Ünlü Olmak Ya Da Olmamak

Ünlü olmak kolay değildir, ondan daha zoru onu koruyabilmektir. Çünkü üne kavuşan kimileri bu ünlerinin karşılığında elde ettikleri övgü ve alkışların sarhoşluğunda olabilirler. Bilinç altlarında ve bilinç dışlarında bir yerlerde uyumakta olan aşağılık kompleksleri, kimliklerinin temel taşlarını oluşturur. Bu kompleksler bir tür doyumsuzlukla da kışkırtılarak kendilerini farklı ve üstün görmeye alışageldiklerinden, megolomaninin sınırlarını zorlarlar. Bundan sonra, onlara göre herkes tarafından sevilip hayranlık duyulduklarına inandıklarından, kafalarında yarattıkları senaryonun şımarık bir oyuncusu haline gelebilirler. Bu aşamada artık ünlerini koruyamamanın sapağına girmiş olurlar. Bir biçimde kendini harcama süreci de böyle başlar.

Topluma mal olmuş ünlü kişilerin, yaşamlarında ve davranışlarında başkalarına örnek olmak zorunlulukları da vardır. Çünkü onların yaşamları izlenmektedir. Ünlerinin bedelini sıradışı özgürlükler yapamama biçiminde öderler.

Büyük adam olmak ise daha da zordur. Onların bu zorlukları biraz daha evrensel boyutlara taşınır. İnsanlar ister ünlü, ister büyük kişiler olsunlar, yaşadıkları toplumda kendi kendilerine özel bir ayrıcalık taşıyamazlar. Toplumun onlara kazandırdıkları üne de ihanet etmeden yaşamak zorundadırlar.

Ünlü kişilerin olabildiğince megolomaninin megolo’sundan da mani’sinden de sıyrılmaları gerekir. Megolomaninin bir basamak altı hipomani dediğimiz bir kimliktir. Bu, dışa dönük, umursamaz, kendini herkesten farklı ve büyük görme saplantısıdır. Kimseleri beğenmezler, çok konuşan, eğlenceyi seven kişilerdir. Kendilerine biçtikleri kimlikle toplum ya da kişi değerlerini hiçe sayarak, bencil bir ünün ya da üstünlüğün(!) dokunulmazlığına da sığınarak, insan haklarına, etik ve estetik değerlere uymayan davranışlarda bulunurlar.

Yani kişi bir güldürü oyuncusu ise, her duyduğu ya da öyle sandığı bir olayı karşısındakinin kişilik haklarını ve de kimlik yapısını hiçe sayarak, yalan yanlış ortaoyununa taşıyabilir. Oysa bu oyunla izleyenlerin kafasında da yanlış yargılar uyandırırlar. Çoğu zaman da bu oyuna kurban edilen kişinin elinde yapacağı fazla bir şey yoktur. Çünkü onun manik düzeyine inip, polemiğe giremez.

Kendi düşünce ve etik savurganlıkları içinde kendi oyunlarına devam ederler. Savunma mekanizmalarıyla da kendilerini ülkenin en iyi, en bilinçli, en akıllı ve en doğruyu gören insanlar sanırlar.

Şimdi ben okurlarıma soruyorum: Bu saydığım kimlik yapısına uyan insanlardan tanıdıklarınız var mı? Aklınıza kim ya da kimler geliyor? Bu topluluğun ahlak ve etik değerlerini asla söylenmeyecek söz ve cümlelerle hiçe sayan, bunu umursamazca söyleyen birini anımsıyor musunuz?

Bütün bunları sonra hepimiz gibi sizler de unutacaksınız. Oysa bu çamurlu kurşunu atanlar yollarına devam edecekler. O kurşunları yiyenler ise hep yaralı kalacaktır. Neylersin ki hipomanyaklarımız az değil. Tabii ki bunların bir de prototipi olacaktır. O kişiyi sizler bulacaksınız.


Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena