Analarımızı Kim Kurtardı?

30 Ağustos 1922 yılında, düşman İzmir’e doğru kaçarken, köyümüzde yaşanan acı olayları, önceki 3 makalemde anlattım. Şimdi zaman saatimizi geriye alalım, 18 Mayıs 1915’e dönelim. Ülke işgal edilmiş, Yunan askerleri İzmir’e çıkmışlardı.

Ben anamdan dinlediğim ve öteki tanıklardan edindiğim bilgileri sizlere aktardım. Genç kadınlara ve kızlarımıza, düşman askerlerinin nasıl tecavüz ettiklerini de belgesel olarak anlattım. Bu kargaşada anam tecavüzden düşman askerine attığı bir tekmeyle kurtulup, camide saklanarak kendini korumuş. Anlattıklarım doğrudur. Eğer ananım da ırzına geçilmiş olsaydı, bunu daha ağır bir öfke diliyle anlatır, ülkesini koruyamamış tepedeki yetkililere: “Sizin yüzünüzden anamın ırzına geçildi” diye sözlerimi hançere çevirirdim. Aslında ırzına geçilen kadınların, kızların anamdan farkı yoktur. Bunların tümü bizim kızlarımız, bizim kadınlarımızdı. Ben bir Osmanlı torunu olarak, bu sıfatımla dedelerimden hesap soruyorum. Benim gibi Osmanlı torunu olan niceleri de dedeleri Osmanlı yöneticilerle bir biçimde helalleşebilirler. Kendileri bilirler.

Kim soktu bu düşmanları Anadolu’nun bağrına? Bu vebal kimin? Ey atalarım sizleri alkışlayan torunlarınız olabilir, ama benimle, dedelerim kimse giremez. Bu benim hem sosyal, hem de kan ve genetik hakkımdır.

Gençlik yıllarımda anamın ezberlediği marşlar vardı.
“Osmanlıyız pek şanlıyız
Aslan gibi harp ederiz
Biz Osmanlı askeriyiz” diyerek bu marşı adımlarıyla canlandırırdı.

Ey büyük büyük dedelerim, ananlarımızın, kızlarımızın bu duruma düşmelerine kimler sebep oldu? Bir Anadolu çocuğu ve Türk halkı bireyi olmanın hakkıyla, tekrar soruyorum, “Kimler yüzünden düşman bağrımıza dayadı hançerini?” Köyümüzden bir anne, 3 oğlunun 3’ünü de şehit vermişti. Sonunda ne oldu? Düşman geldi, ana baba ocağımıza oturdu.

Peki, bu memleketi, bu halkı düşman tecavüzlerinden, çocuklarımıza ve analarımıza saldırılardan kim kurtardı? İşte onun yanıtını 30 Ağustos’ta köydeki düşman askerlerinden biri bizimkilere KEMAL geliyor demişti. Yani ilk kez söyleyen o meşhul asker gerçeğini taa o zamandan görüp söylemişti. Şimdi ben soruyorum: Kim bu Kemal? Tabi ki: ATATÜRK. Peki, bu Atatürk düşmanlığı neden? Ey yürekleri taş gözleri kör olan hak bilmez nankörler, sizlerde bir düşman askerinin dürüstlüğü kadar bir vicdan kalmadı mı? Tam 93 yıl önce derinden gelen bu ses bugün konuşuluyor ve tarafımdan sizlere hatırlatılıyorsa ben tek bir şey söyleyebilirim. Sizlerden düşman askeri kadar yürek, bir o kadar dürüstlük ve de hepimiz adına saygı ve insanlık beklerim. Bu düşmanlığın nedeni, anlaşılmadığı yani çözülmediği sürece, ülkemizde hiçbir şey doğru dürüst yerine oturmayacaktır.


Saygılarımla ve saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena