İki Resim

 

İKİ RESİM

1-Ceyla Gölcüklü: Sosyetemizin gözbebeklerinden biri idi ve üç sıfatla yorumlanıyordu. Güzel, zengin, mutsuz.
Güzellik: Görecelidir. Birine göre afet olan, ötekine göre felaket olabilir. Ayrıca akla, ruha, bedene göre güzellikler de vardır. Tümünü bir arada bulabilene de pek rastlanmamıştır. Kısacası bedensel güzellik üzerine bunca ilgi, bunca kıyamet koparmak da doğru değil. Resme baktığınızda, pek öyle “güzelmiş” diyebilecek kadar da değil. Ne var ki, beden yapısı da kişinin kendini ilgilendirir.

Zenginlik: Ne diyelim, Allah verdiğine verir, vermediğine de çile çektirir. Zenginin parası da, fakirin çenesini yorar. Para da sahibini ilgilendirir.

Mutsuzluk: Şu ülkede kim mutlu ki?... Ölümünden sonraki yorumlarda gördük, mutsuzluğuna kendi davetiye çıkarmış. Medya onunla köşe kapmaca oynamış. Medyanın magazin bölümünün de işi bu. O gurubun sözü edilenlerini, sosyetenin şenlikli arenalarında yakalayıp gazetelere konu etmek. Ancak bunu yaparken de, işin suyunu çıkarmamak, aileye de yeter! dedirtmemek gerekir. Gene de “alan memnun, satan memnun” gibi bir durum da var. Kısacası sen oralardan ayrılmazsan medya da gelir seni bulur.

Yaşam tercihi, böyleymiş… Boşanma sonu aldığı parayı Türkiye’ye getirmiş. Çok iyi yapmış. Sosyetik harcamalarını yaparken de, sosyal alanlara el uzatmak, okul yapmak, engellilere rehabilitasyon, yaşlılara bakım evi, hayvan severlere maddi ve manevi yardım yapsa iyi olurdu. Ben bilmiyorum, eğer yapmışsa özür diliyorum.

Gördüğümüz ve görüntü:

Vur patlasın çal oynasın! Bu tablo kapitalizmin toplumumuza çizdiği şablondur.

Bu da kişinin kendi bileceği bir iş. Öyle tercih etmişse, kimsenin de buna söz söyleme hakkı yoktur.

Bizim üzerinde durmak istediğimiz başka bir nokta var.
Günlerdir, Allahın Rahmetine kavuşan hanım kızımızın, ölümünden sonra da ailelerini rencide edecek şekilde haberlerin, gazetelerin birinci sayfalarında manşetlerde, ara sayfalarda, magazin yapraklarında karşımıza çıkması düşündürücü. Eğer o kişi, büyük bir sanatçı, ünlü bir bilim ya da politika insanı, ülkeye yararı dokunmuş bir değer idiyse, bir vefa borcu ödemek ve arkasından gelecekleri özendirmek için, bu yayınlar içimize sinerdi.

Oysa, onca deli fişek genç ve güzel kızları, bu tür lüks hayat ve piyangolara özendirme pahasına olsa da, varsa da, yoksa da sosyetenin gülü dersek, üstelik bunu da, ailesini rahatsız edercesine yaparsak, basın adına pes vallahi.
Vatana millete hayırlı olsun diyerek geçelim 2. resme.


                                            İKİNCİ RESİM

Muş Varto’nun “ziyaret” mezrasında oturan Şamil Şener, 20 ineğini satıyor, mezradaki yerleşim yerine bir okul yaptırıyor. Hem dört kızım da okur diye, okumanın yolunu açmada ön ayak oluyor, hem de toplam 12 çocuğu hayata hazırlayıp onların manevi babası oluyor.

Sadece bir gazetede gördüğümüz şu resim. Hepsi bu kadar. Ne sonradan haber yapılacak, ne de başka varlıklı insanlara özendirici bir kapı açılacak, Şamil Şener onurlandırılacak.

İkisi de Türkiye’nin gerçeği.
 
Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena