Bir Mektup

Geçmişte gelen bir mektup üzerine, birlikte yorum ve beyin cimlastiği yapalım.
Mektup şuydu.

Sayın Dr. Haydar Dümen

İçinde bulunduğumuz sorunuma çözüm bulamadım, umarım bana yardımcı olursunuz. Evli, liseye giden bir oğlu, olan son derece mutlu bir aileyiz. Kocama saygım ve sevgim büyük. Onun da bana duyguları aynen öyle. Çok iyi bir insandır. Bu sevgi bahçesinin meyvesi oğlumuz, ikimizin de gurur kaynağıdır. Oğlumun İngilizce dersleri alması için, tanıdığımız bir aileden, bir üniversite öğrencisi delikanlı eve gelip ders vermeye başladı.

Zaman içinde, o genç de ailemizin bir bireyi gibi oldu. Bir gün eve erken geldiğinde, “boş zamanım vardı gidecek bir yer de aklıma gelmedi” dedi” ve oğlumu beklemeye başladık. O sırada sohbet, bir parça da karşılıklı çöplenme derken, müzik çalarda bir dans havası başladı. Bu genç bana dans teklifinde bulundu. Hayır demek hem onuruma dokunacak, hem de onun aklına kuşku düşüreceğini de düşünerek olabilir dedim.

Dans sırasında figürlerde dönmeden dolayı da başım döndü. Delikanlı bana yardım ederek yatağa götürdü. O atmosfer içerisinde ne olduğunu pek anlayamadığım belki iç güdüsel bir geçiş ile bir birleşme olayı yaşadık. Ben çok utandım, o özür diledi. Bu olaydan sonra bu gençin derslerine son verdik.

Bir süre sonra dehşetle gebe olduğumu anladım. Ben ki sadık, ailesine düşkün, kocasına saygılı, seven bir kadın olarak nasıl böyle bir iş yapmış, neden bir zaafım esiri olmuştum? Bu olaydan sonra, müthiş bir çelişki yaşamaya başladım. Bir taraftan bu çocuğu doğurmak istiyordum. Yaşım 40 bir süre sonra oğlum kendi dünyasını kuracak, biz eşimle bir boşluğa düşecekmişiz gibi geldi bana. Çocuk yeni bir can yeni bir yaşam enerjisi olacaktı. Ne gariptir ki, daha onu doğmadan, karnımda sevmeye başladım.

Öte yandan, bana son derece sadık, bağlı, saygılı kocam ve sevdiğim adamın kucağına, onun olmayan bir çocuğu onun kucağına onunmuş gibi nasıl verebilirdim. Bu benim dünya görüşüme tersti ve hayat boyu o çocuğu sevdiği okşadığı sürece ben kendi yanlışımla yüzleşmiş olacak ve kahrolacak, beklide kaldıramayacaktım.

Eğer çocuğu aldırırsam, bu kere de gene yaşam boyu bir suçluluk duygusu, bir pişmanlık içine düşecektim ki, doğrusu bunu da göze alamıyordum. Bu da annelik içgüdüsü olsa demek, böyle bir yükün altından kalkamayacağıma inanıyordum.

Bir kere de daha yeniliyorum: Kocam, sevdiğim, saydığım her yönüyle mükemmel bir insandır. Şimdi size soruyorum: Bu çocuğu doğurayım mı? aldırayım mı? siz ne derseniz onu yapacağım.

Saygılarımla efendim.



Değerli okurlarım, mektup bu. Siz doktor olsaydınız ya da size bu soru sorulsaydı, ne derdiniz, ne yanıt verirdiniz, hangi yolu önerirdiniz?

Bu bir tür anket sorusu, toplumun genel görüşü ya da dinamiğini de belirleyecek: Doğursun mu ya da aldırsın mı Sizce ne yapsın? Yanıtlarınızı bize mail ile bildirin. Bir hafta sonra verilmesi gereken yanıtı ne olduğunu size açıklanacaktır.

E Mail Adresimiz : İnfo@haydardumen.com.tr
 
 
 

Begen



  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena