Dişisini Öldüren Tek Yaratığız

Evrim sürecinde doğaya bakalım ve kendimizi hayvanlarla kıyaslayalım, bakalım bu konuda sınıfta kalanlar kimler?

Bütün hayvanların erkekleri, çiftleşme dönemlerinde birbirleriyle kıyasıya dövüşürler. Genelde hayatta kalabilmek için, doğal silahlarını da rakiplerini alt edip devre dışı bırakma kavgasında, kimileri bu yüzden ölür.
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NOT: 4cm uzunluğundaki mahmuzları gerçekten çelik bir bıçak gibi önümüzdeki günlerde bunları da değerlendireceğiz.

Denizli Horozları hariç ben hiç beyaz bir horoz görmedim. Soruşturdum, duymadım da…

 
 

Doğa, kavga dövüş gibi kabadayılıkları düşünmez. Parola şudur: Güçlü olan hayatta kalır ölen gider, güçlü bir başka erkek hayvan devreye girer. Böylece soyların genetik bakımından sağlıklı ve dirençli olarak hayata atılırlar. Resmini gördüğünüz şu horoza bakalım: Onun görevi tavukları korumak ve onları bir üretim makinesi gibi kullanmaktır. Önüne yem atıldığında: “gıt gıt” diye tavuklara haber verir. Kendinden önce onların yemesini sağlar. Çünkü tavuk yumurta verecektir ve gıdaya ihtiyacı vardır. Bu horozların ayaklarının arkasında, sanki ufak bir hançer gibi, sert sivri bir delici özelliğe sahip mahmuzları vardır. Yabancılara karışı kendi ailesini korurken bunlara ihtiyacı olabilir. Birbirleriyle dövüşürken rakibini yaralarlar ve onları da öldürebilirler. Bunlar doğanın düzeni içinde vardır.

Aslında hiçbir hayvan dişisini öldürmez. Çünkü soylarını korurlar ve üretim araçları, dişileri yok etmezler.

Ya bizler? Bir yılda tüm anarşik olaylarda, hayatlarını kaybedenlerden daha çok kadınlarımızı katlediyoruz.

İşte asıl anarşi bu. Bir yılda doğum potansiyeli olan 200 kadın öldürülüyorsa, (rakam gerçektir) bu kadınlar da ortalama iki çocuk doğuracaklarsa, 400 çocuk daha doğmadan katlediliyor ve yaşam hakları ellerinden alınıyor.

Yüzlerce yıldır bizim asıl anarşimiz, sosyal ve kültürel yönde. Acaba sanatından şiirine, estetiğinden sosyal kültürüne kadar kendi tarımsal kültürümüzle donanmış olsaydık, böylesine kadın cinayetleri işlenir miydi? Asla… Taşıma suyuyla değirmen dönmediği gibi, ithal kimlikle de yaşam dengeleri kurulmaz, her türlü anarşi söz konusudur. Biraz içgüdülerimizden çıkıp, sosyal güdülere dönsek ne güzel olur. Taşlar yerine oturur ve insanlar niçin yaratıldığının farkına varır. Mutluluk neymiş onu öğrenir.


Hepinize sağlıklar diliyorum.
Dr. Haydar Dümen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena