Tanrının Yaptığı Bir Resim Gördüm

Bir televizyon programında saat 23:00’de çıktım. Kapıda araba bekliyor. Sokak yarı aydınlık, karşı kaldırımdan genç bir kızla bir erkek, kızın elinde köpeğinin zinciri ile, bir bahar rüzgarı temposuyla bana doğru geliyorlar. Kız genliğinin, güzelliğinin, psikolojisinin ve de bedenin diriliğiyle şekillendirdiği yürüyüşü, bakışı ve de gülümsemesiyle öyle bir hava yaratıyorlar ki “işte” diyorsun. Sanki yaşamın tüm renkleri ve de ayrıntıları bu çifte toplanmış. Erkek de yakışıklı, dinamik yürüyüşleri canlı ve dinamik sanki bir yere yetişmek ister gibi bir tempoda sanki iki bedenin bir bedene dönüşmüş ve tek bir bedenden emir alıyormuş gibi, bir bütünlük içindeler.

Aynı heyecan, aynı canlılık köpeğe de geçmiş gibi onlardan bir adım önde, mutluluklarına ortak olmaktan öte bir katkıda bulunuyormuş hedefe, yani hayata yürüyorlar. Daha karşı kaldırımdan gelirken, kız bana gülümsüyor. Uzun süredir göremediği bir arkadaşını, aileden birini görmüş gibi sevecen ve sevinçli gülümsemeyle yakınıma gelince bana ”süpersiniz” dedi. Anlaşılıyor gibi televizyondaki sevmiş ve de beğenmişler.

Bu resmi gördüğümde, Tanrının kendi eliyle yaptığı bir tablo bu dedim. Yeryüzü müzesinde gelmiş geçmiş nice tablolardan biri karşımdaydı ve çizgileriyle renkleriyle de bir başyapıttı.

O yaşlarda olmak ve aynı duyguları ve dinamizmi bir dakika bile yaşayabilmek, belki bana bir yıllık enerji dopingi sağlardı. Kendine güvenen, geleceğe dönük korkusuz ve sorunlara meydan okuyan, aşka, sevgiye, güvene dayalı bir bütünlük içinde, her şeyin vız geldiği bir resimdi bu.

Bu resim, Tanrısal yapılanmaya göre bence ilk sırada yer alır. Aşk, sevgi, saygıya bağlı birliktelik ve gelecek kuşakların soy zincirlerine bir halka eklemek, yukarıdaki saydığımız dinamizmden kaynaklanıyordu. Bu resim karşısında saygıyla durdum ve durmaktayız. Bu tür resimleri ülkemizde fazlasıyla göremiyoruz. Ancak bu resimler yerine paranın, çıkarların, tabuların, dogmaların etkisinde kalmış bireylerin ve ailelerin yaptıkları resimleri ülkemizin hayat müzesinde bol bol görüyoruz. Saygı ve sevgiye dayalı bireysel özgürlüğünü kullanarak, gençlerin ya da çiftlerin aşka saygılı birliktelikleri görme oranımız %10’u geçmiyor.

Bu nedenle, bu kadar çorak ve sığ bir yaşamda mutluluk ve onu bulmakta zorlanıyor. Kendimize sığ değerler ortamında teselliler bulma çabasında ezilip gidiyoruz.
 
 
Sevgilerimle

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11

 

Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena