İki Bayram

BAYRAK: Tarih, gurur ve de güvence olarak bir ulusun özgürlüğünün, bağımsızlığının onur simgesi gibi dalgalandıkça, onun çevresinde olan insanlarda ulus bilincini geliştirir.

Bir bayrak daha vardır ki, o da gönüllerde, ruhlarda dalgalanır. O bayrak, özgürce kutlanan bayramların sevinci ve mutluluğudur.

Her bayramın kendine özgü, kutsal, anlamlı, insanları birbirine bağlayıcı ve de yaşama bilincini güçlendiren işlevleri vardır. Her toplum, kendine özel bayramları dışında, gene kendi toplumlarını güçlendirmek, dinamik enerji kazandırmak ve toplumsal bilinci, neşeyi, yaratıcılığı körüklemek için festivaller, panayırlar ve eğlenceler düzenlerler. Bunlar toplum bütünlüğünün ve gücünün somut güvencesi olarak bilinçlerde yer alır.

29 Ağustos 1920… Uşak’ın 7 km. yakınındaki bizim köyümüzü Yunan ordusu işgal etti. Tam iki yıl sonra, 1 Eylül 1920’de Dumlupınar’dan akan süvariler ve askerler Uşak’ı ve köyümüzü kurtardılar. Düşman giderken köyümüzü ateşe vermekle kalmadı, bozgun sırasında 31 Ağustos’ta, köyün tüm halkını camiye doldurup üzerlerinden kilitlediler. İçeri giren düşman askerleri, kadın-kız kimi gözlerine kestirdilerse götürüp ırzlarına geçtiler. Hiç kimse bir şey yapamıyordu. Kızlar, kilim altındaki tozu, toprağı tükürükleriyle karıştırıp yüzlerine sürüyorlar ki, düşman askerleri onları beğenmesin ve götürmesin. Erkek kardeşleri savaşta ölen bir aile, tek kızlarını korumak için, camideki kilimin altına kızı yatırıp üzerine de eteklerini yayarak kızlarını tecavüzden kurtarmışlardı.

1 Eylül sabahı bizim askerlerimiz daha köye gelmeden, köy halkını camiden çıkararak, top atışlarından kurtulmak için canlı kalkan olarak yanlarında götürüyorlar. Annem o anıların acılarını, derinliklerini, ayrıntılarını, örneğin her sabah Yunan askerlerinin kalk borularıyla uyandıklarından tutun da her an her şeyin olabileceği bir ortamın yaşandığını gözleri yaşararak anlatırdı. Dahası ibadetin, dini bayramların da rahat kutlanamadığını, korku ve baskı nedeniyle camilere gidemediklerini her vesileyle anlatır, ben de dinlerdim. Bu nedenle o dönemlerin anamdan naklen canlı tarihiyim.

Tabii ki Ramazan, Kurban bayramlarını kutladığımız gibi, Cumhuriyet Bayramı’nı da kutlayacağız… Hem de dolu dolu. Ayrıca kandillerde halk birbirleriyle telefonlaşarak kutlamalarını yapıyorlar ve böylece bir bütünlük sağlanıyorsa, elbette 19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos’u, 9 Eylül’ü de kutlayacağız. Ayrıca ulusal bilincimiz, ulusal sevincimiz ve de geleceğe güvencemizle bütünleşerek bilim, insanlık, demokrasi, özgürlük adına korunması gereken her şeyi korumakla kalmayacak; destanlarımızda, türkülerimizde, marşlarımızda tarihimizi canlı tutacağız ki onun arka sayfalarına itilip silinmeyelim.

Cumhuriyet Bayramı’nı, ölmüş anamın-babamın adına da kutluyor, hepinize buruk neşemden sevgiler sunuyorum.


Saygılarımla
Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena