Özdeyişler Yetmedi Fıkralar

Bütün dünyada, kadınları aşağılayan erkekler çapkınlıklarını, evlilik kalkanı ile koruyan kadınlar üzerine kurgulanırken, gene namus ve zekâ değerleriyle alay etmektedirler. Böylece erkekler kadınlardan bir öç alma gibi onları kendi bastırılmış duygularının suçlusu! sayarak onlar hakkında onca olumsuzlukları dile getirmişlerdir.

Daha önce sunduğum atasözlerinde kadınların ne kadar aşağılandığını gördünüz. Bunlar arasında şeytan benzetmeleri yaygındı. Dinsel söylemlerde de bu benzetme bol bol kullanılır. Erkekler kadınların zekalarını aşağılayarak, bilinçaltı bir mekanizma ile, kendilerine üstünlük ve pirim sağlar gibi olurlar.

Fıkralara gelince, dünyada olduğu kadar bizde de aynı oranda, aynı biçimde, özellikle cinsel alanda kadınları küçük düşürücü on binlerce fıkralar üretilmiştir. Örneğin: Şeytan kahvehaneye girmiş, bütün erkekler kaçışmışlar. Biri oturuyor, yanına şeytan gelmiş, “beni tanımadın mı?” sorusuna adam: “tanıdım şeytansın” demiş. Şeytanın korkmadın mı? Sorusuna adam: “Niye korkayım” der, “ben senin kız kardeşinle 30 yıldır evliyim”.

Bu tür, gülmece esprilerinin altında gene erkek egosunu güçlenmeye yönelik amaçlar yatar. Erkekler tarafından üretilmiş fıkralarımızda salonlarda, aile toplantılarında, içki sofralarında neşe parfümü gibi kullanılır.

Bizim gibi toplumlara baktığımızda erkek ne denli erkekse! Yani güçlü ise, haremleri de o denli zengindir. Kral, padişah, ağa, varsıllarda ya da din ulularında olduğu gibi. Bu tür aşağılamaların bir başka yolu vardır. Erkeklerin çoğu kendi başarısızlıklarını kadınlarına yüklerler. Psikolojide buna yansıtma mekanizması denir.

Ne gariptir ki, bu tür özlü sözler ve fıkralarda, kadınların namusuna pek güvenilmediği açıktır. İşte burada insanın ve insanlığın kanı donuyor. O kadınlar, analarımız, kardeşlerimiz, kızlarımız gibi, görülmediği sürece insanlık merdivenlerinden tırmanma çabalarıyla uygarlığa ulaşamayız.

Özetlersek, zekâdan, bilgiden yeterince paylarını almayan erkeklerin, aklında ve bilinçaltında hep cinsellik ve de onun tatmin amaçları yatar. Topluluğun bir bakıma onaylamadığı! Bir görüntü ya da davranış dışında olan kadın, rahatlıkla öyle bir kişinin saldırı hedefine dönüşebilir.

Evrensel insan haklarına ulaşmadan, yaşamdaki bağnazlıkların temizlemeden bu cinayetler bitmeyecek ve hep Özgecanlar olacaktır. Bunu önlemek için, bağnaz kafaların yorumu: Kadın gülmeyecek, sokağa çıkmayacak, özgürlüğünü kocasına adayacak vb. Kadın bu yöntem ve tutsaklığı kabul etmediği sürece başı dertten kurtulmayacaktır.

Çünkü, erkekler kendi kazanımlarından ve egemenliklerinden, toplumsal yapılanma ve de inançtan aldıkları ivmelerle, bu tür saldırılar artacağa benzer. Çünkü toplumdaki erkek, öteki erkeğe güvenmediğinden, değer yargıları da kendinden yana olduğundan “Erkek çocuk doğuran övünsün, kız çocuk doğran dövünsün” gibi atasözleri üreterek olduğu gibi kendi saldırganlıklarını belgelemektedirler. Ancak bunu diyor ki: O kadınlar hem eşleri hem anneleri, hem de kızlarıdır. Bu demektir ki: Kızları ilerideki yaşamları için şimdiden dövünsünler. Öyle gelmiş böyle gitmez bile diyemiyoruz. Çünkü olayı yaratan: Ben, sen, o, hepimiz. Düzeltecek olan: Gene ben, sen, o hepimiziz.
 

Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena