Kıpır Kıpırlar

Kadınlar, kızlar dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, bir müzik sesinde kıpırdamaya başlarlar. Omuzlardan sonra eller kollar devreye girer. Bildikleri bir müzik parçasıysa dudaklarıyla estetik hareketlerle melodiyi mırıldanırlar. Anlamlı, seksapelli, yumuşak, neşeli bakışlarla çevreyi kolaçan ederler. Kendileri gibi ritme uyanlar varsa, birbirlerinden güç alırlar. Bu ciddi toplantılarda, lokantalarda, ufak gruplar halindeyken de olur. O arada yanlarında ya da çevrede erkekler de vardır, onlarda hareket olmaz. Gözleri ve gülücükleriyle kızları özendirir gibi neşelerine katılırlar. Erkeklerin şakaları, esprileri aslında devam anlamında, onların da memnuniyetinin ifadesidir.

Ortamın sosyal içeriğine göre kadınlar toplu halde iseler, içlerinden biri ayağa kalkar. Genelde kilosu biraz fazla, dışa dönük kimliğiyle ve de ortalama 40 yaşlarının üzerinde biridir. Oturduğu yerden ayağa kalkar, el kol derken göbek, kalça döktürmeye başlar. Ya da genç bir kız başı çeker. O da kendine güvenen biraz da dışa dönük biridir. Yaşı 20’yi de pek aşmamıştır. Bakana kendini seyrettiren ritmlerle öteki kızları da coşturur. Bunların örneğini televizyon programlarındaki, izleyici olarak gelenlerde hep görürüz. Lokantalarda genç kızlara pek iş düşmez.

Peki neden kızlar öyledir de erkekler başka türlüdür? Bu sorunun yanıtı, içlerinde taşıdıkları genlerle ilgilidir. Bu devinimler karşı cinse bir tür kendini beğendirme, onu uyarma mesajlarıdır. Bunu bilinçaltı yaparlar. Bu hareketlerin özündeki kutsal çağrı, bizim anladığımız gibi cinsellik içermez, aslında kuşakların sürmesi için üremeye yöneliktir.

İkinci ayrıcalık, kadınlar ve kızlar tarihin en eski çağlarından günümüze kadar, takılarla, çeşitli koku ve de makyaj malzemeleriyle süslenmeyi vazgeçilmez bir yaşam aksesuarı gibi kullanagelmişlerdir. Erkekler bu konuya fazla önem vermezler. Nedenini yarın okuyacaksınız. Kadınlardaki bu süsler de gene bilinçaltı kendilerini beğendirme açısından onlarda bir güven oluşturur. Bir yandan genetik çağrışım buna neden olurken, öte yandan eşlerine karşı da yerlerinin sağlamlığı konusunda bir güven duygusu yaratır. Eşlerine güzel görünüp dışarıya yönelmemelerini önlemek ister gibi bilinçaltı bir mekanizmayla dünya genelinde trilyon dolarların harcanmasına neden olur. Onca pahalı giysilere ve mücevherlere vb. harcanan paralar da ekonomide para akışkanlığıyla üretime katkı sağlar.

Dünyadaki canlıların tümünde, örneğin bitkiler de; böceklere “en güzel koku, en canlı renk, en tatlı nektar bende” der gibi bir yarış içinde onlara kucak açarlar. Bu da kendi türlerini sürdürmek için sanıldığı gibi insanoğlunun mutluluğu için değildir.

Kısaca dişiler seçer, dişiler çağırır ve onlar evet derse, soylar güzel ve sağlıklı olur. İstemedikleri durumlarda, zora ve çıkara, bencilliğe dayalı yöntemler uygulanmasında ailenin ve de hepimizin ruh sağlığı bozulur, gelecek kuşaklarımız da dejenere olur.
 
 
Saygılarımla
Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena