Zafer Başkadır, Vatanı Kurtarmak Başkadır

Sayın Yılmaz Özdil’in, Sözcü Gazetesinin 30 Ağustos tarihli köşesinde yayınladığı bir fotoğrafta, işgal kuvvetleri askerlerinin bir köylü kadını nasıl oynattıklarını gösteriyordu. O tarihlerle bağlantılı olan insanlar, dünyaya veda ettiler. Yani canlı tanıklar kalmadı. Daha sonraki kuşaktan bu kalıntılardan belge sunanlardan biri benim. Anam 1903 doğumlu, ben 1930 yılında doğdum. Köyümüz, Uşak’a 7 km mesafede, tiren yolunun yanındadır. Atalarımız 2,5 yıl Yunan işgali altında yaşadıklarını birinci ağızdan duyarak büyüdüm.

Bozgun halinde kaçan Yunan askerleri, köyde çoluk çocuk, yaşlı, genç tüm insanları toplayıp camiye kapatıyorlar. Açlık susuzluk bir yana, tuvalet ihtiyaçları çok dramatik yaşanıyor. Üstelik düşmanın ne yapacağı belli değil, herkes camiyi ateşe vereceklerini sanıyor. Ondan daha önemlisi, kadınlarımızın, kızlarımızın namusu. Bazı anne ve babalar caminin kilimlerini kaldırarak, onu kızların üzerine örttükten sonra, kendileri de üzerine oturarak, kızlarının namusunu korumaya çalışıyorlar. Kız sabaha kadar, havasız ve ağır yük altında kımıldayamıyor bile. Gece olunca askerler birer birer içeri giriyorlar, ellerinde çakmak ya da kibrit ile kızların yüzlerine bakarak, anaların babaların, akrabaların gözü önünde, beğendiklerini bileklerinden tutup götürüyorlar.

Kızlarımız ve kadınlarımız kendilerince bir çare olsun diye, kilimleri kaldırıp altındaki kiri ve tozu toplayıp avuçlarında tükürük ile çamur haline getirerek yüzlerine, gözlerine sürüyorlar. Düşman bu dinler mi? Gözüne kestirdiği 14-15 yaşlarındaki kızlar dâhil, bileklerinden tuttukları gibi götürüyorlar. Bir süre sonra kızlar perişan biçimde dönüyor. Kimsenin birbirinin yüzüne bakacak hali de yok. Kızlardan birini kerelerde götürüyorlar. Kız: “Ötekiler de var niye hep beni hep beni” diye ağlayarak yalvarıyor. Düşman bu dinler mi?

Bir asker anamı tutup götürmüş. Bileğini bıraktığında anam bir fırsat bulup, bütün gücüyle askerin kasığına bir tekme vurarak kaçıp kurtulmuş. Diyelim ki, ırzına geçildi! ne fark eder ki. Bu gibi durumlarda bunlar benim anam senin analarımız değil, hepimizin analarıdır.

Değerli okurlarım, işte sizlere ikinci kuşaktan canlı bir tarih. Düşman gittikten sonra, hükümet bir kanun yayınlıyor, ırzına geçen kızların tümünün bakireliği ilan ediyor.

30 Ağustos Zafer Bayramı ya da Kurtuluş Bayramı demek az gelir. Bu kurtuluş, savaştan ya da doğal felaketten değil, namusumuzun kimliğimizin koruması dünyada yerimizi almamızın kurtuluşu ve bayramıdır.

Anam adına sevgili okurlarım, kendi adıma değerli okurlarım, dünyanın hiçbir yerinde canlı varlıklarda nankörlük hoş görülmez. İnsanlık terazisinin en hassas ölçülerinden biri de budur, böyle biline…

Sevgi ve Saygılarımla
Dr. Haydar Dümen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena