Şu Beyin Denilen Şey: Hem Alim Hem Zalim

Benimkisinin zalim olmadığını biliyorum da, alimliği konusunu muzır yani yaramazlık sözcüğüyle değiştiriyorum. Çünkü benim beynim hiç ama hiç boş durmuyor. Otururken, yatarken, her yerde durmadan beni zorluyor.

Bir gün, hem de yakın zamanda pat diye beynime Hintlilerin kutsal BUDDHA’sı düşüverdi. Her heykelinde, anıtlarında, şekilsel ve resimsel görüldüğü her yerde oturuyor durumda. Bu ne demek? 2500 yıldır gelip geçen Hintlilerin onu böyle algılayıp beyinlerinde oturan bir Buddha kutsallığı yarattıkları da kesin. Kısacası dinamizmden yoksun, düşünerek dünyayı yorumlama ve o felsefeyi geçerli kılma yöntemi gibi bir şey öğretileri.

Şimdi muzırlık geldi işte: Acaba oturan Buddha ile 1912 ile 1947 yılları arasında İngiltere’den gelen askerlerin Hindistan’ı işgal etmesiyle bir bağıntısı var mı? Onca büyük felsefesi olduğuna inanılan Buddha, yine nasıl oluyor da kendi ulusunun başına gelecekleri, evrensel değerleri, felaketleri göremedi? Doğayla, yaşamın gerçekleriyle uyumda bir yaşam felsefesi yaratarak, hayatın aşılması gereken engellerinde toplumsal bir bilinç yaratamadı? Kısaca insanoğlunun akıl gücünü kullanarak doğanın ve öteki zorlukların üstesinden gelinebileceğini öngöremedi ve de öğretip bir yol gösteremedi?

Anlıyorum, yaramaz beynim, seni iyi tanıyorum. Kimi zaman yüce, kimi zaman cüce beynim. Evet, insanların bedensel ritüelleri, davranışlarını, kimliğini olumlu ya da olumsuz etkiler.

İşte Buddha’nın hayali karşımda duruyor ve bana soruyor:

“Haydar efendi, acaba 1500 yıldır Müslüman halkın ellerini açarak, hep yüce kavramlardan bir şey istemeleri ve de beklentilerinden mi bunca Müslüman ülke yarı aç, yarı tok gelişmemiş durumda? Ayrıca bir ikisi hariç tümü de işgal edildiler ve de sömürüldüler. Üstelik hâlâ demokrasi rejiminin farkında bile değiller. O ki uzman olduğunu söylüyorsun, bu tür el açmalar onlarda psiko-somatik etkiyle yani bedenin ruhu şekillendirip onu koşullandırması söz konusu değil mi?”

“Haydi yüce Buddha, benim başımı derde sokma. Sen işine, ben işime,” dedim.

İşin doğrusu, şu demokrasi konusunda beynimle parmaklarım ters düştüğünden yazım akmıyor.
 
Saygılarımla
Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena