Gülmek

İnsanoğlunun evrimleşme sürecinde, insanlığına en yakışır ve halen kişiler arası iletişimde, birinci derecede rol oynayan iki mimiğimiz vardır: Biri gülümseme, öteki gülmedir. İnsanlığa adım attıktan sonra, belki daha alt basamakta iken, keşfettiği gülümseme, gülme çiçeğinin tomurcuğudur. Oysa ülkemizde gülme, katı kurallarla sınırlanmıştır. Özellikle tutucu ve egemen erkek toplumlarda, gülmenin cinsel içerikli bir mesaj olduğu da bilinmektedir. Çok şeyde olduğu gibi, bu konuyu da ters düz edip, kediyi kuyruğundan yakalayarak yorumlayan, yasakçı ve de kuşkulu bir ortamda yaşıyoruz. Bu ortamı biz yarattık. Bu yolda oluşan bir kimlikle, erkeklerimiz de gülmeyi unuttular. Zaten gülümsemeyi de pek bilmezler.

Toplumda fazla gülen, pek ciddi sayılmaz. Çok gülene de: “Orospu karı gibi niye gülüyorsun” diye terslerler. Ya da: “Neden gülüyorsun açıkta birşey mi gördün?” diye cinsel organla bağlantılı, aşağılayıcı bir ifade kullanırlar. Anadolunun pek çok yerlerinde gülen çocuklar, özellikle kızlar ayıplanır. Daha sonra bu kızlar, büyüyip hayata karıştıklarında anne olduklarında bile, gülerlerken elleriyle ağızlarını kapatırlar. Büyüklerde ise, yabancılar kadınların ağızlarını bile göremezler. Ağız sanki mahrem bir organmış gibi saklanır.

Kısaca: Gülme ve onun tomurcuğu gülümseme, ülkemizde kaltledilmiştir.

Peki ya kahkaha. Kimileri kahkahayı patlattığı zaman sanırsın ki, ramazan topu gümledi. Anırırcasına gülenler, güldükten sonra hızını alamayıp haaayyy diye uzatanlar, gülmeye estetik boyuttan alıp dejenere edenlerdir. Gülme cahili toplumumuzda, özellikle erkeklerde gülerken, göbeğini çifte telli oynar gibi oynatarak ya da omuzlarını aşağı yukarı hareket ettirerek gülenler, kendi çizdikleri tablonun farkında bile olmazlar. Bunlara tıslar gibi gülmeyi ince sesle gülmeyi, sitemli gülmeyi, daha burada yamadığım gülmeleri bir yana bırakıp, insanoğlunun en güzel, en çarpıcı, en büyüleci gülümsemesine dönelim. Sıcacık, dostluk kokan, okşar gibi elektiriklenme ve güven veren, saygı uyandıran, sahibini bin kat güzelleştiren, bir baş yapıt tabloya yaraşır güzellikte gülümsemeler, yani temessümler, sanat eserlerinde, insan davranışarında, tarihsel süreçlerde çok önemli yer almışlardır.

İnsanoğluna en yakışan mimiktir. İşte bu mimiği bu iletişim sıcaklığını neden yitirdiğimizi de düşünelim.
“Erkek milletiz”. Anladık da, erkekliğimizle! gülmeyi de, gülümsemeyi de neden katlettik? Onu anlayamadık.


Sevgi ve saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena