Fatih Terim’in Paltosu

Fatih hocam ben maçtan anlamam, takım tutmam, yabancı takımların çok güzel ve teknik maçlarını arada seyrederim. İnsan yeteneğinin zekâsının ve refleksinin nasıl doruklara çıktığını saygıyla izlerim.

Letonya ile Milli takımızın maçını izledim. Ortalama iki mahalle takımı gibi geldi bana. Daha önceki bir maçta, izleyici olarak rahatsızlığımı bu sayfamda belirtmiştim. Bu kadar öfkenizin gerilimin milyonlar önünde halka yansımasını yadırgadım. Çizdiğiniz imajın maç ve dostluk havasına uymadığını, üzülerek gördüğümü de vurgulamıştım. Bu makaleyi okumak isteyenler sayfamızda bulabilirler. Son maçta, her zaman olduğu gibi kameralar üzerinize döndüğünde yüz hatlarınız, göz kaslarınız, dudaklarınız ölümüne ringe çıkmış bir gladyatöre benziyordu. Sürekli el kol hareketleri, uzaktan bağırarak talimatlar vermek ve gene bir önceki maçta elinizde bulunan su şişesini yere çarparak adeta kafamıza çarpar gibi hareketiniz çok itici ve izleyicinin moralini bozucu nitelikteydi. Çünkü siz orada, dünyaya bizi temsil ediyorsunuz.

O sırada hakemlerle kavgalarınızı bir tarafa bırakalım. Öfkeyle paltonu çıkarıp fırlatıp attın. Ben bunu kafama fırlatılmış gibi algıladım. Dersiniz ki, oyunculara ya da hakeme kızdım. Oyunculara kızıp onları yeteneksiz bulduysanız ne yapalım elimizdeki malzeme bu kadar, sebebini derinlerde arayalım. Bunun ucu insan kafasıyla top oynayanlara kadar uzanır. Eğer bu malzemeden yüz ağartacak bir sonuç alamadıysanız ilk önce kendinize kızmanız gerektiğinden, daha başka türlü davranmanızı beklerdim.

Çünkü gençler dahil bütün izleyicilere, özellikle erkeklere kızınca: “Vurun, dökün, kırın, yere çalın” anlamında mesajlar verdiniz. Zaten öfkeli bir toplumuz, bunlar da tuzu biberi oluyor. Ayrıca bu davranışlar küçük yaştaki çocukların da kafasına monte edilmiş oldu.

Bütün bu söylediklerimi bir yana itiyorum, mesleğimi konuşturuyorum: Dünyada hiçbir yerde küçüğünden büyüğüne şiddet ve korku üzerine eğitim olmaz. Çünkü şiddet ve korkuya isyan eden bir ruh haksızlığına uğradığına inan bir savunma mekanizması harekete geçer. İyi gibi görünen önerilere de karşı çıkar. Sebebi kişi kendi kimliğini korumak zorundadır. Bu duygu herkesin özünde vardır. Şiddete karşı savunma mekanizması harekete geçer. Öte yandan bilinçaltı kendi mekanizmasını işleterek kişinin iradesiyle ilgili olmayan ama kişinin özünden kaynaklanan davranışlar ortaya çıkar. Örneğin; rüyalarda olduğu gibi. Bunu iki türlü gözlemiş oldum. Biri, oyuncular sizin şiddetinizi kopyalamıştı. Durmadan gereksiz yere kavgalar çıkartıyorlardı. İkincisi, bilinçaltı bir öç alma duygusu harekete geçip sisteme ve oyuna etkinliğini koydu. Bu nedenle neredeyse tüm oyuncular çektikleri şutlarda hep kalenin çok ötelerine hedef aldılar, sanki kaleyi görmediler bile. Bu kadar acemilik hiç kimseden beklenmez. Burada olay, oyuncunun bir tür kimliğini bulma amacı gibiydi.

Aslında iyi bir eğitim, eğiticinin baba gibi şefkati, asker gibi disiplini ve ana ocağı gibi güvencesi altında verilir ve kişiler böyle motive edilirse, zamanını bilmem ama bizim oyuncularımızda belki liglerde ilk sıralara aday olabilirler.


Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena