Nevzat Tarhan`dan Hürrem Sultan`a Alkış

Nevzat Hoca bir psikiyatri profesörü. Ayrıca Üsküdar Üniversitesi Rektörü. “Her kadın biraz Hürrem Sultan gibi olmalı,” diyerek “bitme noktasında çatışmalı evliliklerin kurtulabileceğini” söyledi. Gerisini kendi yorumundan okuyalım:

“Tarihteki bazı kaynaklara göre, Kanuni kendisine isyan eden Hürrem Sultan’ın oğullarından birinin idam edilmesine karar verir. Hürrem Sultan oğlunu kurtarmak için Kanuni’ye ‘Sen ne biçim babasın? Oğlunu nasıl öldürürsün?’ demek yerine, ‘Yüksek ruhlarda kin barınmaz, sen yüksek ruhlu bir insansın. Affet oğlunu,’ demiş. Kanuni de bu sözlerden etkilenerek oğlunu affetmiştir.

Tarih bilimi ve bilinci, kulaktan dolma ya da duygusal yamalarla, hamasi destanlarla oluşmaz. Üstelik tarihi bilgi diye geçmişte bu konuda yazılanlar, söylenenler de her zaman doğruları ifade etmez. Bu konuda Sokullu Mehmet Paşa ile Katerina safsatasını ve benim yorumumu sitemizde bulacaksınız. Ancak Yavuz Selim’in de Çaldıran Seferi’ndeki yine tarihçilerin cehaletini gösteren asıl gerçeği de sitemizde okuyabilirsiniz.”

Kanuni’nin, oğlu Mustafa’yı çadırında ok kirişleriyle boğdurduğunu biliyoruz. Kanuni’ye oğullarından biri isyan etmişse, Kanuni de idamına karar vermişse, bu da tarihe geçmişse, bu karar bir mecliste ya da o zamanın saray erkanından birinin tanıklığında verilmiş demektir. Böyle bir karar üzerine Hürrem Sultan devreye girmiş, yukarıdaki Tarhan Hocanın söylediklerini söylemiş, Kanuni de kararından vazgeçmişse, bu durum Kanuni’nin makamının yücelikleriyle bağdaşmaz. Kanuni’nin otoritesi büyük ölçüde zedelenir. Hürrem Sultan’la Kanuni arasında özel bir diyalogta bu olay yaşanmışsa, bunu ikisinden başka hiç kimsenin bilip öğrenmesi mümkün değildir.

Nevzat Hoca buradan hareketle konuyu başka bir mecraya taşıyor: “Mutlu evliliğin formülü Hürrem Sultan gibi olmak” dedikten sonra “Kanuni Sultan Süleyman gibi bir padişahı avucunun içine alabilen bir Hürrem Sultan, alttan alarak erkeğini yönetmeyi ve yönlendirmeyi başarabilmiş bir kadındır” diye Hürrem Sultan’a övgülü bir yorum yapıyor.

Bu yorumda şöyle bir gizli alt mesaj var. Burada erkekliğin temsilcisi, erk’in yüzde yüz ta kendisi Kanuni’dir, yani o bir erkektir. Kadınlığın da sosyal mertebesi en üst basamaklardaki bir kadın da olsa Kanuni’ye yani erk’e (güce) aşağıdan alarak, onu pohpohlayarak etkili olabiliyor, aldığı kararı değiştirtebiliyor, demek istiyor. İşte bu yöntem Amerikan usulü en etken beyin yıkama yöntemidir. Hayali idealize edilmiş örnekler göstererek, bu örneğe geçiş sağlayan alt mesajı çaktırmadan beyinlere yerleştirmektir. Sözünü ettiğimiz bu yorum üzerinde, uzun ve değişik düşünceler de üretilebilir. Yani kadının egemenliğini ileri sürdüğümüzde, Kanuni değer kaybeder. Kısacası kadına düşkün, onun etkisinde kendi iradesine ve sözüne hakim olamayan, bugünkü dille biraz kılıbık, pasif bir erkek imajıdır. Oysa bu yorum Kanuni’ye yakışmaz. İşte buradan Hoca günümüzdeki kadınlara gönderme yapıyor. “Hürrem Sultan gibilerinin de evlilikte yaşanan sorunları çözmek için kadınların sürekli çatışmaya girmek yerine karşı tarafın olumlu-olumsuz örneklerini bir kenara bırakıp, olumlu özelliklerine odaklanmalı ve duygulara hitap etmeleri gerektiğini” söylüyor.

Tarihi bilgilerin yanlışını, doğrusunu Hoca’ya bırakalım, şu son cümlelerin asla bir psikiyatr profesörü değil, bir psikiyatrın bile ağzından çıkmaması gerekir. Zaten bin yıldır kadınlarımızın yaşamdaki durumları bırakın sözde, özde de yaptıkları bundan daha fazlasıdır. Otorite, güç, toplumun değer yargıları ve feodal düzenle ataerkil düzenin inançla kenetleşmelerinden kadınlarımızın geldikleri günümüze bir bakalım.

Evlilikte bir çatışma varsa, neden ilk akla gelen kadın oluyor? Bu konuda geçimsizliklerde, çatışma, kavga, boşanma ya da öldürmelere kadar varan cezalandırmalarda, baş aktör, yaptırım gücü zaten erkeklerde değil mi?

Kadınlarımız daha ne kadar el etek öpsünler ve ne yapsınlar? Sokağa çıkıp bir bakalım, Anadolu’yu gezelim. Sekiz doğum yapmış kadının iki de kuması olduğunu, vicdanımızda bir değerlendirelim. Zaten geçim derdinde olan bir ailede erkek, “Bu yemeğin tuzu neden fazla?” diye kadınlara dayak atmıyor mu? Nevzat Hoca bunları düşünmeden, bin yıllık eşitsizliğin taraftarı gibi konuşuyor. Böyle bir yorumla siz bir ruh hekimi olarak bir kadın, kocasının üstün yönünü pohpohlayamadı diye suçu gene onun üzerine yüklüyorsunuz.

İşte böyle değerli okurlar. Kalıplaşmış değer yargılarını yüzyıllar çözemediği gibi akademik kariyer sahibi de olsanız içinizdeki düğümleri bile çözemiyorsunuz.


Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena