Erkekliğin Dayanılmaz Ağırlığı

 

 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
ERKEKLİĞİN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI
Erkek olmanın ağırlığı, çocuk daha dünyaya gelmeden önce başlar. Erkek çocuğun doğumunda atılan sevinç ve neşe çığlıkları, kız çocuğunun doğumundan daha fazladır. O erkektir, ailenin soyunu devam ettirecek, meslek sahibi olacak, eve ve ailesine, büyüklerine de bakacak olan potansiyel bir güvencedir.

Erkekliğin somut kanıtı penis olduğundan, penis üzerine kurulacak dünyada çocuğun beynine daha o yaşlarda, onunla ilgili kavramlar sokulur.

Varoluşa, soyların sürmesine damgasını vuran organın işlevi ve kutsallığı, sosyal yaşamda her yer de amacının dışında çalıştırılarak aşağılayıcı küfürlere dönüştürülmesi, saldırganlığın ilk temelleri olur. Çünkü ülkemizde cinsel içerikli küfürlerin oranı %90 dolaylarındadır. Bu silah! Her yerde ve herşeye ateşlenir. Aklınıza gelebilecek türlü kavramlar üzerine de yönelebilir. Öyle ki günlük yaşamın sıradan olaylarında bile, bir cümle başı gibi hemen devreye girer.

Bir tantanadır sünnet. Hem ailenin güç gösteri fırsatı, hem de çocuğun erkekliğe ilk adımın atmasıdır! Cinsel içerikli o eylem, psiko-analitik ekole göre bilinç dışı ve bilinçli olarak daima karşımıza çıkar. Bu saldırganlığın yani şiddetin, anonim kullanımından bile, iki kelimelik sözcükten cinayetler işlenir.

Daha çocukluktan başlayan bağırmalı, gürültülü konuşmalarımız, evde, sokakta ve işyerindeki iletişimimiz hep aynı tonda yapılır. Yüksek ses şiddetin ayak izleri gibidir. Çünkü bağırmanın bir ton üstü, öfkenin sinirsel boşalımı ve de kavgadır.

Erkek çocuk ergenlik döneminde kendisinden beklenen! konularda da kimliğini kazanmaya başlar. Önce kız kardeşlerinin namusunu korumacılığını üstlenir. Bu çember zamanla genişler, akraba kızlarının, yakın komşularının, mahallenin de namusu ondan sorulmaya başlanır! Ama kendisi sokakta ya da başka yerlerde öteki kızlara ve kadınlara karşı hiç de öyle değildir. Çünkü büyüme çağında erkek çocukların çapkınlığı keyifle karşılanır. Ayrıca, erkeğin de elinin kiridir!

Karşı cinsle ilişkilerinde, sınır aşan kandırmacaların da, sevmeden seviyorum, seninle evleneceğim gibi yalanların da sonuçta faturası kızlara çıkar.

Ergenlikten sonra bir de milli oldu mu! tutmayın beni havasına girer.

Evlilikte beğenen, seçen, kızı alacak olan erkektir. Beğenilen, seçilen ise kızdır. Bu seçimde geleneksel olarak kızların namuslu olması birinci sırada aranır. Sıradan bir flörtte bile, namus lekelenmiş! sayılabilir.

Evde egemen güç erkeklerdir. Çocukların eğitiminde söz sahibidirler. Tüm güçler onların elindedir. Para, sosyal statü, dinsel inanıştaki hakları, yönetim, toplum değerleri, atasözleri, şarkılar, türküler, töreler hep ondan yanadır.

Güç sahibi olan herkes genellikle bu gücü kullanır. Bizde erkek feodal toplumun bireyi, ataerkil düzenin ürünü, fiziksel gücün sahibidir.

Gerisi kendiliğinden çorap söküğü gibi gelir. Karısına kızına baskı uygular, sevgilisini bile öldürebilir! töre cinayetleri işler. Bunların üzerine genel kültürün azlığı, estetikten yoksunluğu, çağa kapalı bir beynin kendine özgü dünya görüşlerini eklersek: Sebep-sonuç ilişkileri de böyle sonuçlanır. Peki kim dur diyebilecek bu gidişe? Bunun yanıtı şimdilik zor. Yazımın başlığına: Türk erkeğinin dayanılmaz ağırlığı koyacaktım. Ama biliyorum ki, İranda, Afganistanda, Suudi Arabistanda da durum farklı değil. O zaman Müslüman ülkelerde erkeklerin dayanılmaz ağırlığı başlığını koysam, bu kere de seyreyleyin gümbürtüyü. Bu nedenle, bu gidişe dur diyebilecek ve çıkış yapabilecek bir güç şimdilik görünmüyor. Eğer kadınlarımızın tümü, işlenen cinayetler ve kendi hakları için sokaklara dökülüp, isyanlarını sürekli, belki bir ömür boyu sürdürürlerse, torunları sanırım biraz soluk alır. Bu olaylar yaşama, yürütme ve yargıyla çözülecek sosyal olaylardan değildir. Çünkü altında bin yıllık süreç ve birikim vardır.
 
Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena