Ben ve Ayna

Değerli okurlarım, zaman zaman kendimden söz etmemi lütfen yadırgamayın. Bunca karanlık havada bunları yazmaya zorunluyum. Aynaya baktığımda önce kendimi görüyorum. Arkasında da koskoca bir Türkiye. Neredeyse baştan sona herkes çile denizinde gibiler. Çünkü, çağdaşlaşmayı becerememiş, demokrasiyi oturtamamış, insan haklarını tümüyle özümleyememiş bir ülkede yaşıyoruz. Bu nedenle bir grup insan kendi varlıkları ve varoluş nedenlerini doyumsuz maddi değerler üzerine oturttuklarından, yukarıda saydığımız çarpıklıkları körüklüyorlar.

Oysa çıkar ve maddi değerler üzerine kurulan binanın temel taşlarında yukarıda saydığımız değerler yoksa, o bina mutlaka yıkılır. Şöyle ki, şu anda Türkiye’nin en zengin 100 kişi arasında bulunanların 20-30 yıl sonra adlarını anımsayacaklarının oranı asla %5’i geçmeyecektir.

Oysa oranı düşük olsa da nice kendini var etmiş yüce değerlerimizin bir bölümünü yüzlerce yıl sonrada insanlar anımsayacaklardır. Çünkü bunlar sanat, yaratıcılık, insan değerleri üzerine anıtlarını dikmişler, ötekilerde çıkar ve para mezarlarını kazmışlardır.

Ben kendi adıma gururla söylemek isterim ki, şu anda Türkiye’nin en zengin 2 ailesinin tüm mal varlıklarını bana verseler, yani yerimi değiştirmek isteseler, yani adım yok bedenim var durumuna düşürseler, asla kabul etmem.

Ben adımı tarihsel bir sütun taşı gibi diktim ve üzerinde tek kişilik imparatorluğumu ilan etmiş gibiyim. Bu saatten sonra bana kimse bir şey yapamaz. Ben bilimin, sanatın, insan hakları, emek ve demokrasi konusunda inandıklarımı söyleyebilecek bir konumdayım. Bunları yazarak, yeni yetişeceklere yaşam değerlerinin yörüngeleri göstermek için yazdım. Yukarıda yazdıklarımdan yoksun ama gelişmiş toplum olamaz. Adanmışlık olmazsa, sanat ve bilimde olmaz. Sanatın, bilimin, insan haklarının yer aldığı bir toplumda ise, uygarlık söner, demokrasi yara alır. Uygarlık olmayan yerde bağnazlık, geçmişin karanlıkları, geleceğin umutları üzerine karabasan gibi çöker.

Emperyalizm adam öldürmekle övünür, kapitalizm kesesini doldurmakla, egoizm ise, insanları esir aldıkça büyür.

Şöyle örnekleyelim: Altın kaplama uçaklarla gezen, görkemli saraylarda yaşayan ya da bunları amaçlayan niceleri yerinde olacağıma, Gandhi gibi olmak, onun gibi anılmayı yeğlerim. Bu ne büyüklüktür ki, dünyanın kalıcı nimetleri önünüzde çerez gibi kalır.

Şimdilik aynada gördüklerim bunlar, bir daha ki sefere arkada gördüklerimi yazarım.
 

Sevgi ve Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena