“Birazcık Üzüldüm”

Yukarıdaki iki sözcüğü bir televizyon kanalına; Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül söyledi. Bir olay karşısında yorumunu ve duygularını bu sözcüklerle dile getirdi. Peki ne var bunda diyebilirsiniz. Bir psikiyatr gözüyle baktığımızda bunda bir şeyler var efendim.

Şöyle ki: Birazcık sözcüğünü genellikle çocuklar kullanır. Birazcık aldım, birazcık yedim, birazcık oynadım vb. gibi. Sanki birazcık sözcüğü kendi boyutlarına indirgenir ve de bir tür suçtan kaçma anlamınıda taşır. Ergenlik dönemine adım atarken, birazcık sözcüğü biraza dönüşür. Biraz yedim, biraz korktum, biraz sokağa çıktım vb. gibi. Daha ileriki yaşlarda sözcük anlatılmak istenen konularda yerine oturur. Örneği: Baya üzüldüm, adam akıllı yedim, çok çok sevindim, adeta panikledim, yıkıldım, çöktüm, uçtum vb. gibi..

Birazcık sözcüğünü büyükler kullanırsa, tıp adıyla püerilizm diye anılan bir kimlik tablosu ortaya çıkar. Yani bir olay ve üzüntü karşısında, ‘birazcık üzüldüm’ derseniz karşınızdakini küçümsemiş ona hakaret etmiş gibi olursunuz.

Kısaca, bir Cumhurbaşkanı bir olay karşısında ya üzülür ya da sevinir. Başka örnek verelim, ulusal bir futbol maçında takımımız kazanmışsa, birazcık sevindim diyemezsiniz.

Peki bu çocuksu kimlik nereden kaynaklanıyor? Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün ses tonunda çocuksu bir yumuşaklık, kelimelerin kullanımında ona göre akışkanlık vardır. Bunun yorumu da: Aile içinde gürültüsüz, patırtısız, yumuşak, sevecen bir eğitimden geçmiş olduğu düşünülebilir. Ayrıca, dinsel eğitim almış ve de inancın üst makamına gelmiş büyüklerde de görülen bu yumuşak ses tonu, İslami terbiyenin bir ürünü olup, kişilerin, büyüklerin karşısında saygıdan dolayı ses tonlarına yumuşaklık vermelerinden kaynaklanıyor olabilir. Üstelik dualar ve kutsal kitaplar okunurken ses tonları bas frekanstan tir frekansa kayar.

Şimdi asıl demek istediğime gelelim. Bir Cumhurbaşkanı yani ülkenin en tepesinde oturan kişinin, kendinden beklenen liderlik özelliklerine de sahip olması gerekir. İşte burada ses tonu önemlidir. İnandığı konuda savaş verebilen, bunu halkla paylaşırken yeri geldiğinde elini masaya vurabilen, parmağını ileri uzatarak tavrını koyarken, beden diliyle de konunun önemini ve de düşüncelerini ifade edebilen, bir kimliğe sahip olması gerekir ki, evrensel değerlere yönelik kararlarında, yaptırımlarında kitleleri peşinden sürükleyebilsin.

Bu da birazcık ’la olmuyor işte, Sayın Gül için ben de, “birazcık Cumhurbaşkanlığı yaptı” desem nasıl olur yani?!..
 
 
Sevgilerimle

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena