Adımız Araba Plakası Değildir

Ülkedeki vatandaşlarımız yüzdesi yüksek oranda adlarının ne anlama geldiğini bilmezler ya da yıllar sonra öğrenirler. Bir kişinin adı onun kimliği gibidir. O isimle tanınır, o isimle kimlik kazanır. Bu nedenle isimlerin anlamı kişiye de bir mesaj ve ivme verir. Bu isimler ya ülkenin coğrafyası ya da yöresinin dağı, tepesi, deresi, ağacı da olabilir. Geçmişte yaşayan ve halen aramızda olan sanatçılarımıza, tarihte yer alan büyüklerimize vefa borcumuzu ödemek, asıl önemlisi tarihimizden kopmamak için bu isimleri de çocuklarımızla yaşatmamız gerekir.

Her inançta o dine inananlar, din ulularının adlarını yaşatırlar. Bunun oranı yüzde 10’u geçmez. Bizde de o oranlardadır, ama gerisi Arapça, Farsça dillerden alınmıştır. Üstelik tarihimizle ve bizimle hiç ilgisi olmayan Makedonyalı İskender, Osmanlı’yı sıkıntıya sokan Timur, Hun İmparatoru Atilla, Moğol İmparatoru Cengiz çocuklarımızın onur belgesi gibi kimliklerine yazılır, ama kendi yakın tarihimizden büyüklerimiz, saygın insanlarımız, kahramanlarımızın çocuklarımızda yaşayan isim olarak oranı binde 1’i geçmez. Kural gibi anlam ve içeriğini bilmediğimiz yabancı kavramları yani sözcükleri çocuklarımıza isim olarak takarız. Bunların da oranı yüzde 90 dolaylarındadır. Bunu yaparken tüm aileler kendi ulusal kimliğimiz ve tarihimizi görmezden gelerek, çocukların yakasına bir yafta gibi, yani bir araba plakası gibi ismini takıverir. Oysa arabanın bile yapısı, malzemesi, kalitesi, değeri vardır; onlardan sonra plakaya hak kazanır. Şu anda biz adımızla sanki araba plakası gibi üzerimizde, sokaklarda, işyerimizde, işlemlerimizde, aşklarımızda taşıyoruz ve farkında olmadan tarihimize, büyüklerimize, değerlerimize vefa borcumuzu ödememenin ihanetini yaşıyoruz.

Yıllardır yazdığım, televizyonlarda konuştuğum, konferanslarımda anlattığım bu konu, bugünlerde gazetelerde, aşağıda örneğini verdiğim biçimde konu edilince bunları yinelemek zorunda kaldım. Aşağıda okuduğunuz isimlerde olduğu gibi benim bildiğim ve buraya yazmaktan utandığım, asıl önemlisi o ismi taşıyanları üzeceğimden açıklamak istemiyorum. İnsan ruhunun, vicdanının kabul etmeyeceği sözler bunlar. Örneğin, Türkçesi “fahişe” olan bir sözcük birçok kadınımızda modern bir isim olarak kullanılıyor. Bir erkek adı, çok yaygın, “küçük köpek yavrusu” anlamına geliyormuş.

İsimlerimiz hep Almanca, İngilizce, İspanyolca olsa bunun sözüne bile tahammül edemeyiz de özellikle Arap ve İran komşularımızın sözcüklerini doğumdan ölüme kadar farkında olmadan taşır, onların kültürüne hizmet eder, kendimizi dışlarız.
 
 
GAZETELERDE YAYINLANAN YAZI

İsimler Ne Anlama Geliyor?
Sanem: Put
Aleyna: Sıkıntı, bela
Kezban: Yalancı
Bekir: Deve yavrusu
Rumeysa: Gözü çapaklı kadın
Hüreyre: Kedicik
Kayra: Tanrı
Melis: Tanrıça, şişman, tembel
Ecrin: Ücret
Gülsüm: Gariban, zavallı, kimsesiz
Jülide: Dağınık, perişan
İrem: Sahte cennet
Bade: İçki
Asiye: Allah’a isyan eden
Suden: Sorumsuz
Eflal: Yara, zarar, bozukluk
Abdüluzza: Putun kulu
Efra: Boş dolaşan kişi
Efsa: Sihirbaz, hileci
Müftü Hayrettin Öztürk, “Allah’ın isimlerinin verilmesi uygun değildir. Rahman, Celil, Resul, Nebi, Cebrail, Azrail, Mikail, İsrafil isimleri Allah’ın katından alındığından konulmamalı, hoş değil. Samet de “Hiç kimseye muhtaç olmayan” demektir. Bu sadece Allah’a mahsus bir durumdur. Alara, Rosa, İleyda bunlar İslam isimleri değil, gayrimüslim isimleridir ve çocuklara konulmamalıdır. İsim her dilden olabilir, yeter ki anlamı güzel olsun. Peygamberlerin isimleri verilebilir,” diye konuştu.
Not: Herkese hayırlı olsun. (H.D.)
 
 
Saygılarımla
Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena