Aşk-ı Memnu

BÜYÜK BİNBİR GECE MASALI
 
Aşk-ı memnu romanı ilk kez 1899 yılında Servet-i Fünun dergisinde yayınlandı. Halit Ziya Uşaklıgil tarafından yazıldı. 30 yıl önce bir kez daha televizyona uyarlanmıştı. Öykünün özüne ve tarihsel süreçlerine de uyularak, bir dizi film yapıldı. Hem geçmişe, hem yazara, tarihsel sürecin bir anısı olarak, vefa borcumuz ile, saygı ve teşekkürlerimizi de ifade etmiş olduk.

2008 yılında konu yeniden televizyon dizisi olarak gündeme geldi. Roman çağa uydurulduğu için, gerçeği uymaması bir yana, yolunmuş bir tavuğa, tavus kuşunun tüylerini yapıştırır gibi, bir montajla, günümüze uyarlanan bir öykü olarak sunuldu.

Önce tarihe karşı yanlış yapıldı. Çünkü olayın yaşandığı dönemde, kapalı bir toplumda, erkek kadın ilişkileri, günümüzdeki gibi değildi. Kadının erkeği, erkeğin kadını görmesi şansa kalmıştı.

Bu atmosferin ruhlarda ya da toplumda yaratacağı olaylar ve kompozisyonlarda, şöyle bir gerçek dile getirilmiş oluyordu: Zengin bir ailede erkek iş adamı, evde genç bir karısı ve de yakışıklı bir yeğeni var. Dış dünyaya kapalı bir ortamda, ruhlar da kapatılmadığından, psikoloji, biyoloji ve yaratılışın özündeki dinamikler, kendi kurallarına göre harekette edince, yakışıklı gençle amcasının karısı yengesi aralarında bir ilişki başlar ve sonuç da dramatik biter.

Günümüze gelince bir genç düşünün ki, yakışıklı, cebinde parası, altında son model lüks arabaları var. Dilediğiyle evlenebilir. Gününü gün etmekse muradı, her zaman birilerini de bulabilir. Birine aşık olabilme şansı varken, bunu elinin tersi ile iter, evde yengesine yönelirse, romanın yazılış amacıyla, bugün varılan sonuç, insanları yanlış kanılara sürükler. İnsanlar da bu çarpık ilişkinin büyüsüne kapılarak, içlerindeki yanık yüreklerine ve isyan ettikleri kaderlerine bir seçenekmiş gibi, bu ihanetin akışına kapılabilirler. Dizi de reytingler kırar.

İşte çarpıklık burada başlar. Mesaj nedir? Türk edebiyatının bir klasiği neden ters yüz edilir? Bu sorulara yanıt ararken, toplumun onaylamadığı bir aşk ilişkisine, insanların tutkuyla bağlanıp göz yaşı dökmeleri de “neyin nesi kimin fesidir?”

Bu olayına, televizyondaki görsel zenginlikle de çoğu gencin ve ailenin yaşamında “delinin aklına taş getirme” örneği, yadsınmayacak bir gerçeği dile getirirdi. Üstelik böyle bir ilişkiye pirim verilir, hoşgören taraftarlar çoğalırsa toplumsal değerler erozyona uğrar ve bu erozyonda da bunca insanın alkışları ve iç geçirmelerinin payı olur.

Ben de iç geçiriyorum ama, başka bir nedenden, bunca süre, bunca izleyici… Akılda kalan ne? Zengin bir aile, güzel bir ev, pahalı arabalar… Ve bu ortamda azıp yasak aşk arayan bir genç ve de evli bir kadın... Hepsi bu kadar…

 
Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
 

Begen



  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena