Canım Türkiyem

Bahçem, bağım, yediğim lokmaların tarlası, içtiğim suların kaynağı, aldığım havanın oksijeni, ormanım, denizim, anamın çapa ile bağrını delik deşik ettiği, babamın sabanla ekinler ektiği, dedemin gölgesinde dinleniriz diye fidanlar diktiği ülkem… Vatanım Türkiyem, sana derdimi dökmeye geldim.

Bir karambol, bir kargaşa, bin yıldır birlikte yaşadığımız halde insanlar arası anlaşma ve iletişimde ve de ilişkilerde güvensizlik içindeyiz. Neden böyle? Bu toprakları üzerinde yaşam savaşı vererek biz işledik. Bu ülkeyi yavrularımıza nasıl bırakacağız? Nedir bu doyumsuzluk, nedir bu kıskançlık? Nedir bu başkalarını kötüleyerek kendilerinin egolarını tatmin etme çabalarıyla bir kör döğüşü ve de yalancı pehlivanlık özentileri?

Anadolum! Bağlarım, denizlerim, ovalarım… Ben bir köy çocuğuyum. 1931 yılında doğdum. İlkokul olmadığından başka bir köyde, bir ailenin yanında okula başladım. O yaşlarda bunun nasıl zor olduğunu anlatamam. 1948 yılında liseyi bitirdim ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim. Doludizgin bir hızla 1958 yılının sonunda aynı üniversitenin Nöroloji ve Psikiyatri Klinikleri’nden uzmanlık diplomamı aldım. Yaşım 28 idi. 1955 yılında asistanlığa başladığım günden beri tam 58 yıldır hekimlik görevimin başındayım ve ülkeme borcumu ödüyorum.
Halen bu meslekten emekliyim. Bununla yetinmedim, 50 yıldır yazarım. Bir insan ömrüne zor sığacak çalışmalarımı, belgelerim, kitaplarım ve konferanslarımla özellikle cinsel konuda bir çığır açıp Türkiye’de bir devrim yaptım. Tabuları yıktım, halkımıza bilimin çağdaşlık yollarının kapılarını açtım. Bir yanda 58 yıllık tıp mesleği, hastalar ve bu mesleğe bilimsel katkılarla öte yandan yazarlığımla iki mesleği eksiksiz yürüttüm.

Yola devam ediyorum ve hâlâ ülkeme borcumu ödeyemediğime inanıyorum. Nedense bir yerlerden densizlik yapanlar çıkıyor. İnternete ne yazarsan o da doğru kabul edildiğinden(!), benim gururum olan bu enerjimi halka sunmamın sevincini bana yaşatmak istemeyenler çıkıyor.

Neden? Yazılmış 20 kitap… Bir yanlış bulun, yüklenin. Bilimsel bir hatamı yüzüme vurun. Dokunuzdaki çamuru perde arkasından başkalarına atmayın. Dürüst ve dobra olun, sözünüzün arkasında durun. “Meyve veren ağacı taşlarlar”mış, ama o meyveleri çile çekmiş, mutsuz halkımız yiyor. Her gün sürekli, günde 12 saat çalışıyor ve yazıyorum. Düşünün, niçin?

Çıkar peşinde koşan ucuz polemikleri, tarih önünde sergilemenizin bize ne yararı olacak? Benim adıma internet siteleri kurup, diledikleri gibi kullananlar! Bu, hakkımın gasp edilip ismim üzerinden sömürü yapmanızdan başka bir şey değildir. Ben düşündüklerimi göğsümü gere gere söyleyen bir bilim adamıyım. Psikolojiyi, insanı, beyni, insanla ilgili fizyolojiyi, davranışlarını, ruhsal hastalıklarını ayrıca cinsellik üzerindeki konumum nedeniyle inancı, tarihi, sosyal psikolojiyi ve antropolojiyi de bilirim ve bilmek zorundayım. Çünkü bir konuşmada bir açık verirsem, öylesine doyumsuz, kompleksli, açgözlü insanların olduğu bir toplumda kariyerimin boynuna bir ilmik takılır.

Ben yoluma, bilimden ve bildiğimden şaşmadan, yüreğimdeki coşkuyla devam ediyorum.

Şimdi ben soruyorum: Sizler kimsiniz? Ben psikiyatrım. Hayatım akıl hastaları arasında geçti. Onlardan gelen saçmalıklara antrenmanlıyım. Bu nedenle kendi adıma gülüp geçiyorum ama, gene de ülkemin insanları adına “Vah vah vah” diyor, üzülüyorum…
 

Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena