Beklentilerin Evliliğe Yansıması

Beklentiler, yazgıcılık, toplum yaşamına böylesine girince, kuşkusuz evlilik kurumu da bundan etkilenecektir. Evlilik, her toplumun kendi yapısal durumlarına göre, sosyal-ekonomik bir anlaşmadır. Burada kadınla erkeğin işbirliği ve iş bölümü de söz konusudur. Ortak ürün çocuklar, kırsal kesimde ana babalara yardımcı olacak elemanlardır. Toprağı işleme, güçlü olmak çoklukla orantılı olduğundan, toplumlar bu yoldan güçlenmeyi amaçlamışlardır. Egemenlik güçlülerin elindedir. Çokluk gücü (potensi), egemenliği ve varoluşu da garantiler. Özellikle bu konuda erkek çocukların ayrı bir yeri vardır. «Her buluttan yağmur yağmaz, her karıdan oğlan doğmaz» özdeyimi kadını, erkek çocuk doğmasına göre değerlendirmektedir. Oysa erkek çocuğun doğumu babayla ilgilidir. Yaşlılıkta da hiç bir sosyal güvencesi olmayan ana babalara, çocuklar birer güvencedir. Bu ve daha pek çok nedenlerden, evlilik toplum yaşamının doğurduğu kökü çok eskilere dayanan, bir üst yapı kurumudur. İşin özü, karşılıklı çıkarlara dayalı, sınıfsal niteliği olan «Babasının mezarını bilmediğiniz adama kız verme,» «Al devletin gızını, tutsun dölene dölene, al dilencinin kızını, yutsun dolana dolana» sözleri ve bu kurumun değer yargılarına göre belirlenmiştir. Soyluların aralarında evlenmeleri, alt sınıftan kadınlarla evlenmelerin horlanıp yasaklanması, hep bu soyluluk tutkusunun sınıfsal yapısını korumaya yöneliktir. Varsılların aralarında çocuklarını evlendirmeleri de günümüzün sınıfsal dayanışmasıdır. «Davul dengi, dengine çalar» deyimi, herkesin haddini bilerek, kendi sınıfından biriyle evlenmesinin doğruluğunu anlatmak ister.


«Bak şu devran çengine
Devlet kuşu zengine
Davul dengi dengine
Bu köprüye bu kalas
Eski hamam eski tas...»

Genel kurallar bunlar olduğuna göre, evliliği belirleyen töreler ve sözleşmeler de, bu kuralların doğrultusunda bir dizi seremonilere dönüşmüştür. Evlilik için aranan özellikler nelerdir? Önce alan, yani seçen erkek olduğuna göre, beğenme ve isteme hakkı ona tanınmıştır. «Oğullarının mürüvvetini görmek isteyen», aslında eve çalışan bir ırgatın katılmasını dileyen anne babanın istekleri de, bu işin biran önce olup bitmesidir. Bir kız seçilir. Bu kız sağlıklı, iyi huylu olmalıdır. Varlık ikinci, üçüncü planda gelebilir. «Karı malına tenezzül etmemek» ataerkil düzenin gereğidir. «Avrat malı kapı mandalı»dır, özdeyimi bunu belirler. Erkek karısına tam egemen olabilmek için, kadından gelecek söz hakkı sağlayacak, mal varlığını istemez görünür. O karısından, sonuna dek kendisine, ev halkına başeğme ve iş istemektedir. Öyleyse bu seçimde, ev halkının da oyu olmalıdır. Çünkü gelecek olan kadın bir erkeğe değil, bir eve gelmektedir. O evde kendinden önce gelen ve söz sahibi olanlar, anne babalar, başka büyükler ve yakınları vardır. Kadının bunlara da saygıda kusur etmemesi beklenir. Bu kurallara tam uymayan kadına, kaba güç uygulanır. Dinsel kurum da, bu yapılanma biçiminde kurallar getirmiştir. Kadınların kocalarına baş eğmesi, Allah, Peygamber buyruğu olduğu, dinsel olay ve öykülerle anlatılır. Bu yoldan erkeklerin üst benleri öylesine katılaşır ki, kendisine ve yakınlarına saygıda kusur eden kadın, bağışlanmaz ve iyi karşılanmaz.


Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena