Toplumda Cinsel Tablo

Bir toplumun sanatında; edebiyat, müzik, folklor, halk oyunları, özdeğimlerinde o toplumun temel öğeleri, yapı ve tasarımın (planını) buluruz. Hiçbir sosyal olay, tek başına gelişip, ayrı bir değer yargısı taşımaz. Bir toplumun kültürünün içinde, mutfağından seksine dek, tüm sosyal yapılar, birbirleriyle uzak yakın ilgilidir.

Erkeklerde de seksi, bu yaklaşım içinde incelemek gerek. Bunuz için erkeklerde seks yaşamını etkileyen toplum yapısına bir göz atalım :

Toplumumuz son yıllarda çok hızlı bir kentleşme sürecine girmiş kırsal kesimden, alt yapısı tamamlanmamış kent alanlarına akmaya başlamıştır. Yapısı gereği yüzyıllardır, kültür, töre, inanç ve davranış biçimiyle kırsal kesime koşullanan ve o kültürle yoğrulan bu kişiler, bir geçiş aşaması bile olmadan, kentlere yerleşince, ekonomik, sosyal yanlar kadar yaşamın öteki bölümleri de bu değişimden etkilenmiştir. Böylece, kentlerde yaşayan kırsal kesim insanları ile, kent yaşamına ayak uydurmaya çalışan, bir ara sınıf ve kentin koşullarına gene kendine özgü birimleriyle uymuş kent halkı ile içice düşmüşler ve bu yaşamın etkileşimlerinden de, genellikle tedirgin olmuşlardır. Bu tedirginlik her alana yansımış, alışılmış eğitimin biçim değiştirme sancıları bireylere yüklenmiştir. Tüm bunlara karşın, Türk toplumunu iki kategoride sınıflamak çok yanlış olmaz.

Kabataslak bir ayırım yapmak gerekirse: Türkiye'de iki grup erkek vardır. Birinci grup, doğanın içinde gelişip, fizik ve ruh yapıları ile doğanın kurallarına uygun biçimlenen kırsal kesim erkekleridir. Bu kişiler, bildiğimiz gibi, 13-14 yaşlarında ergenliğe ulaşan eskiden çoğunluk askere gitmeden»önce evlenen, orta yaşa varmadan genellikle 7-8 çocuğu olan, yani nüfus planlamasının birinci hedefini oluşturanlardır. Kente gidip kadınla birleşme çoğu için olanaksızdır. Gerek dinsel nedenlerden, gerek cinsel doyumlarını başka yollardan giderdiklerinden, mastürbasyonu da pek bilmezler.

Bu gurup erkeklerde cinsel başarısızlık ya da cinsel yetersizlik gibi duygulara fazla rastlanmaz. Çok olağandır ki, hayvanların çiftleşmlerine tanık olmaları doğacak yavrularınaileye ekonomik katkıları bir tür eğitim rolü oynamaktadır.

Gene bu gurup erkeklerin karılarından başka bir kadınla cinsel denemeleri de azdır. Analarından aldıkları öğütler arasında, «Oğlum, harama uçkur çözme!» aşılaması vardır. Ve gene çoğu, «harama uçkur çözmediklerinden» gururla söz ederler. Her köyün, zengin, ağzı söz eden, önde gelen ya da bıçkınları, karılarından başka kadınlarla ilişki kurmuş olabilirler ama, bu gibilerinin sayıları ise azdır.

Kısaca tanımlamaya çalıştığımız bu büyük kitlenin, evliliğin sosyal örgütü genellikle kadının zararına dalgalanmalar gösterir. Yaşam yükünün tümünü, kadının omuzlarına yüklenmesi, « hamur yoğurmak, çocuk doğurmak » bir yana, her türlü işi kadına yaptırması, erkeğin doğal, yani erkeklik hakkı gibi sayılır.

Erkeğin bu ve benzer davranışlarının öteki kişilerce yadırganmaması ve en ufak cinsel olayların, affedilmemesi bir yana cinayetlere dek varabilmesi gibi sosyo-kültürel (töresel) sorunlar, kadın için fazla iç açıcı değildir. Bu sosyal sorunlar, son derece karmaşıktır. Bir yerde rasgele kartopu gelen kadının akrabası, kartopu atanı oracıkta kurşunlayıverir. Bir yerde ise, baba, kızını para ile satar (beşik kertme – başlık parası vb.).

Bu sosyal anarşiyi bir yana bırakıp da, bu gurup erkeklerin cinsel yaşamlarını özetlersek, bunlar dilediği zaman, karılarıyla cinsel birleşme yapan kişilerdir. Kimi gecede birkaç kez, kimi haftada bir, kimi daha seyrek. Ama hiç biri bu konuda, durumundan yakınmaz. Ve kırsal kesimde bu konular uluorta konuşulmaz.

Kent erkeklerine gelince: Bu konuda düşsel bir geziye çıkalım: Önce bir meyhaneye gidelim. Masalardaki sohbetin konusunda mutlaka kadın ve seks vardır. Buradan çıkalım, bir kulübe gidelim. Burada da en açık fıkralar. Avrupa gezileride cinsel serüvenler, ellerindeki canadeğen (nefis) parçalarla (!) kurnazca oynanan oyunlar gibi vb. konular söyleşilerin olmazsa olmazdır.

Sokağa çıkıp erkekleri izleyelim, tüm erkeklerin gözleri kadınlardadır.

Toplumumuzdaki bu cinsel açlık neden?

Bizler karmaşık bir toplumuzdur. Hem Batının hem de Doğunun özellikle islam kültürünü yaşayan insanlarız. Batı'nın uygarlığı, teknolojik üstünlüğü, belirli bir sosyal yaşantıyı da birlikte (getirmiş üretim ve tüketim ekonomisinin zorladığı koşullarda, kişiler daha önceki yüzyılların yöntemlerini bir yana iterek, yeni bir yaşantıya girmişlerdir. Bu yaşantı, kadının iş ortamına ve ekonomik bağımsızlığını kazanması ile, daha özgür bir seks yaşamını da onlara kazandırmıştır.

Anlaşan nikahsız iki çiftin bir otelde bile kalamadıkları ülkemizde, cinsel eylemler normal kanallardan kolay akmadığına göre, sosyal yapının barajım aşarak, hiç de istenilmeyen kanallardan boşalması, kendine yol bulmaya çalışması tehlikeli de olabiliyor.

Doyumsuzluk, karşı cinsi tanımama, dostluk, insanlık düzeyinde bile ilişki kuramama sosyal yasaklar, kötü eğitim, dinsel baskılar, toplumun cinsel konudaki tutuculuğu, gençlerin yetişme dönemlerinde çevre baskılarına karşı, içsel dürtüleriyle çatışma durumunda ol¬ması gibi pek çok nedenler, kentli kişilerin cinsel yaşamındaki çarpıklığa, mutsuzluğuna, neden olmaktadır. Burada ayrıca ekonomik koşulları da unutmamalıyız.

Tüm bunların yanında kişisel yapı ve ruhsal durumun rolü de çok önemlidir. Kişinin entelektüel düzeyi, duyarlı ruhsal yapı, sinirsel yorgunluklar, önyargılar, çeşitli korkular, bilinçaltı etkenler, gizli eşcinsel dürtüler, aşağılık kompleksi, bezginlik, depresyonlar, iş yaşamındaki başarısızlıklar, evlilik tekdüzeliği (monotonizmi), kadının bedensel yıpranmaları ve burada saymadığım daha birçok etkenin, cinsel yaşama değişik oranlarda olumsuz etkisi olmaktadır. Denilebilir ki, günlük yaşantımızdaki her olay, bir oranda cinsel yaşamımıza yansır. Bu etki bombardımanında, kişinin yardım olanaklarından yoksun kalması ise, konunun ikinci olumsuzluğunu oluşturmaktadır.

Erkeklerde ergenlikten sonraki anarşik cinsel yaşam, 18-20 yaşlarında organik olgunluğa erişir, 30 yaşlara doğru bu olgunluğa ruhsal olgunluk ve denemelerin geliştirdiği davranışlar da katılır. Bu grafik, kişiden kişiye değişik bir yol izler. Günümüzde organik ve ruhsal büyük yıkımlara girmemiş kişilerde, cinsel yaşam ileri yaşlarda da sürebilir. Ne var ki bizler, onu sosyal ve psikolojik baskılarla zamanından önce öldürmeyelim. Yetmiş yaşına gelmiş sağlıklı bir erkeğin, «artık bu yaştan sonra o defteri kapattık» inancı, tıbsal yönden geçerli değildir. Her yaşın bir işlevi vardır. Koşmada, yemede olduğu gibi cinsel yaşamda da, yaşın doğal aktivitesi ve sınırları içinde olmak koşulu ile, cinsellik canlı kalabilir.

Cinsel yaşamın tadını pekiştiren heyecan ve bütünleşme süreçleri genellikle yitirilmemelidir. Heyecanı yitirilmiş cinsel birleşmeler, mekanik niteliğe dönüşür, ve zamanla çiftlerde isteksizlik ve yetersizliğe yol açar.

Erkeklerin zaman zaman dış serüvenleri (maceraları) kadın açısından olumsuz sayılsa da psikolojik ve buna bağlı fizyolojik yönden, hep olagelmiştir. Bu aslında erkekte bıkkınlığa bağlı yetersizlik ve isteksizliklerin sönmemiş libido'nun, bedensel bir kanıtı gibidir, erkekleri zorlar. Kadınların bu durumlarda konuyu abartarak aileye getireceği zararları da düşünerek yapıcı bir yolda tavır almaları doğru olur. Aslında, erkeğin potensi (gücü) ne denli canlı kalırsa bundan yararlanacak gene kadınlardır. Genellikle erkekler, sevmese bile beğendiği, daha ileri giderek az beğendiği bir başka kadınla cinsel birleşmede bulunabilir ve zaman zaman, kaçamak da olsa, olanak bulduğunda bunu değerlendirmek ister. Bu duygunun kökeni, bir ölçüde de genetiktir.

Biyolojik istekler, id düzeyinden kaynaklanır. Onu engelleyen Süperego ile, dengeyi sağlayan Ego'nun uyumu ile normal davranışlar ortaya çıkar. Ancak, idin ne kadar baskı altında tutulursa tutulsun, zorlamaları bitmez.

Öz olarak, kadınlar, kocalarının potensini korumak için, erkekler de karılarının ateşlerini söndürmemek için, ne gerekiyorsa yapsınlar ki, mutlu ve sağlıklı evlilik sürsün. Böylece, önce kendileri, sonra çocuklar ve toplum bu evlilikten zarar görmesin.
 
 
Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena