Bayram

Bir bayram daha geçti. Kimileri göbek attı, Ankara havasından girildi kol bastıdan çıkıldı. Horon, halay çekenler birinci sırada yer aldı. Muhafazakar bir toplumda, bu oyunlarda kadınlarla erkeklerin masum nitelikteki yakınlaşmaları bile, iç gücülerini coşturdu, mutluluk kapılarını açtı.

Kimileri bol bol hava attı. Yeni giysiler, bol kese ikramlar, satın alının yeni araba ve mallar, varlık, zenginlik, kendini beğenmişlik malzemeleri bol bol kullanıldı.

Ramazan geçti, akşamları iki tek atanlar geceleri yanlız yatanlar, istedikleri yerine gelmedi diye ortalığı birine katanlar, el kapılarına bakanlar, kullaklarını zümrüt, pırlanta, küpe takanlar, fırsattan yararlanıp dedi kodu yapanlar, birilerine çamur atanlar, erişemedikleri sevgililerine yan yan bakanlar daha neler neler... İnsanlar: Koşun haydi ileri... umut geniş bir kapı, açıkta kalmayın “Yağma Hasanın böreği”ne hücum edenlerin sayısı da az değildi.

İkinci sayfa:

Adı Şener. Teyzemin oğlu, 64 yaşında yaşamı boyunca 60 kiloyu aşmadı. Bir gün tatil yapmadı. Bir kere takım elbiselerini giydi, yakışmıştı, sevimliydi ve de espiriye yatkındı. İki saat sonra çıkardı, hayvanların altını temizlemek için ahıra girdi.

Kendini bildi bileli tüm zamanlarını çalışmakla geçirdi. Tarla işleri, hayvanların bakımı, doğanın acımasızlığıyla savaştı ama, üstesinden geldi. Köyümüze 5 km. olan Uşakta kendi başına veya eşiyle bir kere yemek yemedi. Çevre illerden hiç birini görmedi, eli de ince işlere yatkındı, hep bir şeyler bulup oyalanırdı. Küfür bilmezdi, çocuklarına babalığını otorite yönünde kulalnmadı.

Kısaca ŞENER ŞEKER’di.

Şimdi parkinson hastalığıyla savaşıyor.

Karısı Nazmiye. Güler yüzlü, sabah ezanı okunurken ayakta. Önce hayvanlara bakılacak sonra ev işleri ve çocukların yemekleri yapılacak. Bulaşık, çamaşır, hamur yoğurup fırında ekmek pişirmek, tarla işlerine koşmak, kışlık azıklığı hazırlamak, süt sağmak, yoğurdu çalkalayıp, yağını çıkarmak bitmez ev ve tarla işleri onun.
15 yaşında evlenmişti. Güler yüzlüydü, o da hayatı boyunca tek bir gün tatil yapmadı. Güler yüzü hiç solmadı ama, “işte geldi gidiyor”.

Onların yaşamı da böyle geçti. Köye de bayram geldi. Çocuklar el öpme ve şeker toplamak için kapıları çaldılar. Boyası çok şekerleri naylon bir torbaya koydular. Toplam bir avuç olmuştu. Kimilerinin papuçları kimilerinin mintanı yeniydi. Öğleye doğru bu hava da bitti. Hayvanlar aynı, dekor aynı, yaşam monoton yeni bir şey yok. Üstelik çocukların tek başına televizyon seyretmelerine bile izin yok. Çünkü televizyon ceryan sarfediyor.
Ülke halkının yaşamlarının %50’si böyle. Geri de kalanlarının %25’i ise, “bayram geldi işte...” %10’u, “bayram geldi neyime kan damlar yüreğime.” İnsanların %15’i kendilerine göre keyifli, eğlenceli bir bayram yaşadılar. Yeni sene daha iyi olmasını dileyerek, 10 günlük tatili de böyle geçirdiler.

Bana gelince:

Çalışların ürettiği buğdaydan yapılan ekmekten, iki dilim kızartıp kahvaltımı yaptım. Gene o emekçi gurup insanların ürettiği büyütüp besledikleri inek, dana ve koyunlardan bana düşen eti de akşam yemeğinde, onlardan gelen sebzelerle yaptığım salata ile yedim. Bu enerjiyle çalışıyorum, yazıyorum, emekçilerin alın terine, ellerindeki nasıra saygılarımı sunuyorum. Onların bayramlarını böylece kendi yüreğimde kutluyor, teşekkür ediyorum. Yediklerimin hakkını ödemek için de durmadan çalışıyor ve yazıyorum.


Sevgi ve saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena