Ye Beni Gogo

118’li hatların birinde, bir İspanyol dilberi reklama çıktı. Bir 33 demesi vardı ki, bizim deyimimizle, “Ye beni Gogo” der gibi davetiye çıkarıyordu. Kız güzel, boy pos yerinde, bel ince, saçlar gür, dudaklar lokum, daha önemlisi dudaklarını uzatıp, tam türkçe söyleyemediği için, son derece erotik bir görüntüyle 33 diyordu ki etkilenmemk mümkün değil.

Bu kadına, bizim erkeklerimizden bir yığın evlenme teklifi gelmiş. Öykünün bu bölümünü senaryolaştırıyor, sizi sanal bir ortamda, gerçeklerle yüzleştiriyorum.

Kız onlarca mektubu, birer birer inceledi, sonra birine karar verdi. Onla buluşmayı kabul etti, adam 34 yaşında bekar, zengin ve de çok yakışıklıydı.

İstanbul’un en gözde mekanlarından birine gittiler. Her zaman diliminde, kızın gözleri fal taşı gibi açılıyordu. Bu erkek sanki, İngilterenin Bakimgan Sarayından fırlamış gelmiş gibiydi. Nezaketi, görgüsü harikaydı. Hele o deniz ürünlerini yerken ustalığı, kadını mest etmişti. Konuşma sırasında adamın arabalarının markalarını öğrendi. Yazlık malikanesinin fotoğrafları gördü. Türkiye de değil cennetteyim gibi düşündü, o geceki test denemesi de her ikisi için süper bitti. Evlenmeye karar verdiler. Tek sorun, adamın tek bildiği yabancı dil İngilizcesi zayıtı. Kadın öğretirim diye düşündü.

İlk seyahatlarını İspanya’ya yaptılar. Kadın onu tarihi yerlere götürmek istiyor, adam lüks eğlence yerleri tercih ediyor. Kadın İspanya’nın tarihinden konuşuyor, adamın bu konuda tek bildiği İspanyayı feth eden İslam kumandanı Tarık bin Ziyad'ın sadece Tarığı, ve askerler geri kaçmasın diye gemileri yaktığıydı. Bir iki müze gezisi denemesinde kadın paniklemeye başladı. Kocası dünyanın o yanı ile ilgilenmiyor. Ünlü kadın, artis ve mankenleri de, ezbere biliyordu.

Konuşmada anlaşamıyorlardı. İspanyolca kadının ana diliydi. İspanyolcayı bilen İtalyancayı da konuşabilir. Okulda ikinci dil İngilizce ise, bu sözcüklerin yardımıyla Fransızcayı da konuşabilir.
Birliktelikteki ortak yanlar, giderek azalıyor. Kadın ilk günlerdeki heyecanı yitirdiğinden, orgazm da olamıyor. Bunların üzerine adamın iki de bir: Boğazda rakı, balık söylemlerinden sıkılmış durumda. Sanal cennet, somut cenneme dönmeye başlamıştı. Bir ay sonra boşandılar.

Kadın, öteki mektuplardaki içeriğin ortak yanlarını da gördükten sonra, “bunlar seksi evlenmekle karıştırıyorlar. Beyinlerindeki boşluklarını ve komplekslerini de renkli yaşamla dolduruyorlar” deyip olayı unuttu gitti.

Gelelim biz kendi gerçeğimize: Ruh, beyin, konuşma, bilgi, kültür, insan değerleri, sosyal uyum, estetik boyutlarda anlaşma sağlanmadığı sürece öpülebilir coşkusunun, evlenilir sapağında yoldan ayrılındığında yapılan evliliklerde, herkes için tehlike çanları çalar. Yani: Evlenmek için kadınlara, kasap vitrinlerindeki etlere bakar gibi bakılmaz, o hevesle yaklaşılmaz. Evliliğe ve kadınlara orkidenin, menekşelerin, kelebeklerin kanatlarındaki renklere ve ayrıntılara bakar gibi, ruhun derinliklerine bakılmadığı sürece, bir kumar oynanır. Bu da tombala çekmek ya da zar atmak gibi bir şeydir. Oysa o adım atılırken, 60 yıllık bir birlikteliğin, bunun hesapları yapılsa ve kurgular, amaçlar, beklentiler insan beyninin güzelliği ve enginliği üzerine yapılsa büyük cennet dünya, küçük cennet eviniz olurdu.


Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena