Küfür Edebiyatımız

Değerli okurlarım bir araştırmamı, küfürler üzerine yapmıştım. Böylesine kendi içine kapanık, kendi kültürüyle oluşmuş, bir toplumu kimler neden ve nasıl bozabildi de hiçbir toplumda olmayacak kadar zengin ve de çirkin bir küfür edebiyatı olduğunu oluştu. Şaşırmamak elde değil. Kızından kısrağından, anasından babasına, ebesinden dedesine, yedi sülalesine uzanan nice küfürler biliyorum. Tümünü topladım, deyimler ve sözlükler kitaplarından da yararlandım onları da aldım. Sıralamada en kutsal kavramımız olan ana’ya küfürler başta geliyor. Bu nedir, bu nasıl yozlaşmış bir toplumdur ki, dil alışkanlığı olarak sevmediğimiz ya da fenalık yapan birisine anamı s…. diyen sözcükleri kişisel ve toplumsal vicdanımızla nasıl bağdaştırabiliyoruz. Dahası bebek yaşına kadar inerek, eşikten beşiğine kadar uzanan cinsel saldırı sözcüklerine çok rastlıyoruz.

Borcunu ödemeyen erkek de olsa ona orospu, sözünde durmayan orospuluk yaptı diyebiliyoruz. Oysa bu küfürleri yapanlarla birlikte aynı toplumda yaşıyoruz. Kendimizi bu guruptan ayırmayalım, çoğu zaman refleks olarak böyle olumsuz sözler söyleyebiliyoruz. Öte yandan erkekler için söylenen en aşağılayıcı sözcük, günlük yaşamımızdan bozuk para gibi kullanıyor. Yani şu dört harfli i… sözcüğünden söz ediyorum.

İnsanlardan en kutsal iki kavramından biri Anne, öteki Din yani İnanç. Benim çocukluğumda insanlar birbirlerine bu küfürle saldırıyorlardı. Saygısızca, edepsizce, senin dini diye başlayan küfür ile başlayan sözcükle devam ederdi. Yani o ikinci sözcüğün sonu m ile biterdi. Sıradan konuşurken bile, her olumsuzlukta öfkemizi cinsel içerikli bu küfürlerle dile getiriyoruz.

Bütün bu karmaşada kişinin kendine erdem değerlerine, inancına ve ailelerine uzanan herhangi bir yerde kullanıldığında sonu kanla biten olaylara şahit oluyoruz. Başkasına yaptığımız bir çok küfürleri aslında kendimize de yapmış oluyoruz.

Bu ne demek? Çocuklarımız bu küfürlerin içinde büyüyorlar. Bu küfürleri ve kültürü kim yarattı?
 
Çağdaş eğitim mi, yoksa kendi haline bırakılmış bir sahipsizliğin sorumsuzluğu mu? Yakın tarihlere kadar, 100’e kadar saymasını bilmeyen nice insanların bu yoz insan kimliğini ve soyunu inciten bir sorumsuzluğun, sahipsizliğin yani eğitimsizliğin rolü varsa nereye kadar uzanıyor? Soruları kendimize sorduğumuzda, bir cümleyle şunu söyleyebiliriz. Temeldeki erozyonlar giderilmedikçe, bu toplu bu günleri de arayacaktır.

Sevgi ve saygılarımla
Dr. Haydar Dümen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena