Taşa Tahrik

Saça tahrik, taşa tahrik. Birini inanca göre kapat, ötekine müstehcen diye şalvar giydir ya da kır, parçala, göz önünden kaldır. Dünyada Müslümanlar hariç en ilkel toplumlarda bile taşa tahrik olayı yoktur. Malezya’dan Afrika’ya kadar uzanan şeritte orta doğu ülkeleri de içinde olmak üzere Müslüman ülkelerde hep bir karmaşa ve keşmekeş yaşanmaktadır.

Oysa biz halk olarak, Orta Asya’dan, tarım ve hayvancılıkla oluşmuş bir Türk kimliğimiz var. Doğadan kaynaklanan bu kimlik, bu kültür dünyanın en sağlam ve güvenilir insanlarını üretir. Tarım kültürü doğayla bütünleşme demektir. Yaşam hayvanlarla paylaşılır ki ayakta kalınabilsin. Doğanın kendi özünden gelen ve insanların mayasını oluşturan bu yapılanmada karşılıklı saygı ve sevgi esastır.

Tarım kültüründe erkek kadın yan yana el ele çalışarak hayatta kalabilirler. Gencinden yaşlısına erkekler çevresindeki kadınların ne başına ne de başka bir yerlerine bakarlar. Çünkü bu topluluk büyük bir aile gibidir.

Yaşam mücadelesinde hayvanlarla ortak yaşanır. Her biri ailenin bireyi gibi sevilirler. Bu ortaklaşa yaşamda hayvanda kendisine düşen borcunu öder. Örneğin inek; yoğurdu, yağı, ayranı ile yaşama katkıda bulunur, yemeklerin tadını arttırır.

Koyun, keçi, tavuk, kaz, ördek, hindilerde kendi ürettiklerinin dışında etleriyle insanlara yaşam sunarlar.

İnek, at, eşek, manda, koyun, keçi, kedi, köpek çoğalmak için çiftleşirler. Kırsal kesimde büyük baş hayvanların çiftleşmeleri, açıkta gerçekleşir. Kimi zaman insanlar bu çiftleşmelere yardımcı olurlar. Hiç kimse tahrik olmaz. Bu çiftleşmeye doğal bir gözle bakılır. Çünkü, onlar hem ırgat, hem sermaye, hem de servettir.

Tarım kaynaklı Türk kültürünün yarattığı bu insanlarla taşa tahrik olan öteki insanları kıyasladığımızda şu yorum karşımıza çıkar:

Birincisi: Neye nereye nasıl bakmasını bilmek gerekir.

İkincisi ise: Bakanların kimliğini değerlendirmektir.

Bu anlattıklarımızdan sonra taş ve cinsellik olayını analiz masasına yatıralım. Aklımıza ilk önce şu soru gelmeli: Nasıl bir jenerasyon üretiyoruz? Yukarıda tanımladığımız mozağın içinde yer almış, evrensel kültürün yüzlerce yıllık, sürecinden geçmemiş bu insanlara bir uzman olarak şunları söylemek istiyorum: Eğer taşa şalvar giydirirseniz, kimse taşı değil şalvarın altındakini düşünür. Bu delinin aklına taş getirmek demektir. İşte müstehcen ve tehlikeli olan budur. Çünkü hayaller frenlenemez. Gelip en yakınınızda bile ayrık otu gibi yeşerir ve kök salabilir. Bu nedenle geçmişe değil, geleceğe bakmalıyız ve kendimizede şu soruyu sormalıyız: Biz neden onlara el açıyoruz?...
 

Sevgiler ve esenlikle düşünce dileklerimle..

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena