Muhteşem Yüzyıl ve Öpüşme

Tarihimizle bizi yüzleştiren bu dizi sayesinde, hepimiz payımıza düşen bilmediğimiz bilgileri öğrenmiş bulunuyoruz. Bunlardan birini de ben size sunacağım.

Osmanlı döneminde dudak öpüşmesi bilinmiyordu, halen ülkemizin kırsal kesiminin kimi yörelerinde ya da ailelerince de bilmemekte ve bu yüzden uygulanmamaktadır.

Sevişme, öpüşme, selamlaşmak gibi ritüeller, toplumların kendilerine özel kültürleridir. Durak öpüşmesi, İslam dininin öğretilerinde öne çıkmadığı gibi, sanki engellenir bir tutum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunda kimi bulaşıcı hastalıklardan korunma amaçlandıysa da, ağız temizliğinin kolay olmadığı dönemlerde, koku nedeniyle de pek tercih edilmediği akla yakındır. Geleneksel sevişmede ve yazılı belgelerde gerdan ve yanaktan söz edilir. Osmanlı şairlerinin şiirlerinde kullanıldığı leb yani dudak sözcüğünün o anlamda kullanılmadığını Murat Bardakçı açıklamıştır.
 
NOT: Resimlerin Büyük Halini Görmek için Üzerlerine Tıklayınız.
 
Bu sayfada sunduğumuz resimlerde bir şema göreceksiniz Homonculus adı verilen bu şema, 1950’lili yıllarda Kanadalı nörofizyoloji profesörü Penffield’in lokal anestezi ile insan kafatasını açarak, mikro elektrotlarla bedenimizin haritasında algı merkezlerinin yayılışını göstermektedir. Yani beyinde elimize, dilimize ve dudaklarımıza ayrılan yer, tüm bedenimizin yarısını kaplamaktadır. Özetlersek dudak öpüşmesiyle, beynimizin algı merkezlerinin yarısıyla karşımızdakini algılayarak onunla bütünleşiriz.

Eğer sevişmede bu öğeler kullanılmıyorsa, sevişme yani seks, sadece cinsel organlara indirgenmiş bir eylem olarak karşımıza çıkar. Bu da duygusal ve de aşkın bağlayıcı etkisinin yeterli olmayacağı anlamına gelir. Sadece sevişmenin bir ihtiyacının giderilmesi için, karşı cinsi bir tür materyal gibi kullanma demektir.
 
 
 
 
 
NOT: Resimlerin Büyük Halini Görmek için Üzerlerine Tıklayınız.
 

Resimde gördüğünüz, öpüşen çift tablosu 1503 tarihinde doğan ressam Agnola Bronzino tarafından yapılmıştır. Yapıtta Cupido (aşk tanrısı) tarafından öpülen çıplak bir venere (aşk tanrıçası) vardır. Tablo Londra Ulusal Galeridedir.

Bu resimdeki dudak öpüşmesinin yakın çekim detayında gördüğünüz gibi, dil, dudak öğeleri net olarak kullanılmıştır.

Yukarıda sözünü ettiğimiz bu kültürün, sanatsal içeriğinin yorumuna gelince: Tanrılar da sevişiyorsa AŞK KUTSALDIR. Tanrılar öpüşüyorsa saygındır. Tanrılar çıplaktır ama Tanrıya tahrik olunmaz. Bunun sosyal içerikli eğitimi, her gördüğün çıplağa o gözle bakılmaz.

Üstelik resimdeki çizgiler, renkler, derinlik ve içerik zevklerimizi, ruhumuzu arındırıcı bir özellik taşımaktadır. Bu yoldan estetik değerlerimiz artar ve sanatın önü açılır. Şiirler, müzik, resim, heykel, tiyatro ve güzel sanatların tümü bir gelişim sürecinde, insanları bugünkü tahtına oturmasında en etkin rolü oynamıştır. Böylece çağ kendi evrimini yaparak, uygarlığın öteki dallarında da doruğa ulaşmıştır. Yani beyin açılmış, teknik bu açılımdan sonra gelmiştir.

Oysa bizde, inancımıza göre, resim ve heykel kabul görmemiştir.

Şimdi Padişahlarımıza döner, bu tür ilişkilerini yorumlarsak, çokluk içinde yokluk yaşamışlar diyebiliriz.

Belki de bu nedenle hareme ihtiyaç duyulmuştur. Çünkü beyinler ve ruhlar doymamıştır.
 
 
Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena