İnsanların İhaneti

Kocaman dünya. Milyonlarca tür, milyarlarca canlı yaşıyor üzerinde. Dünya hepimizin ortak malı. Yerleşim sırasına göre ise, onlar daha eski, daha oturmuş ev sahipleri olduklarından biz de sonradan geldiğimiz için, ev sahiplerimize, her alanda olduğu gibi yağmacılığımızı başa koyup, o hayvancıkları da kendimize tutsak ettik. Ve böylece en büyük ihaneti onlara yaptık.

Adam ava çıkıyor, ördek ya da kaz avlayacak. Plastik modellerini av alanına koyuyor. Teybe aldıkları ördeğin sesinden gökyüzünden geçen ördeklere çağrı yapıyorlar: “Gelin burası güvenceli ve yiyeceği bol”. Yorgun hayvancıklar, kendi türünün ihanetine inanıp suya konunca, saçmalar etinde. Aslında asıl ihaneti yapan bizler bu saçmaların acısını hissetmeliyiz. Neyse…

Tilkiler insan zekâsını kopyalamış gibidir. Akıllı, kurnaz, oyuncu, neşeli, yavrularına düşkün, üstelik güzel hayvanlardır. Yavruları ise, okşanası bir oyuncak gibidir. Bu güzellikleri onlara ölüm davetiyeleri çıkarır. Çünkü kürkünü insanlar beğenirler, “size layık değil” diye üzerindeki derilerini yüzüp alırlar. Buraya kadar neyse… O da akılını kullansın, avlanmasın. Ama siz hayvanların geçtiği, dolaştığı yerlere, zehirli et atarsanız, tilkicik onları görünce: “Bugün şanslı günüm, gökten bereket yağmış” diye yer. Bir bölümünü de varsa yavrularına, midesinde götürmeyi düşünürken, acıdan kıvranarak ölürler.

Oysa tilki çiftçinin dostudur. Çünkü fareleri avlar, çoğalmalarını engeller. İnsan böylece kendi dostunu katletmiş olur. Çünkü, onun derisinin parasına muhtaç olacak kadar bir zavallılık içindedirler. Mevsiminde Rusya’dan Anadolu’ya göç eden bıldırcınlar, gece gündüz kanat çırparak bir yere konup dinlenmeden, bir şey yiyip içmeden, Karadenizi geçerler. Karadeniz kıyılarının uzaktan ışıklarını görünce, içlerinden : “Dayan bir lokmacık yol kaldı” diye sevinirler. Tam karaya ulaştıklarında, yönlendirici, yol gösterici diye bildikleri güya liderlerinin teybe alınmış sesini duyunca. “Geldik, işte burası inişe geçin komutunu veren liderlerinin sesine uyarlar” tümü yere doğru dalış yaparlar ve bıldırcın avcılarının filelerine dolarlar. Yorgunluk, bitkinlik bir yanda, asıl facia ölüm stresi, bütün hücrelerini kaplar ve titremeye başlarlar. Bir avuca sığacak kadar küçüktürler. O sevimli, zavallı hayvancıkları soykırım gibi katlet parasını al ve etini ye… Bu nasıl vicdan, nasıl insanlık? Sadece VAHŞET…

Devam edecek…


Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena