Nazmiye Gelinin Yaşamı

Nazmiye gelin, teyzemin oğlunun karısıdır. Başka bir köyden gelin gelip evlendirildiğinde, 15 yaşları dolaylarındaydı. İncecik, narin, ufak tefek bir köylü kızı işte… Ve gelin geldiğinin haftasında teknede hamur yoğurma işi ona verilmişti. Daha çocuk olduğu için yemek yapmasını falan da pek bilmiyordu. Ne var ki akıl almaz bir enerji küpü, işkolikti. Hamur yoğrulurken un, su öylesine birbirine karışmalıdır ki ekmek has olsun. Bir bakıma tepside çiğ köfte yoğurmak gibidir. Farkı, hamurun 60 kilodan fazla olması.

Günlük iş sıralaması şöyleydi: Güneş doğmadan kalkacak, güne hazırlanacak, hayvanlara yiyecekleri verilecek ve de sulanacaklar. Altlarındaki dışkıları kürünecek, akşam seferinde de aynı şeyler damdaki ufak delikten kürekle dışarı atılacak. Yemlikler temizlenecek, buzağı ve danalara da bakılacak. Buzağılar emzirilecek, ineklerin sütleri sağılacak, süt kaynatılıp yoğurt için mayalanacak. Akşama doğru yoğurt, ev yayıklarında özel el tokacıyla vura vura çalkalanarak yağ ayrılacak, yıkanıp özel bir kaba konulacak. Ayran ise bez bir keseye aktarılarak süzülecek, akşam yemeğinde bulgur pilavının yanında soğanla hoşaf gibi kaşıklanacak. Yoksa kuru bulgur pilavı boğaza takılır kalır.

Tarla işlerine koşulacak. Temmuz ve ağustos sıcağı altında, akşama kadar o işler yapılacak. Akşama doğru eve koşarak gelinecek, inekler, tavuklar, kazlar varsa yavrularına bakılacak, altları temizlenip yemleri verildikten sonra yuvalarına, ahırlarına konulacak. Bu arada akşam yemeği gerekli. Yemek bir yanda ateşte pişerken, bir yandan da ufak tefek işlere, bir oraya bir buraya koşulacak. Köy evlerinde özellikle terkos olmadığından, su çeşmeden ve kuyulardan taşınacak. (Şimdilerde köyümüzde evlerde terkos bağlantısı var.)
Bunca iş arasında çocuk da doğuracak, hiçbir işe ve çileye “Git geri, yapamam” demeyen Nazmiye gelin, iki kız bir de oğlan çocuk doğuracak.

Bu saydığım işler, yılda bir gün bile dinlenme olmadan, günübirlik pikniğe bile gidemeden tam 40 yıl boyunca aynı tempoyla tarafından yapılmıştır. Bugüne geldiğimizde, demir gibi güçlü, tuttuğunu koparan, gülücüğü, kahkahası yüzünden eksik olmayan, torunlarını büyüten bir kadın…

Nazmiye gelinin bir derdi var. Evinde bakıp büyüttüğü, beslediği ve onlardan sağarak elde ettiği sütün kilosu 73 törkiş kuruş. “Bıktım vallahi,” diyor. Niye bıktığı az sonra … “İneklerin yemi, su giderleri bile bundan fazla. Ahırın bok kokusundan koku alma duyumu da yitirdim artık ineğe, danaya paydos. Bu gelir kaynağımız da kurutuldu, hayvancılık öldü,” diye yakınıyor, kendini bu yıl emekliye ayırıyor. Tatil falan hayal etmiyor da sürmeli gözlü iki danasından iki buzağısı ve üç ineğinden nasıl ayrılacağının üzüntüsünü çekiyor. Malum kasaba gidecekler.

Gelelim bize… Nazmiye gelinler olmasa, acaba bizler ne yer, ne içerdik?
 
 
 
Bu fotoğraf evliliğinin 10. yılında çekilmiştir.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Saygılarımla
Dr. Haydar Dümen
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena