Cinsel Yetersizlik (İmpotense)

 
Bir Mektup
 
Ben 41 yaşında, evli, iki çocuk Babası bir erkeğim. Fakat, evlilik hayatım, maalesef hiç de memnuniyet verici değildir. Ailemin bütün uyarmalarına rağmen, almış olduğum karımla, şu ana kadar hiçbir surette anlaşamadığım gibi, beni bir an olsun mutlu edemedi, maddî ve manevî gücümü sarsan bir insan haline geldim. Sözün kısası, meziyet namına aradığım şeylerin hiç birine sahip değil. Ancak şunu da belirtmek isterim ki, cinsel gücümdeki azalma, evlenmemden bir, iki yıl önce meydan gelmeye başlamıştı. 14-15 yaşlarındayken, bütün gücü ile başlayan cinsel gücüm, 32-33 yaşlarında azami haddine vardıktan sonra, kendisini hissettiren bir azalma ile devam etti. Belki de bu suretle, o sıralarda beni, ne olursa olsun artık evleneyim, fikri sabitine düşürmüş olabilir. Zira evlenmem, bu zayıflamayı hissetmeye başladığım ikinci yılın sonunda oldu. Ancak karımla evlendiğim yıllarda dahi üç, dört saat ara ile ikinci bir cinsel münasebete muktedir olamıyordum. Olsam bile, çok kudretsiz ve zevksiz geçiyordu. Oysa, gençlik yıllarında hiç bitmeyeceğini sandığım cinsel güce sahiptim. Ne var ki, bütün gençliğim boyunca birkaç genelev kadını hariç, ne meşru ne de gâyrimeşru herhangi bir münasebet kurmamıştım. Burada çekingen bir insan olmam ve bir taşra kasabasında gençliğimi geçirmem neden olarak gösterilebilir. Şunu da söylemek isterim ki, bu kuvvetli cinsel arzularımı, yıllar yılı kendi kendimi tatmin ederek gidermeye çalıştım. Yalnız bunda aşın bir dereceye vardığımı sanmıyorum.

Gerek çocukluğumda ve gerekse gençliğimde önemli bir hastalık geçirmiş değilim. Sadece, 25 yaşlarımdan beri romatizma çekmekteyim. Sihirlerim oldukça zayıftır. Bir de yemeklerden sonra midemde hafif yanmalar olmakta, bundan dolayı da bağırsaklarımın zaman zaman normal düzeni bozulmaktadır.

Bu ek bilgilerden sonra, en büyük derdim olan cinsel yetersizliğime acaba bir çare bulabilecek misiniz? Acaba yukarıda saydığım nedenlerden dolayı mıdır? Yoksa bunun başka bir nedeni var mıdır? Lütfen bana yardım ediniz.
 
********************************************************
Genel bilgiler:

Cinsel yetersizlik kavramının kapsamına giren sorunlar ve nedenler çoktur. İlk bakışta cinsel yetersiz denilen insanların çoğunun, tümüyle normal oldukları, sadece bazı psikolojik takılmalar içerisinde bocaladıkları bir gerçektir. Cinsel güçsüzlüğün anlamı da, erkekten erkeğe değişir. Gecede 3-5 kere cinsel birleşme yapamayan bir erkek de, kendini cinsel yönden zayıf sayabilir. Haftada bir kere cinsel birleşme yapan insan da. Oysa ikisi de normal kişilerdir.

Kadının karşısında, tutuk ve sönük olan erkeklerin büyük yüzdesinde, (%90-95 dolaylarında) organik bozukluklar görülmemiştir. Çok kişinin sandığı gibi, kandaki erkeklik hormonlarının azlığının buna neden olduğu kanısının da, geçersiz olduğu saptanmıştır.

Birçok organik bozukluklarda, erkeğin gerçekten güçsüz olduğu durumlar vardır, örneğin, yumurtaların iyi çalışmaması ve hastalıkları, her iki yumurtanın da torbaya inmemiş olması, hipofiz, troid ve sürrenal bezlerinin yetersizliklerinde cinsel işlevlerin (fonksiyonların) azalmaları ya da yok olmaları söz konusudur. Ama bu hastalıklarda, sağlıkla ilgili öteki şikâyetler, cinsel şikâyetlerden önce hastayı hekime götürür.

Cinsel isteğe libido denir. Bu enerji sayesinde insanlar yaşama ve uğraşı (mücadele) gücü kazanırlar. Libido, insan motorunun yakıtı gibidir. Libidoyu düzenleyen faktörler sinirsel ve hormonal olmak üzere iki grupta toplanır. Hormonal sistemi bozan yapı özürleri, travma, yangı (iltihap) vb. bir yana, vitaminsizlikler, gıdasızlıklar gibi öteki nedenler de önemlidir. Ama bu bozuklukların sayısı sinirsel bozuklukların sayısı yanında çok azdır.
Uzun süre alkol almak, esra, morfin, eroin gibi uyuşturucu maddelerin de erkekleri cinsel yetersizliğe düşürdüğü bilinmektedir, öteki metalik zehirler de, cıva, arsenik, kurşun vb. erkeklik gücünü zayıflatmaktadır.
Yaşın etkisi kişiden kişiye değişir. Soyaçekimin rolü vardır. Bazı ailelerde uzun ömür, nasıl bir özellik ise, cinsel konulara düşkünlük ve bunu yaşlılık yıllarında sürdürmek de o ailenin özelliğidir. Yetmiş yaşında çocukları olan babalar vardır. Tüm bunlar kişilere özgüdür.

Genellikle ileri yaşlarında cinsel diriliğini yitirmeyen insanları görüyoruz. Gençlik yıllarının gücü yaşlılıkta aranmamalıdır. Doğanın güçlü düzeni bu hakkı erkeklere sınırsız vermemiştir. Her çağın, her yaşın kendi fizyolojik ve psikolojik tutkuları ve enerjisi vardır. Gençlik yılları çoğalma için uygun yıllardır. Yaşlılıkta ana-baba olmanın fizik sorumluluğunu almak kolay değildir. Doğa, kendi düzeni ile bu sorunu çözümlemiştir.

Bazı beyin ve sinir hastalıklarında, özellikle şeker hastalarında cinsel yetersizlikler olur. Omuriliğin yaralanmaları ve yangılı hastalıklarında, erkeklik gücünü tümüyle yitiren genç hastalar vardır. Beyin üzerine olan travmalar ya da öteki bozukluklar, dolaşım bozuklukları ve yetersizlikleri vb. gibi durumlarda da cinsel yetersizlik olabilir.

Görülüyor ki, saydığımız birçok nedenler ve uzun uzun saymakta yarar ummadığımız daha başka nedenler organik yetersizlikler yapmaktadır. Buna karşın psikolojik nedenlerin yanında öteki nedenlerin toplamı % 10’u geçmez.

Libido, erkeklerin çok bağlandığı bir duygudur. Bu duygu biterse erkek sanki yıkıldığını düşünür. Ona göre her şey bitmiş, dünya artık yaşanmaya değmez ve güzelliğini yitirmiştir. Bu kanı özellikle Türk toplumu için daha da geçerlidir. Tüm dünya erkeklerinin bitmesini istemedikleri cinsel istek ve güç için akla gelen her yola başvurulmuştur. Gençlik serumları, Varonof aşıları son çağın buluşlarıdır. Tarihin derinliklerinde de aynı özlemleri görüyoruz. Birçok aşk iksirleri, cinsel isteği ve erkeklik gücünü arttıran macunlar, çeşitli yemekler, tü¬mü kuşaklardan kuşaklara, korunması zorunlu bilgiler olarak iletilmişlerdir.

Yoğun çabalara karşın, henüz ufukta bir ışık belirmemiştir. Ne maymunların yumurtalarının erkeklere aşılanması, ne boğaların, atların serum ya da öteki dokularından elde edilen enzimler, şimdilik umut verici değildir.

Halen hekimlik alanında başlangıç basamaklarında olan, doku transplantasyonları (bir insandan alıp diğerine aşılamak) gelecek yıllarda başarılı sonuçlar verirse, o zaman birinin testisleri, bir ötekine aşılanabilir ve ikincisi belki bir oran içinde cinsel gücünü sürdürebilir.

Cinsel istekleri yaratan erkeklik hormonu düzeyi kanda belirli bir ölçüde olmalıdır. Bunun azalması cinsel yetersizliklere neden olmaktadır. Kanda az olan hormonun yerine konması doğrudur. Fakat aslında hormon yetersizliği olmadığı halde, kendisi cinsel yönden zayıf sanan ve durmadan hormon iğnelerine başvuranlar doğru yapmıyorlar. Hatta hipofizden çıkan ve testislerde erkeklik hormonunun yapılması için, onları sitümüle eden (uyaran) salgıları inhibe ettiğinden, bu ilâçlar zararlı bile olmaktadır. Cinsel yetersizliklerde hormon ancak bir hekimin denetimi ve kararı ile uygulanmalıdır. Eczahanelerde bilinen denenmiş ilaçlar kullanılabilir. Bunların genellikle zararı yoktur.

 
Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena