü karar veremiyorum. Bu konuda bana yardımcı olursanız size minnettar kalırım. Ben size o kişilerin doğum tarihlerini vereyim, 1 — 23.2. … — 17.1. … hangisi ile anlaşabileceğimi bana yazarsanız, çok mutlu olacağım.


• Bir fabrikada mühendis olarak çalışıyorum. İşimden çok memnunum ama, geleceğimi merak ediyorum. Yengeç burcunda ne ararsanız bende var. Mantığımdan çok duygularımla yaşıyorum. Şimdiye dek benimle ilgilenen çok oldu ama, şimdi düşündüğüm biri yok ve çok korkuyorum, beni anlayamayacak bir insanla evlenirsem diye. Bu konuda geleceğim hakkında bilgi verir misiniz?

• … doğumluyum. Aynı mahallede oturan …. doğumlu bir kızla konuşuyorum. Birbirimizi taparcasına seviyoruz. Tek kelimeyle dört dörtlük bir arkadaşlığımız var. En kısa zamanda evleneceğiz. Hiç bir zıt yanımız yok, kan gruplarımız bile aynı. Sizce bizim geleceğimiz bir mi? Yıldızlarımız uyuşuyor mu?


• Her evlilikte olduğu gibi, bizde de bir takım sürtüşmeler var ama, genelde mutlu ve birbirini anlayan, sayan, seven bir çiftiz. Mutluluğumuzu perçinleyen 3,5 aylık bir bebeğimiz de var. Batıl itikatlarım olmamasına rağmen burçların insanların kaderinde rolleri olduğuna inanıyorum. Bizim üçlü ailemiz, daha doğrusu geleceğimiz ve üçümüzün karakter yapıları hakkında bizi aydınlatmanızı rica ediyorum.
 
 
Eşi subay, kendi öğretmen olan, evli bir bayan. Şimdilik iyi anlaştıkları eşiyle, geleceği konusunda bilgi istiyor. Genel yorumlarımıza ışık tutması için, dilerseniz bu mektubun fal yorumunu biz yapalım. İnanıyorum ki yüzde doksan oranında tutturacağız: Sayın okuyucum, siz duygulu, ince ruhlu, hassas bir yapıya sahipsiniz. Uçan yıldızınız, doğan güneşiniz, batan ayınız, sizin ince ruhunuzu etkiliyor. (Hiç kimse, kendisinin duygsuz, kaba, anlayışsız olduğunu kabul etmez. Bu yaklaşımımız psikolojik nitelikte olduğundan, daha işin başında yüzde yüz tutturduk demektir). Ancak, sizin fazla duygusallığınız, bazı davranışlarınızı etkiliyor. Örneğin sarkan şu çalı yıldızları, zaman zaman eşinizle aranızda tartışmalara neden oluyor. (Bu da yüzde yüz tutmuştur, çünkü, zaman zaman eşiyle tartışmayan çiftler yok gibidir). Tartışmalara genellikle, eşinizin kılıç yıldızı ile, boğa burcu neden olmaktadır. Bu yıldızlar kimi zaman onu, hoşgörüsüz ve anlayışsız yapmaktadır. (Bu da sağlam bir yorumdur. Çünkü kötülükler eşine değil, onu etkileyen olumsuz yıldızlara projekte edilmiştir). Eşiniz her şeyi zamanında ve bir düzen içinde istemektedir. Kimi zaman da kırıcı olmaktadır. Oysa, sizin bu tür isteklerde, kabalık ve sertliğe karşı son derece duyarlı olan yüreğinizi etkileyen Venüs gezegeni, sizi zaman zaman hayata karşı küskün yapmaktadır. (Bunlar da yüzde yüze yakın tutmuştur. Çünkü zaman zaman herkes hayata karşı küskün olur). Gelecekte sizi iyi günler bekliyor. Parlayan Apollon yıldızınız böyle diyor. (Bu evrensel iyilik beklentisiyle ağza çalınan bir parmak baldan sonra), saman yolunun karmaşıklığı, sizi zaman zaman zorluklarla karşılaştıracak (Kuşkusuz karşılaşacak, çünkü kocası birkaç yer atanacak, bunların kiminde zorluk çekilecek.) Ancak parıldayan kova burcunuz, size yeni yaşam kapıları açıyor. (Doğru, çocuklar doğacak)...

Biz bu tür yorumlarımızı sayfalar dolusu sürdürebiliriz. Ancak sizleri fazla sıkmadan falımızı noktalayalım: Eğer biraz vurdumduymaz olur, alınganlığınıza, kuşkularınıza engel olabilirseniz (her şey iyi giderken bir hocanımın bir falcıdan geleceğini sorması, onun kuşku ve tedirginliğinin kanıtıdır) ve kocanızı daha sık bağışlayabilirsiniz, o da size karşı daha yumuşak ve anlayışlı davranırsa, işleriniz yoluna girecektir. Konuyu karikatürüze eden falcılığımızdan dolayı sizlerden özür dileyerek şimdi bu konudaki düşüncelerimize, geçelim.

Bir öğretmen hanım belirli bir kültür düzeyindedir. Kocası da öyle. Orta sınıf katmanın, ekonomik sosyal olanakları içinde yaşamlarını sürdüreceklerdir. Neden mektup yazma gereğini duyar bu öğretmen hanım? Çünkü hep birşeyler olabileceğinin beklentisine koşullandırılmıştır. Bu beklentiler bir mucize gibidir, olumlu yöndedir. Yaşamını değiştirecek bir şeydir beklenen. Ne olduğunu kendisi de pek bilmez. Bunun için mektup yazıp, üst güçlerin, yıldızların yazgısındaki etkilerini merak etmektedir. Şimdi evlidir, her şey iyi gibidir ama, Türkiyemizde evlilik kurumu genellikle erkeklerin yönetimindedir. Bu nedenle ne zaman, nasıl biteceği ya da nerede noktalanabileceği belli değildir. Gelecekte kocası bir başkasına yönelirse, her ne kadar maaşı da olsa, toplumsal disiplin ve düzen, ona fazla yaşam hakkı tanımaz. O toplumun çileye aday bir üyesidir. Çocuk¬larını büyütecek, onların sorumluluklarını tek başına üstlenecektir. Yargı organları da bu doğrultuda karara yatkındırlar. Hele dul olmak, gene bu toplumda zor yaşamların başında gelir. Bunca (bilinçli, bilinçaltı) korku içinde toplumsal garantisi zayıf bir evliliğin geleceğini merak etmektedir sayın öğretmen hanım. Tedirgindir, kuşkuludur evliliğini bozabilecek bir dış etken ve güçten korkmaktadır.





                                                                             AŞK EVLİLİK VE BURÇLAR


Toplumun tehlikeli ve sakıncalı! bulduğu herkesin içini tutuşturan özlem, gençlerin tek tutkusu Aşk, neden gizlenir? Neden korkulur bu duygunun açıklanmasından. Neyin kuşkusudur bu? Herkesin yaşamında esmiş nice fırtınalara karşın, neden başkasında olunca olumsuz yorumlanır? Bunlar bizim toplumumuzun çelişkileridir. Bir suçluluk kompleksi içinde, SEVİYORUM diyemeyen yüreksiz sevgililer yaratılmıştır. Ülkemizde nerede aşkın yüceliği, nerede o öykülerdeki dağlan deviren güç. Bu duygu ve ilgiyi karşısındakine hissettirmeyen kişinin içindeki yanardağ, çekingenliği sonucu, yerinde acı bir pişmanlık, burukluk bırakarak sönmeye mahkum olur. Neden somut olaylardan, güneşin kendi aydınlığından değil de, yıldızların ufak pırıltılarından medet umulur? Neden evliliğin gizemi onlardan beklenir? Beklenir tadılmamış mutluluklar, yaşanmamış muştular. Oysa aşk, evlilik, insanların elinde olan bir eylemdir. Gökten düşecek bir elma değil… Yüzüklerden kopup gelen bir çığdır.

Ey! taş, kaya, kül, lav yığını yıldızlar. Ey! Yakınından geçenlere bile ölüm ve korku saçan havasız, susuz ölü yıldızlar; yaşamını boş umutlara adamış sevgililere, yüce beyinlerinin bir falcıya tutsak edilmeyecek kadar saygıdeğer olduğunu siz söyleyin. Ve deyin ki; sizin yaşamınızı, sizin gerçeklerinizi, sizin acı ve mutluluklarınızı hiç kimse sizden daha iyi bilemez. Yaşam ve duygular sizindir. Yaşam sizin öz malınızdır. Bu öz değerlerinizden hiç, ama hiç ödün vermezseniz, önce kendinizi sonra eşinizi, çocuklarınızı ve toplumu kazanırsınız. Bu yoldan toplum da sizi kazanır. Bu karşılıklı bütünleşmenin dokusundan sağlam bir toplum oluşur. Bu dokunun çürük ipi, çürük düğümü olmayınız. Bu sizin insan olma hakkınız insanlık onurunuz ve topluma karşı borcunuzdur.

Yıldız falına meraklı okurlardan gelen mektupları ve birinci (ilk) mektuba gırgırına yazdığım yorumu okuduktan sonra, hala bu saçmalıkları inanıyorsanız “vah ülkemizin hali, ne durumlara düşmüş” diye, saçınızı başınızı yolmuyorsanız, bir sosyal IQ yaptırmanızı öneririm.

Bu biraz sert içerikli çıkışlarımın nedenlerine biraz açılım yapayım. O yıldız denilen taş yığınları, milyonlarca, binlerce ışık yılı öteden gönderdikleri enerji ve radyasyon! neyse (halen bilimsel bir iz saptanmamıştır), hastanede doğum odalarının kapısında heyecanla bekleyen babalar gibi, bebek doğar doğmaz hemen bebeğin cinsini saptıyorlar. Nasılsa, kendi bilgisayarlarındaki bilgileri! Kıza ayrı, erkeğe ayrı yükleyip, kimliklerini yaşam kalitelerini ve kaderlerini belirliyorlar.

Çocuk doğumundan üç gün önce, sezaryenle alınmış ise, başka bir karakter olarak yaşayacak. Üç gün sonra, doğmuşsa, başka bir karakterle çıkacak karşımıza. Bizler de “her şey bizden geçti çocuğumuza” diyerek onu bağrımıza basacağız!

Oysa aynı anne ve babadan, 70 trilyonun üzerinde çocuk doğarsa, birbirinin tıpkısı iki kişi dünyaya gelmiş olacak. Aynı anda, aynı saatlerde dünyaya gelen binlerce çocuk yıldızlara göre aynı yazgıyı paylaşıyorlar. Kimi açlıktan sürünürlerken, yıldızlar onlara o gün aşklar, yeni fırsatlar müjdeliyor. O kişi eğer 70 yaşında ninemiz ise, aynı aşkı da, onlara fısıldıyor ya da parasal umutlar verebiliyor.

Doğrusu insanlarla alay eder gibi bu yorumlar, ayıp oluyor. Çünkü kimliği paramparça ediyor, paçavra gibi yere seriveriyor.

Örneğin martın yirmisine kadar geçerli «Balık» burcunda doğmuş olan bazı ünlülerin listesine bir bakalım: Leo Delibes, Fredenek Chopin, George Frederick Handel. Gioacchini Rossini. Rımsky -Korsakov, Friedrich Smetana, Ruggiero Leoncavallo, Johann Strauss (büyüğü) Ortak yanları varsa daha kolay belirsin. su yüzüne çıksın diye hep bestekardan seçtiğim bu listede yer alanların ve karakterleri, sanat anlayışları ve üslupları ne de alın yazıları uzaktan-yakından birbirine benzemez Aynı gerçek, ressamlar için de geçerlidir. Michelangelo, Pierre Auguste Renoir. Oscar Kokeschka, Salvador Dali... Listeyi sonsuza dek uzatmak kabil: İster bestecilere, ister ressamlara, ister belli bir tirajın üstünde satan gazetelerin spor muhabirlerine bakınız, aynı burçta doğduklarından, birbirine benzemesi gerekenlerin ortak noktalarının,sadece iki göz, iki burun, bir de ağız olduğunu görürsünüz.

Bir başka örnek: Bir yıl önce, çapkınlıkla 1. Sırayı alan, ikizler burcunun yakın çevremizdeki yansılamalarının nasıl olduğunu anlamak için, adı çapkına çıkmış 40 ünlü ve değerli sanatçılarımızın, oyuncularımızın hangi ayda doğduklarını araştırmıştım. Ortalama 3-4’ünün ikizler burcundan olması doğal bir denklemdi. Sadece bir kişi ikizler burcunda doğmuştu…

DEĞERLİ SAYFA KONUKLARIM: Bilimsel, sanatsal, parasal ve kültürel kimliği ne olursa olsun, biri, bir yerde size ya da birine: “Burcunuz nedir?” diye sorarsa, onun genel değer yapısından ortalama yüz üzerinden 30 puanını silin. Çünkü o kişi, evreni kavramak, bilimin derinliğine inmek, çağı özümlemek ve biz neyiz ve nereye koşuyoruz? sorunlarını yorumlamada yeterince donanımlı olmadığına kesin gözüyle bakabilirsiniz. Bu da benden size yeni yıl armağanı ve tüyosu… Vatana millete hayırlı olsun!...
 
 

2011 YILINA GİRERKEN

2011 yılının benim için özelliği, yıllardır yeni bir yıla, bir internet siteme sahip olarak giriyorum. Daha önceden adımı kullanarak site açanları duymuştum. Sanırım sayıları ona yakın site benim adımı da kullanarak, bir şeyler yapıyorlarmış. Ben hiçbirine açık bakmadım bile.

Her alanda bu işler böyledir. Bir kalite vardır, bir de onun çakmakları. Önemli olan, hem adını kullanarak çakma ya da korsanlık yapacaksınız, hem de ona karşı olumsuz yayın yapacaksınız. Bu olmaz. Sağlık konularında işe, yalan dolan, sahtekarlık karşınca ben bunu mesleğim adına affetmem ve de inananlara da hesap sorarım.
Filmlerin, şarkı türlerinin, kitapların korsanlığını zararı eserin sahibine, emekçisi yani sanatkarına ve de yapımcılarınadır.

Doktorluk ve ilaç gibi konularda ise, bundan zararı halk görür, bedelini de çocuklar, insanlar, aileler öder. Ayrıca bili ve hekimlik mesleğine de güven azalır. Burada suç ve sorumluluk toplumsal nitelik kazanır. Bir ailenin rahatsızlığı mutsuzluğu bir çocuğun, bir gencin ölmesi, bir çiftin boşanmaları, olayı yaşayanlar için, kıyametin ta kendisi, acıların en büyüğüdür.

Ben vajinismus olayını 1998 yılından beri tek seansta, %100 olmak koşuluyla çözüyorum. Bunu canlı yayınlarla dünyaya duyurdum. Bu güne kadar da yüzüm hiç kara çıkmadı. Bunun böyle olduğunu da, bu sitemde okuyacağınız, “HER YÖNÜYLE VAGİNİSMUS” adlı kitabımda Noterlikten garanti belgesini de sundum. Bu belge herkes için geçerlidir. Resmi niteliği ve de bağlayıcı yanı vardır.

Bu konuda uzman ya da kıyısından geçen kimi çıkarcılar, gerek çakma, gerek kazanç amacıyla bir şeyler yapabilirler. Ben hiçbir meslektaşıma olumsuz dil uzatmam. Çünkü büyüklüğüme yakışmaz. Onlarında böyle davranmalarını beklerim. Ne var ki, zaman zaman yalan, karalayıcı iftiralar da kimseye karşı yapılmasın. Bu meslek hepimizin. Tıp mesleğindeki sorumluluk namusumuz gibi korunsun. Yuvalar yıkılmasın, aileler de bir an önce bekledikleri mutluluğa ve çocuğa kavuşsunlar.

Sağlıkta bilimde sahtekarlık olmaz.

Yalan ve iftiralar da olmaz.

Çıkar ve tiraj uğruna yayınlar yapmak halkın sağlığıyla ve hekimin onuruyla oynamak olmaz.

Böyle bir karalamaya, bağlı bulunduğum İSTANBUL TABİB OADISININ bu konudaki raporu tarihsel bu belgeyi sitemizde DEĞERLİ OKURLARIM başlıklı sayfamda bulacaksınız. “Yalancının mumu yatsıya kadar bile yanmamış!” Konunun bundan sonrası, açtığım davayla ilgili olduğundan, bir çok gerçeği oynanan oyunları, çıkar düzeninin aymazlığını ve doymazlığını, zamanı gelince okuyup öğreneceksiniz.

Büyük ve önemli olmanın bazı bedelleri vardır. Bunları, ahlak, bilim ve namus konularını dejenere etmeden, ödemeye hepimiz hazır olalım. İşi komplolar karıştırarak bir yandan yok etme çabasına, girmek öte yandan komplekslerine bu tür tatmin aramaktan ülke ve halkımız zarar görür.

Bunun için herkese: Sağlıklı, vicdanlı, önce kendine sonra bilime saygılı, yiğit yürekli bir kimlik dileyerek, yeni yılınızı kutlarım.
 
Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena