Kargayla Söyleşi-3

Sabah erkenden penceremde tık, tık sesiyle uyandım. Gelen benim kargamın dayısıymış! Görür görmez tepem attı.
“Bu saatte ‘Karga bokunu yemeden’ niye geldin de beni uyandırıyorsun?” dedim.
Karga : “Tam üstüne bastın, kaldır ayağını da bulaşmasın bende bu konuyu konuşmaya geldim. İnternet sayfanda bir yazı yazdın, bizim yukarıdan ‘Sizlerin aklına şey edeyim’ sözümüzden başımız derde girdi. İnsanlar açıkta giderlerken bize dikkat ediyorlar ve de kızıyorlar. Ama nedense gene sizlerden kimileri de, özellikle güvercinlerin tünediği ağaçların altındaki masalara oturup muhabbet ediyorlar.
“Ne isterlerse yapabilirler size ne?”
“O kadar değil. Hem boklu diye bizleri aşalıyorsunuz hem de ağzınızdan bok eksik olmuyor.”
“Ne dedin sen kendine gel, nasıl söz öyle”
“Daha dün duydum, sizlerden biri bir başkası için ‘o bok yemiş..’” dedi.
“Bu bizim dilimizde yalan söylemiş, iftira atmış demektir.”
“Peki: Ya sizin birbirinize ‘bok ye’ demeniz ne demek oluyor.”
“Sinirlenmiş azarlamış demek oluyor.”
“Peki, ’o hep onun bokunu yer’ ya da bir başkası için ‘onun kimden çıkarı varsa, onun bokunu yer diyorsunuz.”
“Boklu karga, ben burada insan oğlunun dil özelliğini sana anlatamam. Bunlar sitem ya da şaka yollu konuşmalardır.”
“Demek öyle, ama bizler sizleri ciddiye aldık. Bir açık oturum düzenledik, ben bu konuları size aktarmak için görevlendirildim. Önce size soruyorum: ‘Karga bokunu yemeden’ dedin. Biz bokumuzu nasıl yeriz? Çoğu zaman göremeyiz bile, salarız havaya şanımız yayılır ovaya. Anladık insanoğlusunuz, sıkışınca kızınca sarılırsınız silaha. Aranızda güzel sözcüklerle duygularınızı ifade etseniz, bizi de bu boklu konulara karıştırmasanız diye size sitemlerimizi bildirmeye geldim.”
“Haa! Unutmadan bizim anadan öksüz, yeni yetme bir dişi kargamız var. Göz rengi mavi, Sibel Can’ınızın, Hülya Avşar’ınızın gözleri onunkinin yanında sönük kalır. Eeee!... bir de ses var ki, kimi Yıldız Tilbe, Sertap Etaner’imiz deriz ona. Yürüyüşü seke seke, sallana sallana cilvelidir. Hadise’niz gelsin ondan yürüyüş dersi alsın.”
“Uzatma sonuca gel.”
“Senin karga Arapcan’ın var ya, ona vurulmuş. Şubat ayı ortalarında düğün hazırlığı hayalleri kuruyor. Bana söz kesip istemem için rica etti. Hayırdır be hocam ‘süzme yoğurdun ezmesi dünürdükte yalan düzmesi sevaptır’ diye bir de atasözünüz var. Sevaptır vallahi.”
Yatağımdan fırladım. Başladım odada sinirden zıplamaya.
Karga şaşkın, benim kafayı oynattığımı sanmış gibi telaşla” Hoca ne oluyor?”diye sordu.
Ben de “sevincimden” deyince durdu garıp garıp baktı durdu ve ekledi: “Aklımı aldın vallahi sizin sevinciniz bile çılgınca. Ben bu dünürlükten vazgeçtim. Arap Kızın günahına giremem ona da: Sakın ha!.. Vazgeç bu sevdadan, insanoğlu kafayı bozunca, başkalarının kafalarını yerlermiş” diyerek uçup gitti.
O günden sonra benim Arapcan 3 gün hiç ötmedi, hiç yanıma gelmedi, kafasını hep kanatlarının altına sakladı.


Sevgi ve saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena