Aşağılık Kompleksi (complex d’inferiorite)

Bireysel psikoloji hareket noktası olarak, değer eksikliği duygusunu (complex d’inferiorite) kabul edilmiştir. Doğal ve sosyal koşullardaki herhangi bir ayrılık, kişide değer eksikliği duygusunun ortaya çıkmasına neden olmakta ve böylece kişinin topluma uymasında önemli rolü olan “sosyal duygu”’nun değişmesi de sekteye uğramaktadır. Bir çok ruh hastalıklarına ve bunalım durumlarına, bu değer eksikliği duygusu neden olmaktadır. Adler, değer eksikliği duygusunun ortaya çıkmasında ekonomik koşulların, cinsiyet farklarının, kardeşlik sırasının ve eğitim sistemin yanı sıra beden özgürlerinin de büyük rolü olduğunu ileri sürmüştür.

Değer eksikliği duygusunun her türünün, özel birer davranışla ideal bir biçimde giderilmeye çalışıldığı görülmüştür. Böylece huzursuzluk duygusu bir zevk yaşamı ile, fakirlik, zenginlik isteği, alçalma duygusu, zafer durumları, beden özürleri ise, örneğin düşünsel alanda bir başarı ile giderilmek (telafi etmek) istenir. Birbirinden değişik gibi görünün bu giderme (telafi) yolları, değer eksikliği duygusunu yenerek, üstünlüğe ulaşmak gibi tek bir hedefin birer basamağıdır.

Uzun ve sürekli uğraşlarla (mücadelelerle) bu gibileri herhangi bir alanda başarı kazanarak, çevreye karşı kendini güçlü hissetmeye başlayabilir. Solak bir kişinin sürekli çalışmalarla güzel bir yazıya sahip olması, bedence bir özür ya da eksikliğin düşünsel alanda üstün bir başarıya yol açması zaman zaman rastlanılan örneklerdendir. Ancak bunlar çok az görülen başarı örnekleridir. Oysa tüm çabalarına karşı, kendilerindeki değer eksikliği duygusunun yenemeyen büyük bir topluluk vardır. Bunlar, kendi düşsel üstünlük ereklerine varmak için, bir çok düşünce ve davranış planları kurmuş, fakat uygulamada başarı gösterememiş olan kişilerdir. Bu kişiler, yaşamı tümüyle birbirine zıt kavramlar içinde görürler ve dolayısıyla gerçeklerin getirdiği uyum yeteneğinden yoksundurlar.

Her insan doğumundan sonra çevrenin biyolojik, fizik, sosyal ve psikolojik yapısına uyum için, bir uğraşı (mücadele) içine girer. Böylece ben (ego) oluşur. Kişi iyi ile kötünün yaralı ile zararlının, güzel ile çirkinin sınırlarını öğrenmeye başlar. Ve sonunda kendisi için yaralı olanları seçer, zararlı olanlardan kaçar. Bu canlının yaşaması için gerekli uyum yeteneklerinden biridir.

Ben’in doyumu varlığını koruma aslına dayanır ve ben’in doyumu için başkalarından üstün ve daha iyiye sahip olma gibi bir tutkuya kapılır. “Desire to do, desire to have, desire to be” denilen, bir yönü sosyal, öteki yönü kişisel bir tutkudur bu.

Kişiden kişiye değişen onur ve sevgi, bu duygunun ürünüdür. Toplum içerisinde doğaya üstün gelme tutkusuna ve bu enerjiye “üstünlük duygusu” denilmiştir.

İlk insanlar evrenin büyüklüğü, büyük yıkımlar (felaketler) ve doğa olayları karşısında yetersizliklerini görerek, mistik duygularla bir çeşit sığınma ve koruma yolları aramışlardır kendilerine. Aşağılık ve üstünlük duyguları, aynı psikolojik davranışın iki yüzü gibidir. Kişinin ego’sunu doyurmak için sığındığı ya da başvurduğu bir davranış biçimidir. Benlikte gerçek ya da düşsel (hayali) bir aşağılık duygusu yer almaya başladığı andan itibaren, bu enerji, bunun yenmek yolunda, öteki bir bölüm elemanlarla işbirliği eder. Denebilir ki, insan ruhunun “kendini değerlendirmek”’ten ibaret olan ana motifi, hep bu aşağılık komplekssinden kaynak alır. Bu ruhsal işlemler bilinç üstü ve bilinç altı sürekli hareket durumdadırlar.

Aşağılık komplekssi kişiden kişiye değişik sonuçlar yaratır.

1 Kişi komplekslerinin altında ezilmiş, kendinin değersiz ve yetersiz olduğuna inanmıştır. Toplum içerisinde başarısız, ürkek ve çekingendir. Böyle bir insan kendi köşesinde yitirilmiş bir kişidir artık. Kendine ve başkalarına yararlı değildir.

2 Kişi komplekslerini yenmek ve gidermek için, kötü biçimlerde giderme yöntemi arar. Kendi özürlerinden dolayı, topluma ve insanlara kin duyar. Onların da kendisi gibi ve daha özürlü olmasını diler. Bunun için yıkıcı olur. Örneğin, romanlarda, sinemalarda, kötülüğü simgeleyen kişi, ya tek gözlü korsan, ya çengel kollu cani, ya da kötü görüşlü bir insandır. Kötülüğün dinsel simgesi Şeytan sivri sakallı, keçe külahlı garip bir yaratıktır.

3 Kişi yetersizliklerini başka yetenekleri ile giderir ve kendini yüceltir. Tarihe üstün yetenekli (dahi) diye geçen çok kişinin, bazı eksikleri olduğu bilinmektedir. Birkaç örnek vermek yararlı olur. Kekeme Demosten, topal Lord Byron, sağır Beethoven, sağır-dilsiz Helen Keller, felçli Roosevelt, kısa boylu Napolyon saralı Van Gogh ve daha bir çoklarının belirli bir sakatlıkları vardı. Bu insanlar olumlu bir yerine koyma (telafi) ile topluma ve insanlığa ölmez yapıtlar vermişler ve yararlı olmuşlardır.

Kendi yetersizliklerini belli eden çocukların yetenekleri bir yönde geliştirilirse, bu yoldan toplum için belki zararlı olabilecek bireyler yerine, büyük yararlar sağlayacak kişiler olurlar. Çünkü bu gibileri, yaşam (hayat) enerjilerini, daima komplekslerinin kamçısı altında daha da güçlü tutarlar.

Sürekli disiplin isteyen ve yaşam enerjisinin çalışmaya yönelik biçimi, rahata alışmış kişilerin yapacakları eylem değildir. Oysa, doyum istediğinden ve elde ettikçe, daha isteyen yaşam tutkusunun bir bölümü olan sahip olma tutkusu, kişiyi daha üstün, daha çok şeye sahip olmaya zorlar. Bu güç ya da potens, sanatsal ve entelektüel yeteneklerle doyurulup, daha yüce amaçlara kanalize edilmezse, onun yerine başka değerler, örneğin parasal değerler olabilir.

Aşağılık kompleksi hemen her insanda bir dereceğe kadar vardır. Bu kompleks, compansation (telafi-giderme), sublimation (yüceltme), deplacement (yer değiştirme) yolları ile giderilmiyorsa, derecesine göre tehlike ve sakıncalı davranışlara sürükleyebilir kişiyi. Bir çok mutsuzlukların, doyumsuzlukların asıl nedeni, aşağılık kompleksidir. Ne var ki, çoğu kez kişi tarafından bilinmez. Ancak bilinçli kontrol aracılıyla ego, tehlikeli olabilecek, istek ve impulsların varlığını kabul edebilir ve bilinçli olarak bunları denetimi altına alıp, onların yerine geçecek başka ve çevrece kabulü olabilecek doyum yolları arayabilir. Bu refulmandan (itilmiş istek) daha iyi ve yapıcı üretici bir faaliyettir. İtilmiş istekleri baskı altında tutmak için gerekli enerji, bu yolla daha yararlı ve yapıcı yönlerde kullanılır.


Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
 

Begen



  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena