Psikoloji Okulu

Değerli okurlarım. Bu köşe artık sizin öncelikle psikoloji, sonra psikiyatri fakülteniz gibi olacak. İnsanı insan yapan ve her şeyi yaratan beyin ve onun fonksiyonları hakkında somut örneklerle çok şeyler öğreneceksiniz. Sonunda her biriniz ailenizin ya da arkadaşlarınızın üzerinde ben psikolojiyi iyi bilirim ya da psikolog oldum diyerek bir baskıya kalkışmaz ve de bizim mesleğimizin de önüne geçmezsiniz.

Okulun bir farkı var. Sizler benim öğrencimizsiniz. Bu önemli, sakın küçümsemeyin. Bundan böyle bir süre sonra manevi ve bilgi psikoloji sertifikanızı beyninizde bilin.

Sözlü sanal bilgilerle psikolojiyi öğrenmek ya da öğretmek kolay değildir. Çünkü psikolojinin merkezi beyini anlamak çok zordur. Uzman olanlar dahil beyin konusunda öylesine yoz saçma yorumlar yaparlar ki, bazen ya bu meslektaşım psikiyatri diplomasını nereden almış diye düşünürüm. Bu nedenle örneklemeyle yani somuk olaylarla teorik bilgileri örtüştürerek sizlere psikolojinin gizlerinin somut şifrelerini vereceğim.

Yeter ki okulumuzu iyi izleyin ve kaytarmayın.

Hazırsanız ilk örnek dersimize başlayalım:

Mutlu bir aile, lise ikinci sınıfa giden bir erkek çocukları var. Aile her yönüyle birbirlerine sevgi dolu ve de saygılılar. Çocukları İngilizce dersinden zorlanınca, babasının bir arkadaşının üniversiteye giden İngilizce bilen oğlunun, çocuklarına ders vermesini isterler. Dersler başlar. Bir süre sonra aile bu genci özümler, sempati ve yakınlaşmalar başlar. Bu genç bir gün derse erken gelir. Anne yalnızdır. Delikanlıya ikramda bulunur, sohbet ederler. Bu sırada müzikçalarda bir dans müziği başlamıştır. Genç kadına: “Dans edelim mi?” teklifine kadın “peki” der. Dans ritmi hızlandıkça, genç hızlı tempoya alışık olmayan kadını hızla çevirmeye başlar. Bir süre sonra kadının başı döner, genç onu alır, yatağa yatırır. Kadının iradesi adeta felç olmuş gibidir. Bu ortamda bir cinsel ilişki gerçekleşir.

Kadın bu ilişkiyi içine sindiremez. Her şey bir zaaf anında olmuştur. Oysa kocasını sevmekte, saymakta ve ona yalan söylemeyi içine sinderememektedir. Bu gencin derslerine son verilir. Eşinin olaydan haberi yoktur. Talihsizlik şudur ki, kadın bu ilişkiden gebe kalmıştır.

Kadın bana aynen şöyle somuştu: “Bu çocuğu doğuramam, doğurursam kocama söylersem, sonucun ne olacağını bilemem. Hem oğlumun geleceği, hem ailemizin dengeleri bozulacak.

Öte yandan da annelik içgüdülerinden olsa gerek, onu aldırmak istemiyorum. Zaten bir süre sonra oğlumuz yanımızdan ayrılınca, evimiz boş kalacak. Bunalıma bile düşebiliriz. Şu anda bebeğimi okşar gibi karnımı üzerinden okşuyorum.”

Kadın devam ediyor: “Her iki durumda da bir bunalım beni bekliyor. Ne yapacağımı bilemiyorum. Siz ne derseniz, onu yapacağım. Bu çocuğu aldırayım mı, doğurayım mı?”

Soru bu, değerli okurlarım. Siz söyleyin. Bu kadın bu çocuğu doğursun mu, aldırsın mı?

Bu soru aynı zamanda bir anket gibi olacaktır. İlginç görüşleriniz bu köşede yayınlanabilir. Ancak en geçerli psikoloji ve de sosyolojiye de uyan en doğru yanıtı verene de internetimizden seçtiğiniz 5 adet kitabımız ücretsiz adresinize noktalanacaktır.


Saygılarımla

Dr. Haydar Dümen
Nöroloji ve Psikiyatri Uzmanı
(0212) 293 33 10 - 11
 
 
Begen


  • Evlilik
  • Ölümle Yüzleşme
  • Kendine İyi Bak
  • Çapkınlık Geni
  • Her Yönüyle Vajinismus
  • Soğumayan Ölüler
  • Çocuğun Cinsel Eğtimi
  • Nazik Adında Bir Kadın
  • Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi
  • Sahipsiz Dev
  • Best of Haydar Dümen : Gülerek Öğrenelim
  • Cennet Şeytana Kaldı
  • Şiir Sözcüklerle İkebena