Ölülerin Ardında Konuşulmaz

Değerli okurlarım, yukarıdaki başlık sözü hem insanlık yapımız, hem de inançlarımız bakımından doğrudur. Dünyanın her yerinde de bu düşünce, aynen geçerlidir. Çünkü ölünün arkasından konuşarak ondan ders alınmaz. Alınacak ders geçmişlerin kanlı sayfalarında değil, geleceğin aydınlığında aranır. Geçmişin sayfaları tarihtir. Bilime, sanata, sosyolojiye ve evrime, uygun buluşlar, yaşam merdiveninin birer basamaklarıdır. Bunlardan ders alınarak, insanlara iğme kazandırır. Öteki ise, dünyasını değiştirmiş kişileri kötülemek, kendi yüceliğimize yakışmaz.

Örneğin Atatürk, bir gurup var ki, Cumhuriyeti kurdu, yaşamında ve yaşamından sonrası için, özel çıkarları peşinde koşmadı, saraylarda kaşanelerde oturmadı, halkın arasından çıkmadı, nesi varsa giderken ülkeye geri verdi. Bir bakıma ödeşti. Öte yandan kazanılan zaferler, düşman askerlerinin ülkeden atılması ikinci dünya savaşına girmememiz, ciltler dolusu söylemler ve yapılanmalarla kendi tarihini yazdı.

Sevgi, sübjektif bir duydur. Ama nefret insanlık ruhunun uçurumudur. Bu güzelim ülkemizde, bir takım sosyal konuları geçmişin sultanlarını, padişahlarını, cumhuriyetin kurucularını ve sanatçılarımızı aşağılamanın, küçümsemenin tek bir nedeni kendi komplekslerimizden kaynaklanır. Dünya tarihinden, insanlığın evriminden, tekniğin zaferinden, sanatın insana yaraşır yüceliklerinden…..

Değerli okurlarım, uzatmak istemedim. Çünkü hepimizin bildiği şeyler ama inanıyorum ki, hiç kimse kendi bilinçaltını bilmediği için, bazı düşünce ve eylemlerin bilinçaltı komplekslerinden kaynaklandığı da hepimiz için geçerlidir. Bu konunun çok geniş yeri vardır. Bazen öyledir ki, bir kişiden nefret ediyorsunuzdur, analize gidersiniz. Analiz bilinçaltınızı çözümler ve okur. Bir de bakarsınız ki, o nefret ettiğiniz kişi (kadın ya da erkek) meğer âşık olduğunuz insandır.

Dünya ve kendi çapında insanlarımız bir kaos ve de kargaşa içinde bir umut peşinde kısacık adımlar, yüz metre koşuya çıkmış gibi yolda bir yarışa girmektedirler. Neyse tek çare birbirimize sarılmak, yaralarımızı birlikte sarmaktır.

Saygılarımla
Dr. Haydar Dümen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena