Acı Çeken Toplumlar

Acı çeken toplumlar, kimi zaman mucizeler, kimi zaman devrimler, çoğu zaman da halk filozofları yaratır. Bu son konuda ülkemiz, en iyi örnektir. 600 yıllık devletimizi idare edenler, saraylarda yaşarlarken, halk yıkık dökük gece kondu örneği binalarda açlıkla, soğukla, hastalıklarla, yani ölümle mücadele ederek yaşam savaşı vermişlerdir.
Sıkıntı ve yoksunluğa, çilelere boyun eğerek kabullenmeyi de dinsel alandaki vaatler kolaylaştırmıştır.
 
Yoksulluğu bir tür ibadet gibi Allah’a yakınlaşma olma düşüncesi ve sonunda Cennet ödülü beyinlere kazınmıştır. Yani: “Allah zenginlere bu dünyalık, yoksullara öteki dünyalık vermiştir.”

Bu acıları bile bile çeken halk, kullandığı 300-400 sözcükle isyanlarını, gönül kırgınlıklarını, teselli kaynaklarını, direnme gücü, beklentileri ve umutları gibi pek çok şeyi de atasözleri, özlü sözler ve aforizmalarla dile getirmiştir.
İşte bu yaşam halkımızda, pek çok diplomasız filozoflar üretmiştir. Özlü sözler kadar, fıkralar da yaşam dersi verir. Yüce Nasrettin Hoca’mızı yürekten saygıyla severek burada anıp geçeceğiz. Bu konuyu ayrı bir bölümde özel olarak değerlendireceğiz.

Kısaca, bizim ürettiğimiz filozoflarımıza bakarak diyebiliriz ki: Aristo, Sokrat, Platonlar vb.lerini, yani tümünü toplasak, sayısal yarışta bize göre geri kaldıklarına inanıyorum.

Bu zenginliğimizin kanıtı Ömer Asım Aksoy’un Atasözleri ve Deyimler Sözlüğünde görüyoruz. 300-400 sözcükle konuşan bu halkın ürettiği 8977 deyim 730 adet kaynakça kitapta toplanıp değerlendirilmiştir.

8977 özlü söz arasından önce, rastgele ve kurayla 100 adet seçtim. Bunlar arasından 10’unu da kura ile belirledim. Şimdi onları sunuyorum: Başının etini yemek, Dişini sıkmak, Eline su dökemez, Kıçına kına yakmak, Posta koymak, Sepet havası çalmak ve Yüzü yerde…

Bu sözcükler yaşamın kodları gibi, yeri geldiğinde ve kullanıldığında, okumuşu da cahili de herkes, bu deyimlerin ne anlama geldiğini bilir. Çoğu zaman bunlar bir reçete gibi de kullanılır. Bu 8977 reçete, yaşamı yorumlarken, insanlara direnç verir. Nice zorlukların hoşgörüyle aşılacağını telkin eder. Sabrın yararlı olacağının deneysel formülünü vererek, pek çok alanda zor sorunların çözülmesinde yardım eder.

Bu konuda böylesine, bizim kadar zengin folkloru olan başka bir toplum olduğuna inanmıyorum.

Helal olsun atalarımıza, geçmiş olsun tüm insanlarımıza. Bu hayat felsefeleri de bizim sosyal genlerimize yerleşmiştir. Bu nedenle tüm felaketler, yozluklar, sömürüler ve bencilliklerle üzerimize çullansalar da biz onları atlatır geçer gideriz.

Tekrar edelim, çünkü atalarımızın çocuklarıyız, onların genlerini taşıyoruz, pes ederek yenilerek nankörlük yapamayız.

Aşağıda seçtiğim 10 özdeğimi sunuyorum.

“Sık dişini”: Sıkıntı var, sık dişini. Parasızsın, çeşitli yaşam zorlukları çekiyorsun, nankörlük gördün, ihanete uğradın, canın yanıyor, yalnız kaldın ve bunun gibi yüzlerce olumsuzlukta, bu iki sözcük her zaman kullanılır. Diş sıkmasıyla da ilgisi yoktur. Kimse de zaten öyle düşünmez, bu mesajdan payını alır.

Sıkalım dişimizi, bunlar da geçer, hayat bizim, kesinlikle üstesinden geliriz.


Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena