Lezbiyenlik–Sevicilik–Safizm

Dört yıldır evliyim. Evliliğim büyük huzursuzluk içinde geçmektedir, üç yaşında bir olgumuz olmasına rağmen, yuvamızın yıkılması bir an meselesidir.

Karım öğretmendir. Çalıştığı okuldaki bazı erkek görünüşlü ve karakterli kızlara karşı müthiş bir ilgi duymaktadır. Beğendiği tipteki kızlarla beraber olmak, konuşmak, gezmek diyebilirim ki hayatta en büyük zevkidir. Kendi seviyesinde ve daha olgun kimselerle asla arkadaşlık edemez. Bu durum yüzünden evde çok münakaşa çıkmaktadır. Karımın kendi başına buyruk olarak yaşaması, beni, evi ve çocuğumuzu ihmal ederek yaşaması, gezmesi, tozması evimizin huzurunu yok etmekte, evi bir cendere şekline sokmaktadır. Yuvamda huzuru bulamayınca bir müddet kendimi dışarı attım. Lokal köşelerinde, kumar masalarına düştüm... En sonunda karımla ben aynı evde, ayrı yaratıklar gibi yaşamaya başladık.

Gezmemiz, eğlenmemiz, yatmamız, yememiz, içmemiz, hesabımız kitabımız hep ayrı olmuştur. Bir nevi pansiyon gibi oldu evimiz. Eşimiz dostumuz, cemiyet içinde yerimiz yok gibidir.

Karımın hareketleri içinde en zıddıma gideni de, hiç yoktan küsüp, benimle ayrı yatması veya rahatsız edilmemesini tembihleyip, sırtını bana dönerek uyumasıydı.

Karımı sevdiğim için münakaşalarımızın en şiddetli olduğu günlerde bile onu terketmeyi bir türlü başaramadım.

Ayrı ayrı hareket etmemiz- (bilhassa aynı yöndeki okullarımıza sabahleyin giderken, 100-150 metre aralıkla gitmemiz) küskünlüğümüz, ayrı yaşamamız konu-komşuya ve mesai arkadaşlarımıza, öğrencilerimize enteresan geldiğinden, halkın dilinde sakız olduk.

Aramızdaki huzursuzluk daha ziyade, aramızdaki kız öğrenciler yüzünden çıkıyordu. Ben de son 3 yıldır eve hiçbir kız öğrenci sokmamaya başladım. Eve gelen kızlar, daha ziyade «pespaye» cinsten kızlar olmasıydı, karıma sözümü dinlememesinin faizini ödetecektim ama, aramıza giren bu kızlara bir cinsel ilgi duymadım. Karım en son ilişki kurduğu kıza âşık oldu. Ki bu kız da: Kaim sesli, teke gibi ter kokulu, saralı, çirkin, üstelik erkek görünüşlü bir yaratıktı...

Bu yaratığı eve sokmayışım yüzünden karım deliye döndü. Karasevda olmuş gibiydi. Karım, ilişki kurduğu kızlarla mukayese edilemeyecek kadar da güzeldi üstelik. Son üç aydır karım hayal âlemin de, gözyaşlarını bizden saklayarak ağlayıp duruyor. Bu çarpıklığa tahammül edemiyorum. Eğer bir erkeğe olsaydı bu ilgi ve istek, onu hemen terkederdim mutlu olması için... Bu cins kızlar eve gelince, gece misafir olarak alıkoyar ve bir yolunu ve bahanesini bularak, benden ayrı yatardı. Alıkoyduğu kızın odasında ve yatağında yatmayı çok isterdi ve bazen de yapardı bunu... Kadın - kadına ne yapar, diye önceleri sineye çektim... Bu tutkunun efendilikle düzelmeyeceğini anlayınca işi kazaklığa döktüm. Neredeyse dünyasını söndürecektim... Kendisine «sapık» olduğunu ve buna bir son vermesini rica ettiğimde : «Artık seninle yapamam, ayrılalım!» dedi... Ben de o kızgınlıkla eşyalarımı bavuluma koyup, ayrılmak niyetiyle yanma gidip, «Allahaısmarladık!» dediğimde, ağlamaya başladı. Bakışları ve hareketleri gitmememi istiyordu. O gözyaşları beni evde koydu yine... Şaşırıp kalmıştım. Ne yapmalıydım?.. Sonra barıştık ama, karım ayrı yatmak (kardeş gibi koca) istiyordu hâlâ. Ayrı yatmaya bir erkek olarak artık tahammül edemeyeceğimi güzelce anlattım. Bu sefer de birlikte yatmaya razı oluyor ama bir müddet cinsel birleşme yapmayı asla istemiyordu. Her zaman olduğu gibi... Davranışlarını hep saçmalıkla, mantıksızlıkla karşılayarak ağır ithamlarda bulunmaya başladım.

Karım ilk evlendiğimiz günden beri, cinsel birleşmede bulunmayı istemiyordu, önceleri acı ve sızı duyduğunu söylüyordu. Kendini doktora götüreyim, dedim, kabul etmedi. Sonradan bu acı geçti, fakat yine bu tür işleri asla istemiyordu. Cinsel ilişki sırasında her türlü aşk oyunu yapmama, ona haz vermeye veya beraber hazza ulaşmaya gayret sarf etmeme rağmen, kılını veya kolunu bile istekle kıpırdatmıyordu. Soğuk bir mermer gibi, benimle istemeyerek «hatırım için» suratsız, isteksiz cinsel münasebette bulunuyordu. Benim de cinsel iştahım ve kudretim çoktur. Zamanla düzelir diye bekleyip durdum. En son münakaşamızdan sonra, beraber yatarken ağlamaya, yastığı gözyaşları içinde bırakmaya başladı. Bütün bunlara sebep, hep o âşık olduğu, deli gibi sevdiği (öğrencisi) acayip kız içindi. Bu büyük bir «sapık sevgiydi». Sevdiği kız hakkında söz bile söyletmiyordu. Onsuz hayatı düşünemiyordu artık. Evet, karım bayağı bir seks hastasıydı. Onun himayeye en çok ihtiyacı olduğu an, nasıl terkedebilirdim? Geçen gün ağlamaklı konuşmasından gayet ciddî olarak, iki defa intihar etmeye teşebbüs ettiğini, başaramadığını, yakında kendisinden temelli kurtulacağımı, biraz daha sabretmemi söyledi. Ben de intihar etmesini asla istemediğimi, ayrı yaşamaya, yatmaya bile razı olduğumu belirterek bu hususta onu yaşamaya mecbur olduğuna ikna ettim. Şimdilik durumumuz böyle.

Evimiz fırtınadan önceki sessizliğe bürünmüş gibi. Ama bu en son âşık olduğu acayip kız yüzünden, ilerde yine münakaşa çıkacağını sanıyorum. Çünkü; ilgi duyduğu kız İstanbul'da oturuyor (yani, annesi, kardeşi orada ikamet ediyorlar). Sömestir tatilinde, o kızla beraber İstanbul'a gitmek, gezmek en büyük isteği şimdilik, üstelik yan¬larında benim gitmeme de müsaade etmiyor. Tabiî karımın benden ayrı gitmesine asla müsaade etmeyeceğim için, yine çıngar çıkacak. Durum karışık. Şimdi bu sapık kadınla yaşanır mı, yaşanmaz mı? Bu durumda onunla da, onsuz da yaşamak zor benim için.

Sorularıma bir ışık tutacağınızı ümit eder, saygılarımı sunarım.
 
 
*************************************************************

Yorum ve bilgiler:

Kadınlar arasında rastlanan bir cinsel . Se¬vici olan bir kadın, cinsel doyuma ulaşmak için kendisine doğal olanı, yani bir erkeği eş seçmez. Onun yerine, kendi türünden biriyle, yani bir kadınla yatarak cinsel doygunluğu yeğler.

Seviciliğin nedenleri, aile düzenine, kişinin yetişmiş olduğu çevreye, gerçekleştirilmemiş isteklere, yoksulluğa, çocukluktaki cinsel isteklere ve hatta alkolizme dek dayanan bir nörozdur. Bu konuda türlü araştırmalar yapan Caprio, sevicilerin çoğunun sinir hastaları olduk-larını, duygusal dengesizlik içinde bulunduklarını ve dengesiz bir cinsel yaşam sürdrüdüklerini ortaya koymakta, bunlara şiddetli kıskançlık duygularını, suçluluk kompleksini, sado mazohist (eziyet etmekten – eziyet acı çekmekten zevk alma) özellikleri ve derinlere kök salmış bir güvensizlik duygusunu da eklemektedir. Çift cinselliğin erkeklere oranla kadınlar arasında daha fazla olduğunu söyleyen Caprio, ayrıca bir psikiyatri ve psikanalizci olması nedeniyle bu konularda özel bir önem kazanmakta ve sözüne güvenilir bir kişi olarak kabul edilmektedir. Günümüzde artık mutlak erkek ya da kadın diye birşey olmadığı, her insanın bu özelliklere belirli bir ölçüde sahip bulunduğu kuşkusu ortaya çıkmıştır.

Dr. Beran Wolf, seviciliğin bir nevroz (ruhsal sorunlu) olduğunu ileri sürmekte, bunun analığın ve evliliğin yüklediği görev ve sorumluluklardan bir tür kaçış olduğunu söylemektedir. Bir başka deyişle, «cinsel yaşama uyamama durumu» da denilebilir. Bu seviciler arasında bazı ayrımların olduğunu ortaya koyar. Bazı kadınlar kendilerine bir erkek bulamadıkları için, bazıları erkeklerle olan ilişkilerinde hayal kırıklığına uğradıklarından seviciliğe yönelirler, ötekilerde ise bu, bir alışkanlık durumuna gelmiştir. Onlar bir erkeğe sahip olsalar da olmasalar da sürekli olarak sapık istekler duyarlar ve bunları yerine getirmeden yapamazlar. Kinsey, sevicilerin yöntemlerini araştırmak ve şu sonuca varmıştır : Cinsel sapık olan yüz kadından, 95-98'i sarılma, öpüşme ve göğüs okşama ile cinsel doygunluğa erişebilmektedir. Yine yüz kadından 77'si dudakları emme, 85'i cinsel organlarını birbirine sürterek cinsel doygunluğa erişirler. Kinsey'e göre, godemiş (sunî penis) çok seyrek kullanılır. Genellikle döl yolunun parmaklarla uyarılması, karşılıklı vulvaların ağıza alınması (oral seks) ya da karşılıklı sevişme cinsel doygunluğa ulaşmak için yeterlidir.

Dr. Henri, erkeksi özellikler taşıyan sevicilerin (erkeksi özellikler burada bir erkek organına sahip olmak isteğini taşıyan ve seviş¬me anında erkeğin yerini tutan seviciler için kullanmıştır. Zaten sevicilerin, morfolojik olarak erkek özellikleri taşımaları olanaksızdır), memelerinin, ucunu, ya da büyük bir bölümünü eşlerinin döl yolundan içeri soktuklarını ortaya koymuştur. Kesinlikle bilinen birşey de, sık sık godemiş kullanan sevicilerin psikolojik olarak çift cinselliğe sahip olduklarıdır. Bunlar, psikanaliz üçleme adı verilen bir üçgende yer alırlar. Psikanaliz, seviciliğin bilinçaltındaki nedenlerin açığa çıkarır. Çünkü, sevicilerin orgazma eşlerine bağlı olarak (yani, seviş¬tikleri kadın aracılığıyla) eriştikleri, böylece erkeksi isteklerini giderdikleri bilinmektedir. Eğer karşısındakinin memesini emiyorsa, bebeklik içgüdülerini, yok eğer kendi memesini emdiriyorsa analık içgüdülerini gidermektedir. Aktif ya da pasif oral seks ise, çocukluğa dönüşü gösteriyor.



Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena