Kadın Erkek İlişkilerinin İnsancıl Boyutu

Tacizler, tecavüzler, töre ve namus cinayetleri, kıskançlıklar, kadınların sokakta güven içinde olmamaları, laf atmalar, baktın diye birbirine girmeler, çağdaş ve insanın dünyasına uymayan, ilkel ve kadını insan boyutunda değil cinsel boyutta görenler. Bir yana, kadınların ikinci sınıf sayılmaları, girişimlerine yeterince hak tanınmaması. Bunlar yetmiyormuş gibi cinsellikleri üzerinde hep kuşku yaratmak, güvensizlik ve buna bağlı tedirginlikler... Daha saymadığımız neler neler...

Bunların nedenleri altında, kuşkusuz eğitimin, asıl önemli dallarından biri sanattan, yoksun olmak, onun yüceliğinden, mesaj almamak. Okulda okutulan derslere bile gözümüzü kapatmak, yukarıdaki saydıklarımızın nedenlerinden bazıları.

Bir toplumun kentlerinde resim, heykel, pilastik sanatlar ya da el işleri gibi, sanat yapıtlarını sergileyecek salonları ve müzeleri yoksa, o ülkenin insanları, hem sanat alanında, hem zevklerinde hem de insan ilişkilerinde ve en önemlisi kadın erkek ilişkilerinde, dahası aşklarında yeterli estetik derinliklere ulaşamazlar.

Estetikten yoksun tüm yapıtlar ilişkiler, konuşmalar kendilerine göre ne denli yüce olsalar da, yoz ve ilkeldirler. İnsanlar, insan olmanın evrim sürecinde, yaratma yeteneklerini kullanarak sanatın estetiğini ve mesajlarını tanıyıp yaşamamışlarsa, bir kaç fakülte bitirmiş olsalar da çağdaş dünyanın dışındadırlar. Bu şu demektir: Tek boyutlu bir yolda yaşıyorlar, bu da ilerleme değil, duraklama da değil, geri gitme anlamındadır.

Müze ve sergi gezmenin, bir kuralı ve düzeni ve de görgüsü vardır. Müze ve sergi gezerken sigara içilmez, ciklet çiğnenmez, yüksek sesle konuşulmaz ve insanlar rahatsız edilmez.. İnsanlar bu kuralları oralarda öğrenir ve kendilerini disipline ederler.

Gezilecek sergide ve müzede konuyla ilgili, alt bilgilere de gerek vardır. Sergilenen eserlerin, gerek tarihsel, gerek mesaj içeriği bakımından buna ihtiyaç duyulur. Yoksa, sadece bakılır geçilir. Bu ziyaretler başlı başına bir eğitimdir. İnsanlar bakmasını öğrenirler ve bunlar derslerle öğrenilmez. Müzelerde, sergilerde kıyaslamalar yapılır. Seminerlerde yeni bilgiler öğrenilir. Bunlardan sonra ilgi resime yönelikse, resim yapmaya başlanır.

Sanatsal içerikli bir tabloda, kadının erkeğin çıplaklığı, izleyenlerde cinsel istek yaratmaz. Orada sanata, renklere, figürlere ve de mesaja bakılır. Sanat o kadar kutsaldır ki, anamız babamız kardeşimizin kutsallığı gibidir. Onlara da cinsel içerikli niyetlerle bakamayız.

Yabancı ülkeleerin müzelerinde, 1400-1500 yıllarında yapılmış sanat yapıtlarında, Ademle Havvanın çıplak resimleri, Hz. İsa’nın sevgilisi Maria Magdelena’nın çıplak tablosunu, Aşk tanrısı Cupudo aşk tanrıcası Venere’nin çıplak ve dudak dudağa öpüşerek seviştiklerini görürsünüz. Bunlara ve çıplak melek tablolarına da, kimse cinsel içerikli bakmaz. Çünkü tanrılar kutsaldır. Onlara tahrik olunmaz. Tanrılar da sevişip, öpüşüyorlarsa, aşk ve sevgi de kutsaldır. Bu mesajları bu tür tablolarıda göre göre içinize sindirirsiniz.

Kişinin namusu kendisi için kutsalsa, başkasınında namusuna sokak ortasında cimdik atılmaz ve aç kurtlar gibi bakılmaz. Bu yozuklar, bizim soylu halkımızın, erkeğine ve kadınına da yakışmaz.

NOT: Gelecek yazımızda Sevimli ve de Çılgın Projem-3


 

Sevgi ve saygılarımla.

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı

(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena