Kafa Kesme Olayları

İnsan psikolojisini, toplumun sosyal yapısı, üretim tüketim ilişkileri, tarihsel süreçler ve inanç gibi faktörler belirler. Her birey toplumun empoze ettiği bu kalıpları kendi kültürüne, dünya görüşüne, zekâsına göre bir düzene sokar, kişisel kimliğini oluşturur. Toplum değerlerinin kimileri, çoğu zaman bilinç dışında uykudaymış gibi yuvalanır. Bir uyarı anında iradenin devre dışı kaldığında ya da refleks bir hareketle dışa vurur.

Başlıkta kullandığımız kavramı değerlendirmek için, toplumumuza ve değer yargılarımıza bir bakalım. Tarihsel ve yaşam kültürümüzde bıçak, kılıç, hançer her zaman yaşamımızın bir parçası olarak süre gelmiştir. Örneğin; Erzurum barı kama kürü bıçaklarla, Kafkas oyunları, Bursa’nın kılıç kalkan ekibi bilinen enstrümanlarla, efeler üzerindeki hançerlerle Ankara seymenleri de hançer ve kılıçla oyunlarını oynarlar. Bu kesici aksesuarlar, genelde erkeklik ve de bazı güç kavramlarını pekiştirdiğinden yadırganmaz, beynimizde yiğitliğin bir parçasıymış gibi yer alır.

Sarayda 5-6 yaşlarından itibaren şehzadelerin hançer taşıdıklarını biliyoruz. Sadrazamlar da sarayda bellerinde hançerlerle dolaşabiliyorlardı. Peki bu hançeri kime karşı kullanacaklar? Hiç kimseye, sadece bir güç simgesiydi. Kimi Padişahlar da hançer düşkünüydüler. Bu hançerler de sapları zümrüt, safir gibi kakmalarla süslenmiş olarak müzelerde sergilenmektedir.

Hz. Hüseyin kafası kesilerek öldürülmüştür. Hz. Ali’nin kılıcı Zülfikar’ı herkes adıyla ve şekliyle bilir. Hz. Muhammed’in kılıcı da Topkapı müzesindedir.

Kafa kesme olaylarına gelince: Suudi Arabistan gibi Müslüman ülkelerinde idamlar kafa kesilerek uygulanır. Halen, Cezayir, Sudan, Yemen, Somali, Afganistan, Pakistan’da ve kimi başka Müslüman ülkelerinde de bu tür cezalandırmalar uygulanmaktadır.

Bizim tarihimizde, Kuyucu Mustafa’nın kestiği insan kafalarıyla kuyuları doldurduğu anlatılır. Osmanlı tarihinin her döneminde, kafa koparma yöntemi uygulanmıştır. Nice Sadrazamların, bilge ve önemli kişilerin de, kafaları Padişah ya da Şeyhülislam fermanıyla kesilmiştir. Bu kesik başların bazıları da Padişah’a sunularak, olayın gerçekleştiği gösterilmiştir.

İngiltere’de British Museum’e gidenler bilir. İslam eserlerine ayrılan, bodrumda küçük bir odada, camekan arkasında sözünü ettiğim bu hançerlerden birkaç örnek görebilirsiniz.

İnsanlarımızın bilincinde, tarihin camekânları arkasına saklanıp, ben buradayım diyen bu kesici aletler ne yazık ki, günümüzde namus gibi bazı kavramlarla ilişkilendirildiğinde, bu alt yapının bir provokasyonda bilinçli ya da bilinç dışı refleks bir hareketle, ne cinayetler işlendiğini ve dünyada rekor kırdığımıza da tanığız.

Bu çağ dışı ilkel ve acımasız yöntemlerin yok edilmesi, insan haklarının özümlenmesi ve uygar bir yaşama geçebilmemiz için, kadınlarımızın toplumsal bir reaksiyona ve direnişe geçmeleri gerekir. Peki ama bu nasıl olacak? Çünkü: Namerdin gözü kadınların kafasında.
 

Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
0212 293 33 11


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena