İnsan Faktörü-1

Uşağın çevre köylerinin merkeze en uzakları 10-15 km. Doğal yapısı gereği köyler izole, kuş uçmaz, kervan geçmez de değiller. Uşak şeker fabrikası eski bir kuruluş olup, Afyon İzmir tren yolu Uşaktan geçer. Kısacası Anadolunun terk edilmiş yöre ve köylerinden, daha çok şanslı, uygarlıkla iletişiminde de şanslılar.

Uşağın Karacahisar köyüyle, Bağbaşı köylerinden ve de kendi köyümüzden kimi örnekler sunuyorum. Adını ettiğim iki köyede, orta yaş dolaylarındaki kadınların neredeyse yarısı, bundan 30 yıl önce yüze kadar sayı saymasını beceremiyorlardı. Elli yıl önce de, bizim köyde de durum aynıydı.

Halen sözünü ettiğim köylerde bir kadına, yüzden 15 çıkarsa ne kalır dediğinizde yarıdan fazlası doğru yanıtı veremiyor. 7-8 yıl önce, bizim köyden liseden sonra 3 yıl eğitim görüp diploma almış bir kızımız, Nazım Hikmetin ve Necip Fazılın adını bile duymadığını söylemişti. Kimden olursa olsun, tek bir şiiri ezbere okuyamıyordu.

Bizim köye tek tük gazete geliyor ama, sözünü ettiğim öteki köylere halen gazete, kitap girmiyor. Televizyon yaygın. Üniversiteyi bitirmiş bir genç, bir diploma almış ancak, televizyonun dışında dünyadan kopuk. O televizyon da tüm ailenin ilgisini çekecek yayınlarla ve de amaçlı politikalarla halkın alışageldikleri kültürlerini de bozuyor.

Sosyal yaşamlarına gelince: Aşağıda 5 resim sunuyorum. 2 kadın, 2 ev, birde evin içi ve çocuklar.
 
 
Resimlerin büyük halini görmek için lütfen üzerine tıklayınız.
Evlerin yıkık döküklüğü bir yana bu resimde yanda gördüğünüz kırık dökük çıkıntı ailenin tuvaleti. Yazı var, kışı var. Doğu sıcağı illa ki, o sırada oradan geçen insanlar. Tuvaletler korunaklı ve kapalı değil. Vatandaş kendi keyfine ve canına kıymet vermiyor diyelim. Bu nasıl bir yaşam tarzı?... 2-3 tahta, bir iki teneke eskisi, hem yabancı gözlere engel, hem tuvalete biraz rahatlık ve keyif! katardı.
 
 

21. yüzyılda Uşağın yaşam belgeleri bunlar. Bu iki kadın ve aileleri, bu evlerde yaşıyorlar. Biraz daha iyi evlerde yaşasalardı ne deyişecekti? İnsan mazemesi gene aynen kalacaktı.

Bir de herhangibir evin içine girelim. Karitakürlerde gördüğünüz bir soba ve geleceğimizi ellerine bırakacağımız çocuklar.

Binalar yapıyoruz, işletmeler, iş yerleri ve sermayeyi büyütmek, sosyal ve ekonomik yaşamın alfabesinin ilk harfi olsun. İkinci harften sonra tümü İNSAN FAKTÖRÜ’yle ilgilidir. Tekniği, bilimi, sanatı, estetiği, insanca olan her şeyi onların beyinlerine yerleştirmedikten sonra, o parti senin bu parti benim oy verelim, gönül eğlendirelim, beşyüz yıl daha sabredelim.

Ne çıkarsa bahtımıza çünkü antik mimaride yerimiz yok. Resme son yıllarda ilgi var ama, taban ve geçmiş kültürü yok. Heykeli sevmeyiz, dünya klasikleri arasında, müzik, yazı ve öteki sanat dallarında adımız geçmiyor. Arabesk olmayanı sevmiyoruz. Yaşam felsefemiz ve düşünce alanında nufüsun yarısı, halen orta çağ dönemini aşamadığına göre!...

Haydi hayırlısı, elimizi açıp dua edelim. Şansı yitirdik. Biraz akıl dileyelim, o da bir an da oluşmuyor onun da alt yapısı var. Alışılmış deyim, herkes aya biz yaya...


Sevgi ve saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena