Bir Toplumu Yok Edeceksen, Önce Dilini Sonra Yaşama Sevincini Yok Et

Osmanlı şiirinden örneklerle başlayalım.

FUZULİ’den:
Bir gün bu havada leyli-i zar
Gam define etti meyli gül zar

                     Bir şey anladınız mı?
                     Ben de anlamadım.
                     Osmanlı mutlaka anlamıştır!
 

Yüce Yunus Emre’den:
Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver onları
Bana seni gerek seni…

                       Nasıl ama? Tam da günümüze oturdu.
 

Saray Şairi Nedim’den:
Aşka düştüm canü dil müfti cevanan oldu hep
Bir nezaketle uçup fes gûşesinden perçemin…

                               Anlamadınız değil mi?
                               İyi oldu, çünkü bir erkeğe yazılmış
                               Aşk şiirinin iki dizesidir.
 

Karacaoğlan’dan:
Boyun uzun belin ince
Yanakların olmuş gonca
Salıverirsin kolunca
Beliğin kara değil mi?

                      Okuyanda karayı bile okşama duygusu yaratıyor.
 

16. Yüzyıldan Ali Bey:
Zenne mail eylemezem kaht-ı ricâl olsa bile

                              Ali bey de aynı havada
                              Aynı teranede, kadına eğilim duymam diyor.



Bu şiir benden:
Adın dudaklarında bir türkü olur ay ışığında
Dalgalar dışardan yürek içerden vurur da vurur
Duymazsın ille de yüreğin…
Yorgun doğrulurken yerinden
Son öpüşmen gelir aklına
Tuzlu dudaklarını yalarsın.


18. Yüzyıl Fazıl’dan:
Zenne rağbet eder mi âkıl olan Tâb-ı Âni civâne maildir
 

Bir tane daha Hıfsıdan:
Zenne meyl eylemezem kaht-ı rical olsa bile.

            Bu ve alttaki şiir de erkeğe yazılmıştır. Bilindiği gibi Zenne kadın demektir.
                          Değerli Osmanlı şairleri, istikamet nereye?
                           Gelelim kahramanlık şiirlerine:

Not: Şiirler rahmetli Prof. Dr. Ayhan Songar’ın 1975’de Geçit Kitapevi tarafından basılan psikiyatri kitabından alınmıştır.


Fuzuli’den:
Tığın açardı düşmana zehmi ziyanları
Bahsetmez oldu kimse kesildi zebanları

                       Anlamadık diye merak etmeyin, o zamanın halkı da anlamıyordu.
 

Bizi bize anlatan ozanlarımızdan işte Dadaloğlu:
Belimizde kılıcımız kirmani
Taşı deler mızrağımın temreni
Hakkımızda devlet etmiş famanı
Ferman padişahın dağlar bizimdir.

                        Dur Dadal dur, günümüzde olsan sonucuna katlanırdın!


Osmanlıdan Şarkılar
Tuti-i mucize guyem
Ne desem laf değil
Şerh ile söyleşemem ayinesi saf değil

                                 Ne demek istediğini anlamadınızsa, hayal edin yeter.

Bugün dilimizden düşmeyen bir şarkı dizesi daha.
Nihansın dideden ey mesti nazım
Ne olmuş ne olmuş?...
 

Günümüzden bir örnek:
Telli turnam bizim ele varırsan
Şeker söyle kaymak söyle bal söyle

                            İşte bizi coşturan, bizi anlatan halk ozanlarımız.
                            Hele biri var ki, günümüzü yaşatıyor.



Aşık Veysel:
Uzun ince bir yoldayım (Biz de öyle)
Gidiyorum gündüz gece (aynen)
Bilmiyorum ne halledeyim (Ve de ne olacağını bilmeden)
Gidiyorum gündüz gece (Gidiyoruz gündüz gece)

Sen ölmedin Veysel baba. İçimizde yaşadığın için rahmet dilemiyorum. Köroğlu, Erzurumlu Emrah, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Nazım Hikmet, Ruhi Su ve de niceleri…

Sizlerin enerjilerinizden güç alarak ayakta durmaya çalışıyoruz.

Önceden saraylarda ve kendi saltanatlarında yaşayan insanlar, rahmetli oldular. Oysa bizler daha yaşarken ölüyoruz. Çünkü ölmeden toprak damlar altında yaşıyor öldükten sonrada kara toprağın altına girerek sizlerle eşitleniyoruz.

“Altı da bir üstü de bir yerin” diyen ozanımız Namık Kemal’imizi de doğruluyoruz ama ölmeden toprak altına girmeyi içimize sindiremiyor. Bunun özlemiyle mücadelemizi veriyoruz.


Sevgi ve Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena