Dekolte ve Tecavüz

“Dekolte giyinirseniz tecavüz ederler, siz de suç ortağısınız” demiş. Sayın Prof. Orhan Çeker. Eee… Bildiği bir şeyler vardır diyelim, biz kendimize dönelim.

Deprem geldi evim yıkıldı: Yorum: Öyle gösterişli boyası fazla, insanı heveslendiren türde yaptırmasaydın yıkılmazdı be birader!

Lodos çatımı uçurdu: Yorum: Uçurur tabi. Çatının altındaki boşluğu rüzgar görünce ne yapsın, lodos bu tabi girecek, girdi çatıyı uçurdu suç sende.

Vitrindeki baklavalarımı, öteki tatlılarımı da çalmışlar: Yorum: Tabi çalacaklar, o kadar aç varken vitrine öyle iştah açıcı yiyecekler koyarsan, iyi ki daha fazla şeyler de yapmamışlar. Suçlu olduğunu kabul et, bundan derse al.

Vitrinimdeki cansız mankenlerime şehvetleşip mağazaya girip onlara tecavüz etmişler: Yorum: Bak bak!… Sen şu suçlayana bak. Hem suçlusun hem güçlüsün. Bir de utanmadan şikayette bulunuyorsun. Vitrine öyle açık manken koyarsan, evlerine alıp götürmediklerine dua et. Suça özendirmekten gençleri, erkekleri kışkırtmaktan suçlusun. Tecavüzlerin affı, senin ceza evine girmen gerekir.

Profesörün mantığı bu. Dua etsin ki, okurlarıma saygımdan listeyi uzatmadım. Yoksa kıyısından köşesinden derken, kendi çocuklarına kadar varan etki-tepki mekanizmasıyla onlar da suçlanabilirdi.

İnsan beyni. İşte bakacağımız resim bu. Gelişmiş, yüce, kalifiye, ettiğe ve erdeme, insan haklarına saygılı çağdaş bir beyin özlemimiz. Anadolu toprağının kokusuyla, insanlık tarihine örnek diyebileceğimiz atalarımızın ve böyle bir soyun çocukları olarak, onlar bugün neden böyle oldular? Sorusunu sormak, insanca ve bilimsel olanıdır. İkinci soracağım soruysa, daha can yakıcıdır: Bizim gençlerimiz; Almayanın, Fransanın, İtalyanın, Yunanistanın ve öteki çağdaş ülkelerinin vatandaşlarının çocuklarından daha mı İlkerler ki, bu konuda daha vicdansız ve saldırgan olmuşlar. Bir kadının, bir kızın giysisinden iradeleri felç olup, ahlak ve insanlık dışı böyle suça el uzatmışlar. Sayın Profesör, biraz sosyoloji biraz ekonomi, biraz hukuk, yani insan hakları, biraz da çağdaş kapta tarih bilgileriyle bir çorba yapıp içiverseydin, için sıcacık olurdu. Tek yöne saplanmış bir beyin yerine evrenin sırlarına, çağdaş ve bilimsel açıdan baktığınızda, çok boyutlu bir tablo çıkacak karşınıza. İşte orada bir yerdesiniz, siz de hepimiz de.

Yargılama şövalyeliğine, geçmişten geleceğe çok insan heveslendi dünyada. Tümü, insanlığın ve bilimin çöp sepetinde eriyip gittiler. Oysa ufacık bir gayret, biraz daha tarafsız ve nesnel olmak yeterde artardı bile.

Depremde yıkılan binanın temeli çürüktü. Lodosun uçurduğu çatının yapısı ve dinamik hesapları bozuktu.
Vitrinde her zaman baklavalar olacak, sorun baklavada değil, onlara el uzatacak kadar aç gözlülükte ve gözü dönmüşlükte. Vitrindeki cansız mankenlere gelince, neden böyleyiz, neden böylesine olumsuz ve kötü bir örneğiz? Bunların böyle olmasında bizim rolümüz neydi yanlış nerede? diye kendimize yönelik bir eleştiri yaparsak, şifre çözülür. Hocam, bunca sorunun karşılığına yanıt: İki kelime. Tümü kafamızın içinde…
 
Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena