Ego İdeallerimiz: Hayran Olup Benzemek İstediklerimiz

Hepimizin vardır. Öyle ola ola büyümüşüzdür. Çocukken babamız, delikanlılık döneminde bir ağabey, bir futbolcu, film yıldızı, geçmişin kahramanlarından kimileri, korsan filmlerinin kaptanları, kimi zaman ozan ve yazarlara hayran oluruz. Farkında olarak ya da olmayarak onlara benzemeye çalışırız. Bu oluşumu, benliğimizin idealizmi olarak, beynimize yerleştiririz.

Gençlik yılları bu hayallerle geçer, özdeşleşme dediğimiz bu bütünleşme sürecinde kimliğimiz gelişir, seçtiğimiz hedefe göre yol alırız.

Bilim, sanat, araştırmacı kahraman ve liderlerimizden ego ideallerimize yer alacak kişiler, bakımından çorak bir ülkeyizdir.
Hz. Davut: Biz peygamber biliriz. Adını çocuklarımızda yaşatırız, aslında İsrail devletinin kurucusu savaşçı kahramanlarıdır.
Hz. Yakup: Davud’un kardeşi acımasız savaşçı, İsrail topraklarını büyüten önüne çıkan her türlü kabilelerin çoluk çocuk insanlarını kılıçtan geçiren bir kişidir.

Hz. Süleyman: Onu da peygamber biliriz, Davud’un oğludur.

İskender: Makedonyalıdır. Bizimle ilgilisi yoktur. Ama biz onu benimsemiş adını da çocuklarımıza vermişizdir.

Atilla: Hun İmparatoru ve savaşçı. Adını çocuklarımızla ölümsüzleştiririz.

Timur: Yıldırım Beyazıt’ı esir alan, Osmanlıyı 100 yıl zora sokan Anadolu da, taş üstünde taş bırakmayan Moğol İmparatoru. Onun da ismini çocuklarımızda yaşatır sanki ödüllendiririz.

Cengiz Han: Orta Asya Türk kabileleri dahil yerleşik herkesi doğrayan biridir.

Hz. Musa: Yahudilerin peygamberi.

Hz. İsa: Hristiyanların peygamberi.

Bunların da isimlerini çocuklarımızda yaşatırız. Olabilir de, neden Yahudi ve Hristiyan toplumundan bir kişi, bizim peygamberimizin ismini çocuklarına vermez?..

Ömer, Ebubekir, Osman, Ali, Hasan, Hüseyin, Hatice, Zehra, Emine, Fatma, Ayşe bunlar İslam’ın uluları olduğu için, isimlerini çocuklarımızda yaşatalım. Son saydığım büyüklere vefa borcumuzu öderken yaşamlarının ayrıntılarını da biliriz. Ömer’in adaleti, Eyüp’ün sabrı, Veysel Karani’nin çilesi ve tevazu, Hz. Ali atı ve kılıcına kadar, halkımızın bilincindedir. Kültürümüz bu öykülerle donanımlıdır.

Halil İbrahim sofrasını Türkülerimizde yaşatırken, Halil İbrahim’in kim olduğunu bilmeyiz. Halil İbrahim’de bir peygamber olup, elinin açıklığı ve cömertliği ile anılır.

Acaba bizim büyüklerimizden, ulularımızdan tarihte ve gönüllerimizde iz bırakın eli açık, sevecen ve de adaletli birileri yok mudur ki, bu konuda da ego ideallerimize ya da olmak istediğimiz birilerine kendimizden bir büyüğü oturtalım?

Ne yazık ki yok. Bulamadık ve bulamayacağız da. Çünkü onları yaşatmadık ve alt yapımız da, kültürümüz de onlara uygun değildi. En azından okuma yazmadan yoksunduk, her şeyimizi din adına, genellikle din bilgisi olmayanların idaresine ve dünya görüşüne bırakmıştık.

Halkımızın %90’ı adına, elimizde kalanlara, aklımızda olanlara bakalım.

Karacaoğlan: 1-2 milyon insan yüzeysel olarak biliyordur, o da birkaç şarkı sözlerini duydukları için.

Yunus Emre: Adı biraz daha fazla bilinir ama, felsefesi halkın ve çocukların beynine işlenmemiştir.

Pir Sultan Abdal: Türkiyede adı, yorumlarıyla, şiirleriyle, geçmişte yaşayanlar arasında en çok bilinenidir. Çünkü sahip çıkılmıştır.

Dadaloğlu: Dikta rejimine meydan okuyan bir yiğittir. Hangi yüzyılda hangi otoriteye hangi nedenlerden başkaldırmış olduğu bilinmez.

Köroğlu: Haksızlığa ve acımasızlığa başkaldırmıştır. Onun hakkında da bilgimiz birkaç cümleyi geçmez.

Yani bunlar ve bu saydıklarımızın tümü, halkın bilincine Nasrettin Hoca kadar girmemiştir. Bu nedenledir ki, Türk kültüründe güldürü sanatı çağdaşlarıyla boy ölçüşür hale gelmiştir.
Geride kalanlara gelince: Namık Kemal, Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Orhan Veli, Nazım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek gibi sanatçılarımızın ve ozanlarımız dahi, haklarındaki bilgilerimiz halk açısından yok düzeydedir. Anadolu halkı bunları bilmez. Çünkü okutulmamış ve de öğretilmemiştir.

Oysa kahramanlarımızdan, liderlerimizden, sanatçılarımızdan örnek alacağımız kişileri, çocuklarımıza, ego ideallerimize yerleştirseydik, hem onlara vefa borcumuzu öder, hem de kendimizi, yönlendirmiş olurduk.

Çünkü kendi kültürümüzü, kökümüz ve yeşerecek dallarımızı budadık. Bırakın ATATÜRK kalsın. Kurtuluş Savaşının Kahramanına, emperyalizme başkaldıran bir lidere ego ideallerimizde yer verelim. En azından, istilacıları ülkeden kovup, dünyaya örnek olarak bize bağımlılığımızı kazandıran liderimizin dünya görüşü, bilinci ve kahramanlığıyla özdeşleşelim. Kendilerinin de sesini duyar gibiyim, ”EY TÜRK GENÇLİĞİ BENİ UNUTMAYIN. Bunu isteyecek kadar üzerinizde hakkım var” diyor.

Unutmayalım ve unutturmayalım.


Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena